YÜKLENİYOR ...

























Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM

Sevilla, Granada ve Kurtuba... İspanya’da 700 yıl süren İslam hâkimiyetinin izlerini ve ruhunu en belirgin taşıyan kentler. Müziklerinden bayramlarına, giysilerinden edebiyata kadar içlerine işlemiş bu dönem..
İspanya’nın Andalucia bölgesinde yer alan Almeria, Cadiz, Kurtuba (Kordoba), Granada, Huelva, Jaen, Malaga ve Sevilla kentlerinde Katolik İspanyollar, Yahudi ve Müslümanlar 711’den 1492’ye kadar birlikte aynı sokakları arşınlayıp aynı dükkânlardan alışveriş yapıyordu.
O günleri canlandıran bir bayramları bile var: Endülüs’ün doğu bölgelerinde çok popüler olan ‘Arap ve Hıristiyanlar’ isimli fiesta, 16. ve 17. yüzyıldan günümüze kadar gelmiş. Çeşitli yerlerde, çeşitli tarihlerde kutlanan bu bayramda halk tarihsel giysilerle yüzyıllar öncesini canlandırıyor. Tarih sayfaları, kazananın Hıristiyanlar olduğunu yazıyor; ama çoğu yerde yaşanan ilginç bir durum var.

Sayfa 1/10






























Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM

Arap kılığına girmek isteyenler daha fazla! Kimileri Doğulu giysilerinin daha gösterişli, daha göz alıcı olmasıyla açıklıyor bu durumu. Kimileri ise Don Quijote’un torunlarının hep yitirilmiş davaları savunma eğilimiyle...
Oysa, o zamanlar kazanılmış yıllardı İspanya için; Avrupa’nın en gelişmiş kültür merkezi konumundaydı. Müslüman İspanya’nın başkenti Sevilla ilk durağımız. Flamenkonun ve boğa güreşlerinin merkezi sayılan kent, adım başı rastlanan cafeleri, tapas barları, daracık sokaklarında ressam ve çalgıcıları ile yaşama sevinci aşılıyor insana.

Sayfa 2/10
































Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM

Kent, 711’de Müslümanların egemenliğine geçtiğinde İşbiliye adını alıyor ve 1248’de İspanyollar tarafından geri alınmasına dek bu isimle anılıyor. Mudehar (İspanya’nın egemenliğinden sonra bölgede kalmasına izin verilen Müslümanlar), Gotik ve Rönesans biçimlerinin örtüştüğü kraliyet sarayı, el işçiliğinin harika bir ürünü. Önce minare olarak yapılan, sonra camisi yıkıldığı için tek başına ayakta kalan 94 metre yüksekliğindeki Girelda Kulesi, Sevilla’nın sembolü gibi. Masalların gerçek olduğunu kanıtlarcasına yükselen Sevilla Katedrali ise alkazardan (kale) sonra en çok turist çeken yer. Özgün mimarisini hâlâ koruyan Yahudi mahallesi ve İspanya Krallığı’ndaki hanedanları betimleyen seramik panolarıyla büyük ilgi gören İspanya Sarayı diğer görülecek yerler arasında.

Sayfa 3/10































Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM


Endülüs’e 822’de gelen Irak doğumlu Ziryab’ı ise İspanyollar hiç unutmuyor. Sanatçı sadece müzik bilgisini değil, Bağdat saraylarındaki yaşamı, gelenek görenekleri de İspanya’ya taşır. Katolik İspanya’nın kiliselerinde söylenen Aziz Isidor ve Eugene’nin dinsel müziklerini, İslam ilahileri ve o topraklarda yaşayan çingenelerin, Musevilerin folklorik temalarıyla harmanlar. Flamenko işte böyle doğar.

Sayfa 4/10































Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM


Müslümanların İber Yarımadası’nı fethe başladığı ilk yer olan Kurtuba kenti, camisi ile dünya çapında bir üne sahip. 784-786 yıllarında Emevi Sultanı I. Abdurrahman tarafından yaptırılan cami, sonradan yapılan eklemelerle yirmi üç bin metrekarelik bir alana sahip. Renkli mermerler ve altın mozaiklerle bezeli mihrabı, İslam sanatının en güzel örneklerinden. Gotik ve Rönesans tarzındaki şapel ve altarlar ise cami katedrale dönüştürüldükten sonra eklenmiş.

