YÜKLENİYOR ...

























Aphrodite’in mutlu ülkesi - Aphrodisias
2002 / KASIM

“Tüm Asya’nın içinden bir tek bu kenti seçtim benim olması için...” Batı Anadolu’da, Menderes Vadisi’nde mermerden bir kent... Alımlı, ayrıcalıklı, dokunulmaz ve ünlü... Göz alıcı güzelliğiyle, bir zamanların Roması’ndan Doğu ve Batı’ya hükmeden imparatorların sevgilisi, gözdesi... Onlara tanrısal soyluluk veren bir tanrıçanın, yeryüzünü, denizleri ve gökleri kucaklayan bereketin anası, aşkın simgesi Aphrodite’in korunaklı ve mutlu ülkesi, Aphrodisias. Roma’nın ilk imparatoru Augustus’un seçtiği kent...
Aphrodite kültüyle antik dünyada büyük ün kazanan Aphrodisias’ı kişisel korumasına alan Augustus (MÖ 27-MS 14) için bu kent, tüm diğer Asya kentleri arasında özel bir anlam taşır. O, varisi olduğu Julius Ceasar (MÖ 100- 44) Hanedanlığı’nın tanrıçalarının kentidir. Julius’tan Nero’ya uzanan imparatorluk ailesinin üyelerine göre onlar, Troya’nın mitolojik karakterlerinden, Aphrodite’in (Venüs) oğlu, aynı zamanda Roma’nın kurucusu Aeneas’ın soyundan gelmedir.

Sayfa 1/6


























Aphrodite’in mutlu ülkesi - Aphrodisias
2002 / KASIM

Doğal olarak soy kütüklerinin de tanrıların panteonu Olympos’a eklenmesi kaçınılmazdır. Ve Aphrodisias’ta kendilerine adanmış bir yapı kompleksine de bu adres kazınır. Yazıtta şöyle yazmaktadır: “Olympos’un tanrı-imparatorlarına...” Arkeolojik kazılar sırasında, 1979-81 yıllarında ortaya çıkarılan ve ‘Sebasteion’ denilen bu yapı grubunun ihtişamı, ‘seçilmiş’ bir kentin, bir ‘sevgilinin’ sadakatinin göstergesi gibidir. Roma ve hanedanlık, Aphrodite ve Aphrodisias’la burada bütünleşir. Ve bu birleşme, yapıları süsleyen kabartmalardan yansır.
Bugün, antik dünyanın benzersiz eserleri arasında yer alan Sebasteion, bir tapınak, anıtsal bir kapı ve daha çok portiko havasındaki sütunlu ve üzeri örtülü, 90 metre uzunluğunda karşılıklı iki binadan oluşmaktadır. Bu dar ve uzun binaları boylu boyunca donatan insan boyutundaki kabartmalar ise onun en çarpıcı yanını oluşturur.

Sayfa 2/6


























Aphrodite’in mutlu ülkesi - Aphrodisias
2002 / KASIM

Augustus’un imparatorluk dünyasını, fethedilen ve her biri kadın şeklinde kimlikleştirilen ülkeleri, milletleri, mitolojik karakterleri, Yunan tanrıları ve onlarla birlikte zafer ve kutsallıkla taçlandırılmış imparatorları sahneleyen 200 rölyef, içerdiği konular ve üstün sanat eseri niteliğindeki yontularından dolayı ünik değerdedir.
Sebasteion’un anıtsal kapısında imparatorların ‘ata anası’ olarak yerini alan Aphrodite’e gelince, o, antik Yunan’ın aşk ve güzelliği temsil eden çapkın tanrıça karakterinden çok, Anadolu’nun ana tanrıçalarına, Kybele’ye, özellikle de Efes Artemisi’ne yakınlaşır. Kentin kalbi Aphrodite Tapınağı’nın bulunduğu alanda gün ışığına çıkarılan ve ‘Aphrodisias’ın Aphrodite’ini simgeleyen ünlü heykel, ‘yeryüzünde, gökyüzünde, denizlerde ve yeraltında egemen olan’, bereketin simgesi Efes Artemisi gibidir. Kabartmalarla süslü ağır giysisinde betimlenen Zeus (gök), Selene (ay), Helios (güneş), Eros gibi mitolojik figürlerle doğanın tüm güçlerini üzerinde toplar.

Sayfa 3/6


























Aphrodite’in mutlu ülkesi - Aphrodisias
2002 / KASIM

Burada kendisi de vardır. Helenistik anlayışın imgesinde, ona eşlik eden yunus ve tritonla birlikte, balık kuyruklu deniz keçisinin üzerinde yarı çıplak olarak gösterilir.
Ona yüklenen tüm bu anlamlarla, Aphrodite, kültünün ve onun etrafında gelişen Aphrodisias’ın kökeninin çok daha gerilerde yattığına işaret eder. Byzantiumlu tarihçi Stephanos’a (MS 6. yüzyıl) göre kentin adı, efsanevi kral Ninos’tan türeyen Ninoe’dir. Asur-Babil İmparatorluğu’nun kurucusu, Batı Asya’nın fatihi ve ünlü Semiramis’in kocası olan Ninos, Yakındoğu’nun bereket, savaş ve aşk gibi anlamlara bürünen tanrıçaları, yani Astarte ya da Ishtar’ın karşılığı Nin’le (Nino, Nina..) ilişkilendirilir. Kentin adının antik Yunan dilinde Aphrodisias’a çevrilmesiyle, külte olan bağlılığın ya da inancın, kültürlerin değişmesi ve dönüşmesine karşın, aynı anlamlarda sürdüğü gözlenir.

Sayfa 4/6


























Aphrodite’in mutlu ülkesi - Aphrodisias
2002 / KASIM

Hukuk gibi kamusal işlevlerin yürütüldüğü Roma bazilikasında açığa çıkan kabartmalardaki bazı figürler, Helen ve Roma öncesindeki bu pek bilinmeyen tarihe ışık tutar. Bu kimliklerin arasında, Ninos ile Babil’in ünlü asma bahçelerinin yaratıcısı, zeki ve becerikli Semiramis, ‘efsanevi kurucular’ olarak kentin geçmişine kapı aralarlar. Ancak son yıllarda gün ışığına çıkarılan kalıntılar, yerleşimi Ninos’tan da uzak bir geçmişe, tarih öncesine götürmektedir.
Aphrodisias’ın Helen ve Roma dönemi tarihini ise tiyatrodaki yazıtlar verir. Bu değerli belgelerde, imparatorların kente ve Aphrodite kültüne bahşettiği onur, biatlar, yönetsel-siyasal payeler, vergiden muafiyet ve tanrıçanın kutsal alanına verilen dokunulmazlık gibi imtiyazlar belirtilir.

Sayfa 5/6


























Aphrodite’in mutlu ülkesi - Aphrodisias
2002 / KASIM

İmparatorluğun koruması ve desteğinde, bugünkü Karacasu İlçesi’ne bağlı Geyre (Aydın) Köyü’nün olduğu yerde, antik dünyanın en parlak kentlerinden birine dönüşen Aphrodisias, başlı başına ‘bir sanat eseri’ olarak öne çıkar. MÖ 1. yüzyılda başlayan bu yükselişte kent, Aphrodite’in dışında başka bir alanda da ünlenir: Heykeltraşlık Okulu. Kentin anıtsal kapılarını, agorasını, hamamlarını, felsefe okulu ya da filozoflar evini, konser/konferans ya da meclis gibi birçok görkemli yapısını donatan yüksek düzeydeki paha biçilmez heykeltıraşlık eserleri, tüm canlılığı ve özgünlüğüyle, Aphrodisias’ın kültürel ve ekonomik zenginliğini sergiler

Nermin Bayçın, arkeolog.

Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı