Yaklaşık on yıl öncesine kadar kimsenin ondan haberi yoktu.
Kayıp bir kent değildi. Unutulmuştu yalnızca. Sırtını
yasladığı dağın dik yamaçlarında, toprağın altında
gömülü olmasına rağmen Avrupalı gezginlerin notlarına
iki satır da olsa düşecek denli göze çarpmıştı oysa.
19. yüzyılın ortasında yapılan bilimsel bir yüzey
araştırmasında da kimliği belirlenmişti. Ama silik
izlerinin peşine pek kimse düşmedi. Uzun aralıklarda
gerçekleştirilen bir iki ziyaret, gözlem, o kadar.
Sonrası derin bir sessizlik, ta ki 1970’li yılların
başında, Recep Meriç tarafından yeniden keşfedilene
dek...
KAZILAR BAŞLIYOR
Bugün Dokuz Eylül Üniversitesi’nde öğretim üyesi
olan Prof. Dr. Meriç, İzmir, Torbalı İlçesi yakınlarında,
Küçük Menderes Ovası’na hakim konumdaki bir tepenin
üzerinde, toza, toprağa terk edilmiş Metropolis
antik kentinin ilk heyecanını cazibesini yitirmiş
görünen soluk kalıntılarda değil, köy muhtarlığında
yakalar.