| Gediz'in
suladığı bereketli topraklarda yol alırken,
birden denizin kokusunu duyarsınız. Sizi yolun
hemen sağında bir Roma köprüsünün yanı başında,
Büyük İskender'in komutanlarından birine ait
olduğu sanılan anıt-kule karşılar. Çamlı tepeleri
aşınca da birden bir deniz ülkesi sarmalayıverir.
Gözünüz Ege'nin mavisine, sonra kıyı boyunca
uzanan koylara ve Orak Adası'nın ilginç kumsalına,
deniz fenerlerine, Fatih Camii'nin minaresine
takılır. Bu doyumsuz manzarayı izlerken içinizden
yatların yelkenlerine, balıkçıların ağlarına,
bir deniz fenerinin ışığına dokunuvermek gelir.
Foça'nın girişte sizi karşılayan fok heykelleri
hem Foça'nın isim kaynağı, hem de sembolüdür.
WWF (Worldwide Fund for Nature) desteğinde korumaya
alınan Akdeniz foklarının (Monacus monacus)
dokuz üyeli küçük bir kolonisi siren kayalıkları
bölgesinde yaşıyor. Bu nedenle bu bölgede dalmak
ve avlanmak yasak. Foça'nın adı da Phokaia'dan,
yani 'Fok Balığı Kenti'nden geliyor. Erken dönem
Phokaia sikkelerinde de fok figürü sıkça görülür.
|