Konu: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15]
index / Gölge ustası Mehpare Aksoy Yiğit
Ancak başladığım resimlerin bitmemeye başlaması ile anladım ki, ben sürekli "hareketin" peşindeyim. Resimlerimde çizdiğim objeleri hareketlendirmenin peşine düşünce ışığı keşfettim. Işık altında her şeyin değişmesi ve başkalaşması mantığından yola çıkarak gölgeye ulaştım. Gölgenin sürekli değişim ve başkalaşım halinde olması ve kendine özgü kurgular oluşturması bu konuya yoğunlaşmama neden oldu. Tabii bu, şöyle bir zorluğu da beraberinde getirdi. Biliyorsunuz bizde ve dünyada gölge oyunu çok klasik düzeylerde seyrediyor.
Özellikle ülkemizdeki olanaklar çok sınırlı. Sonuçta koşullar bizi dışarıda bir arayışa itti ve bu sayede Goethe’nin renk teorisine ulaştık, zamanla buna Amerikalıların renk teorisini de ekledik. Ancak bizi özgün kılan asıl nokta, oyunlarımızın dans ve müziğe dayalı olması; bizim gösterilerimizde söz yoktur. Renk ve biçimlerin dansından oluşan bir tür meditasyon hali etkendir. Oyunlarımızda ikili, basit görüntülerden uzaklaşarak, ışığı enstrüman gibi kullanmaya başladık. Bu nedenle klasik anlamda sözlü tiyatro bizim yapıtlarımıza pek uymuyor.
 
 
Sayfa 2/6