|
İstanbul'da
bazı semtler vardır ki, adını ilk telâffuz ettiğinizde
zihninizdeki ilk çağrışım tek bir imgede vücuda
gelir. Bir semte ilişkin belleğin canlandırdığı
şey zamanla ne denli değişirse değişsin, o ilk
imge zihnin biricik sevgilisi olarak daima yerini
korur. Şimdi hangi saikin sebep olduğunu hatırlamadığım
bir biçimde Kandilli benim için hep Kandilli
Kız Lisesi ile başlar. Bir Kerime Nadir romanını
hatırlatarak. Eski pembe bir hayal gücünün yarattığı,
İstanbul'un zarif ve masum aşklarının hayali
lisesidir o. Lisenin o kavisler yaparak, giderek
dikleşen yemyeşil korusunun yolu ve nihayet
tam tepeye ulaşıldığında nefes kesen manzara.
Ve ilk gençlikleri ve ilk aşklarını yaşamakta
olan birbirinden cıvıltılı genç kızlar. Gerçek
bir yokuştur sizi bekleyen, Kandilli Kız Lisesi'ne
doğru. Her bir yamaçta manzaraya biraz daha
yaklaşırsınız ve her kıvrım kalbinizi biraz
daha çarptırır. Sonunda zirveye ulaşırsınız,
soluğunuzu kesen yokuş değil o manzaradır.
|