Konu: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15]
index / Gerçeğin yansımaları
Her sabah kalktığında, ilk iş olarak aynaya bakanlarımızın sayısı azımsanamayacak kadar çoktur. Çatalhöyük'te bulunan obsidiyen aynaların MÖ 6000'e tarihlendiğini düşünürsek, insanoğlunun kendi yansımasını yanında taşıyabileceği bir malzemede görme isteğinin çok eski olduğunu hemen anlarız. Çağdaş aynaların cam üzerine sır kaplanarak kullanılması 15. yüzyılda Nürnberg'den Venedik'e geçince, 'yansıma defterleri' diyebileceğimiz aynaların altın devri başlamıştı. Biz tarih aynasındaki yansımaları Sultan III. Ahmed'in 1717'de İstanbul Hasköy'de yaptırdığı Aynalıkavak Sarayı'nı Venedik'ten sipariş edilen aynalarla donatmasına kadar getirip bırakalım ve o tarihten çok önce yaşadığına inanılan bir halk kahramanını, Nasreddin Hoca'yı anımsayalım: Hoca, bir gece kuyu başına su çekmek için gittiğinde, ayın suya yansıyan görüntüsüyle karşılaşır ve onun kuyuya düştüğünü zanneder. Kovayla ayı yukarı çekip çıkarmaya çalışırken sırtüstü yuvarlanır. Yattığı yerden gökteki ayı görünce onu kurtardığını(!) düşünür. Yansımalar böyle oyunlar oynar insanoğluna.
 
 
Sayfa 1/4