Burada korunmaya alınan kente ait bir aslan heykeli, mezar
taşları, heykelcikler, yazıtlar ve vazo parçaları
gibi birtakım bölük pörçük eserler, toprağın altında
gizlenmiş görkemli bir kentin haberini verir. Beş
yıl süren yüzey çalışmaları sonucunda Meriç, kendisinden
sonraki tüm zamanları etkilemiş olan bir uygarlığı
temsil eden çok önemli bir yerle karşı karşıya olduğunu
anlar: Bilimin, sanatın, mimarlığın altın çağlarını
yaşadığı, Bergama Zeus Tapınağı gibi olağanüstü eserlerin
yaratıldığı Helenistik Çağ (MÖ 300-30).
TİYATRO KONUKLARINI BEKLİYOR
Meriç, bu döneme ait ayakta kalabilmiş Anadolu’daki
yegâne kentlerden birini gün ışığına çıkarmak için
daha fazla beklemez ve 1989 yılında alana ilk kazmayı
vurur. Bir yıl sonra da kentin en gözde yapılarından
biri olan tiyatroyu ortaya çıkarabilmek için ekibiyle
zorlu bir çalışmaya girişir. "...Heyecanlı
bir bekleyişten sonra yüzey toprağının dört metre
altında orkestranın (koro ve oyuncuların yer aldığı
alan) mermer döşemesi gün yüzüne çıktı…