 |
Tecrübeli yarışçıların yanında yelken sporunu öğrenmek için
gelen pek çok meraklıya da rastlamak mümkündür. Gün
boyunca hem yelken yapmayı, hem de ekip ruhunu taşıyarak
yarışmayı öğrenirler. Güneşin gücünü gösterdiği yılın
son deniz mevsiminde yalnızca tatil yapmak için gelenler
de yok değildir elbette. Sonbaharın ılık güneşinde
sabah limandan ayrıldıktan sonra açılan rengârenk
yelkenler, denizin ortasına serpiştirilmiş şekerler
gibi durur. Rüzgârı yakalayan tekneler yelkenleri
iyice şişirir. Önde gitme telaşı kaplar hepsini. Ekipler
çalışır, halatlar gerilir, rüzgâr orsalanır... Gün
boyu yol alıp, yarış tamamlanınca başka güzellikler
yaşanmaya başlanır. Dostluklar pekişir, heyecanlar
dindirilir. Bazen karaya çıkılır, kısa yürüyüşler
yapılır. Demirlemiş tekneler seyredilir, günün seyri
konuşulur. Derken akşam yemekleri gelir. Yemek faslından
sonra karada yine kalabalığa karışılır. Ben maviye
tutkunum. Bu tutkumu doyasıya yaşamak için bir fırsat
bu yarışlar.
Yazı ve foto: İdil Karayel |
|