Konu: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15]
index / Ekimde Ulus-Uluyayla
Yolun kıyısında ahşap evlerin verandalarına serilmiş kırmızı biberlere bakarken, hane sahiplerince selamlanır, çay içmeye buyur edilirsiniz. Olumsuz yanıt verirseniz, "çay" önerisi "ayran" olarak yinelenir. Yanıtınız olumluysa, kendinizi köy ekmeği kokan kahvaltı masasında bulursunuz. Ayrılırken, ağaçtan kopardıkları "töngel"leri ya da daha yaygın adıyla "muşmula"ları da cebinize doldururlar. Uluslular, Tanrı misafirinin ne anlama geldiğini bilirler çünkü. Orada, tahta köprülerin üzerinden takla atarak geçen çocuklara, baltalarını yarım yüzyıldan beri ellerinden düşürmeyen ihtiyarlara ve onların kestiği odunları el arabalarıyla taşıyan gelinlere de rastlarsınız. Sonbahar, bakır bir tasta çalkalanan serin su gibi dökülür yol boyunca üstünüze. Bu mevsimde "sayvan" adı verilen yayla evlerinin balkonlarında yayık yapan kızlar, mağaranın ağzındaki türbeyi ziyarete gelip dua edenler, sürülerini otlatanlar, iğleriyle yün eğiren kadınlar ve göçmen kuşlar gider. İzbit otlarının hükmü sona erer. Uluyayla yolu avcılara ve ormancılara kalır. Mantarlar unutulur mu, hayır; onların da hakkını verelim.
 
 
Sayfa 3/5