 |
Felsefe ve mimarlık eğitimi almak için geldiği bu kentte, Gaudi geçmişteki bütün krallar ve kontlardan daha fazla iz bırakır. Sanatçı Gotik ve Arap mimarisinden etkiler taşıyan, ama esas olarak doğanın güzelliklerinden esinlenen mimari dehasını, özellikle 1883'de başladığı La Sagrada Familia (Kutsal Aile) Katedrali'ne yansıtır ve hayatının son dönemini neredeyse sırf bu yapıta adar.
Zamanının çoğunu küçük stüdyosunda geçirdiği ve sokağa seyrek çıktığı için siması pek tanınmayan Gaudi, 7 Haziran 1926'da, Bailen ve Granvia caddelerinin kesiştiği noktada 30 numaralı hatta işleyen bir tramvayın altında kaldığında, kimse onun Gaudi olduğunu anlayamadı. Üstü başı yoksul göründüğü için taksiler de onu arabalarına almak istemedi. Gecikmeli olarak hastaneye kaldırılan ünlü mimar, iki günlük bir ölüm kalım savaşından sonra can verdi. Cenazesi ulusal bir yas atmosferi içinde kaldırılan Gaudi'nin kemikleri, tamamlayamadığı La Sagrada Familia'nın mahzeninde bir şapelde yatıyor. George Orwell'ın dünyanın en çirkin binası olarak gördüğü ve savaş sırasında yıkılmadığına hayıflandığı bu muhteşem katedralin inşa faaliyeti ise, onun izinden giden bir grup mimar tarafından sürdürülüyor.
|
|