 |
Bir gece Hasan Dede'nin keresteleri geyiklere çektirdiğini
görmüşler; hatalarını anlayıp ona omuz vermişler ve
cami bitmiş. Bu söylencenin gerçekliğini bilmiyoruz,
ama bildiğimiz bir şey var. Geyiklerin ayak izlerini
gerçekten bulmak istiyorsak Ulus'tan Uluyayla'ya,
dağlara doğru gitmemiz gerekiyor. Hem değil mi ki,
sonbahar sarayını oraya kurar. 33 km'lik yol boyunca
kayın ve göknarlara eşlik eden meşe, çam ve ladinler
bu ağaçtan ordunun askerleri olarak dimdik ayakta
dururlar. Uluslu İbrahim Efendi, XVIII. yüzyılın başlarında
yazdığı "Atlas"ında "Uluyaylak ve Gökbeli ormanları
değil Osmanlı'ya; bütün cihana yeter" demiş ya, yalan
da dememiş diye düşünürsünüz ormanları gördüğünüzde.
Sonra aklınıza insanoğlunun doğada yaptığı kıyım gelir
ve etrafınıza bakar, ağaçların kokusunu içinize çekersiniz.
Sabahın bulutlarda damıtılmaya başlayıp yeryüzüne
indiği saatlerde, Ulus–Uluyayla yolunda, kalın beyaz
bir tül gibi ormanları örten sis yavaş yavaş silinir
ve müthiş bir renk sağnağının ipleri çözülür. Yalnızca
yüreğin içinde çalınan sonbahar ezgilerinin notaları,
süzülen ışıkla birlikte içinize dökülmeye başlar. |
|