| 16.
yüzyılda Avrupalı bir gezgin İstanbul’a gelirse
hiç görmediği, adını bile doğru dürüst bilmediği
fil, zürafa, gergedan, aslan, kaplan gibi yaban
hayvanlarıyla karşılaşır, şansı varsa sarayla
ilgili bir şenlikte bulunur, çoğu eğitimli olan
bu hayvanların yaptıkları numaralara bakıp hayretler
içinde kalırdı. O yüzyılda Avrupa’da hayvanat
bahçeleri, sirkler bulunmadığı için, İstanbul’da
bu hayvanları görmek büyük bir fırsattı. İstanbul’a
gelen gezginler yazdıkları kitaplarda, çoğu
padişaha ait olan bu yaban hayvanlarından da
bahseder. Örneğin, 1547’den 1554’e kadar İstanbul’da
bulunan Fransız elçi Gabriel d’Aramon’un kâtibi
Jean Chesneau, elçinin gördüklerini kitabında
yazar. Onun gördüğü hayvanlar arasında aslan,
vaşak, kurt, yaban kedisi, leopar, yaban katırı
ve devekuşları vardır. Elçi, gene burada iki
fil görür. Bunlardan büyük olanı yüz-yüz yirmi
yaşında, küçük olanı ise 35 yaşlarındadır. Elçi
önceden fillerin eklemleri olmaz diye bilir,
yatamadıklarını sanırmış. |