Sayfa 5/10































Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM


Kurtuba’nın Yahudi mahallesine girerken bir yanda ünlü İslam düşünürü İbni Rüşd’ün, biraz ötede Yahudi düşünür ve doktor İbni Meymun’un heykellerini görebilirsiniz. 14. yüzyılda Mudehar stilinde yapılan sinagogun süslemeleri dantel işlerini anımsatıyor. Kenti ikiye bölen Guadalquivir Nehri’nin kıyısında Arap bahçeleriyle de meşhur alkazar, nehir üzerindeki Meryem Ana heykelli Roma Köprüsü görülecek yerlerden.

Sayfa 6/10































Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM


İspanya ve Endülüs deyince akla ilk gelen yerlerden biri kuşkusuz Elhamra Sarayı. Eteklerinde Granada kentinin kurulduğu tepenin üstünde yer alan bu görkemli saray, Nasri hanedanlığı sırasında 1238-1358 yılları arasında yapıldı. Gerek bahçesinin güzelliği, gerek yapıdaki usta işçilik sarayın Batılıların gözünde Binbir Gece Masalları’nın geçtiği yerle bir tutulmasına neden olmuş. Üç ana yapıdan oluşan saray, birbirine geçitler ve iç bahçe niteliğindeki avlularla bağlanıyor. Araplardan kalma en eski bölüm Alcazaba diye anılan iç kale. Comares Sarayı ise herkesin Elhamra’yı havuza yansıyan görüntüsüyle tanıdığı, Mersinli Avlu’nun çevresinde yer alıyor.

Sayfa 7/10
 































Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM

Kuzeydeki Comares Kulesi’nde sarayın en önemli yeri sayılan Elçiler Salonu veya diğer adıyla Taht Odası var. Elhamra Sarayı, gerek geometrik desenli seramikleri, gerek kûfi yazının ağırlıkta olduğu alçı bezemeleri açısından İspanya’daki en görkemli İslam eseri. Elhamra’nın biraz uzağında 13. yüzyılda yapımına başlanan Nasri Sultanları’nın dinlenme bahçeleri, ‘Generalife’ (Heneralif) yer alıyor. Bahçe tasarımı, çiçekleri ve havuzları ile cennet bahçelerini anımsatmakta. Granada, Müslümanlar’ın Endülüs’teki son kalesiydi.

Sayfa 8/10
 































Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM

Endülüs’ü İspanya’ya kazandıran Kral Fernando ve Kraliçe İsabel’in mezarları da bu şehirde. Müslümanlar’ın egemenliğindeki İspanya, Araplar, İspanyollar, Berberiler, Müvelledler (Endülüslü Müslüman), Mustaribler (Endülüslü Hıristiyan) ve Yahudiler gibi değişik toplumsal katmanları barındırıyordu. O günlerde Avrupa’nın kültür merkezi olması ve günümüze kalan görkemli eserleri de bu kültürler mozaiğinin meyveleri.

Evin Doğu, yazar.

Sayfa 9/10
 































Avrupa’daki Doğu - Endülüs
2002 / KASIM

TATAR BÖREĞİ (ÇİĞ BÖREK)
Hamuru: 1/2 kg un Yaş maya 1 tatlı kaşığı tuz Malzemesi: 1/2 kg kıyma 3 baş soğan 1 tatlı kaşığı tuz 1 tatlı kaşığı karabiber 1 tatlı kaşığı pul biber 1 demet maydanoz
Hazırlanışı: Kıyma, soğan, maydanoz, tuz ve karabiberi iyice karıştırın. Ayrı bir kapta un, maya ve tuzu karıştırarak yoğurun. Azar azar su ilave ederek kulakmemesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. Hamurdan mandalina büyüklüğünde bir parça keserek, merdane yardımı ile pasta tabağı büyüklüğünde açın. Hazırladığınız harçtan yufkanın yarısına döşeyin. Yufkanın diğer tarafını üzerine kapatın ve kenarlarını sıkıştırın. Önceden ısıtılmış teflon tavada ya da saçta börekleri pişirin. Piştikten sonra alt ve üst kısmına tereyağı sürerek sıcak servis yapın.

Sayfa 10/10
 



























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı