Konu: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15]
index / Hırçın ve uysal Amasra
Amasra benim onu ilk gördüğüm o günden bu yana, iyice ünlendi. Gezi dergilerinden, gazetelerin turizm eklerinden, film karelerinden, TV dizilerinden eksik olmaz oldu. Kolay keşiflerin meraklıları tepeden iner gibi doldular kasabaya, tıpkı yıllar önce kalesinin iç kesiminin evlerle dolması ve ruhunu zedelemesi gibi… Bense, kalabalıkların çekildiği zamanlarda ya da onlara uzak yerlerden seyrettim Amasra’yı. Yazın, özellikle haftasonları binlerce konuğu olur kasabanın. Kumsallar, balıkçı lokantaları, Çekiciler Çarşısı tıklım tıklım dolar.
Amasra’da yağmurları sevdim, Tavşan Adası’nın yanından geçen yunus sürülerini, Boztepe’de ilkyaz yağmuru damlalarını yüklenen zambakları… O zambaklar ki, Amasralılar onlara susam derler. Her ne kadar Sakaoğlu bu sözcüğün “Sesami, Sesam ya da Sesa”dan türemiş olduğunu söylese de; halk kasabanın ilkçağlardaki adı olan Sesamos’un adını bu yabani çiçeklerden aldığına inanır. Bugünlerden başlayarak sis, sabahın erken saatlerinde pamuktan bir yorgan gibi evlerin ve ağaçların üzerine inecek. Kuşkayası’nda dinlenen kertenkeleler çekilecek, böğürtlenler ve mantarlar toplanacak.
 
 
Sayfa 2/5