 |
Gemiç, Karsak’tan sonra dağ eteğinde kurulmuş ikinci köy.
Söylencelere göre, tersane yapımı için ağaç almaya
gelen gemicilerden esinlenerek köye Gemiç denmiş.
İsmiyle, yüzyıla direnmiş özgün yapılarıyla ilk anda
sizi kucaklayan bu köylerde geçmiş zamanın izini sürerken
ilginç sürprizlerle karşılaşırsınız. Geçmişi yüzyıllara
dayanan bir Osmanlı camisinin hemen yakınında bir
Bizans sütun başı çıkıverir karşınıza; günümüzdeki
işlevi soluklanacak bir oturma taşıdır artık ve Mehmet
Amca elinde balık, sütun başının üstünde kedisiyle
oynamaktadır. Hemen yan sokakta komşusu bahçeden dönmüştür
eşi ve eşeğiyle. Seyyar berber hâlâ Gemiç’e gelmekte
midir? Kahvehanenin yanındaki yapıda tıraş eder Gemiçlileri.
Günün birinde belki de rastlarsınız ona. Bu köylerdeki
yapıların ortak özelliği yapıların doğayla, iklimle
ve yapılan tarımsal uğraşla uyumlu olması. Eski yapıların
birçoğunda girişte -ana tarımsal üretim zeytincilik
olduğundan- zeytinlerin tuzlu sulara basıldığı fıçılarla
ya da küçük havuzlarla karşılaşırsınız. Üst katlarda
çokça olan odalarda ise yüzyıllar boyu ipekböcekleri
kozalarını örmüş sabırla. |
|