YÜKLENİYOR ...

























Bir tatlı huzur Akyaka
2002 / EYLÜL

Akşamın iyice kararttığı Akyaka Orman Kampı'nın ağaçları arasından geçerek, bu akşamki seferine katılacağımız Menekşe adlı balıkçı teknesinin bulunduğu Maden İskelesi'ne doğru yol alıyoruz. Sıcak çay ve sohbet teknede bizi bekliyor. Tanışmak için yakılan ışıklar, seyir güvenliği açısından kapatılıyor. İlerde güçlü spot ışıklarını gördüğümüz 9-10 metrelik bir tekne var; ışık teknesi. Gırgır diye nitelenen 28 metre uzunluğundaki Menekşe'nin bot haricinde iki ışık teknesi var. Bu tekneler açılıp ışıklarını yakıyor ve ışığa toplanan balıklar avlanmaya uygunsa, ana tekneye telsizle bildiriyorlar. Ana tekne yanaşıp ağlarını, ışık teknesinin merkezde bulunduğu bir daire biçiminde yayıyor. Alttan bir halat yardımıyla torba biçiminde büzülen ağlarda toplanan balıklar, ucundan bir makaraya bağlı kelebek ağıyla alınıp teknenin güvertesindeki havuzlara boşaltılıyor.

Sayfa 1/6


























Bir tatlı huzur Akyaka
2002 / EYLÜL

Gece saat 2 sıralarında bir anons: "Personel mola yerlerine". Kaptan işbaşı çağrısı yapıyor. Bir anda başaltından 10-15 kişi çıkıyor. Ağlar serilmiş, toplamaya başlıyorlar. Hafif sisli serin gecenin içinde, spot ışıklarının altında çok uyumlu bir ekip çalışması başlıyor. Balık sürüsünün etrafındaki çember giderek daralıyor... Palamut, uskumru, sardalya, hamsi ve istavritler son çırpınışlarıyla dalgalandırıyor güverteyi. Artık güneş doğmak üzere. Çalışma, günün ilk ışıklarının altında fantastik bir gösteriye dönüşüyor. Vira, vira sesleri arasında ağ toplanıyor. Hemen balık halleri aranıyor. Balıklar mümkün olduğunca taze satılmalı. İskeleye doğru yol alırken kasalanıyor hepsi. Bu defa 300 kasa.

Sayfa 2/6


























Bir tatlı huzur Akyaka
2002 / EYLÜL

Kıyıdaki kekikli, ıtırlı, reçine kokulu yamaçları izleyerek iskeleye dönüyoruz. Koca bir torba dolusu balık da elimize tutuşturuluyor ve "Yine bekleriz" denilerek uğurlanıyoruz Akyaka İskelesi'ne doğru.

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin yukarısında kilometrelerce uzanıyor Sakar Tepeleri. Derler ki, yamaçların ve çayırların tanrısı, sefahat düşkünü Pan buradan aşağı süzülerek, Kadın Azmağı'nın kıyısında, nymphe'lerin arasında dolaşırmış. Pan, Syrinx adlı bir nymphi kovalamış, o da bir saza dönüştürülmüş. Pan da sazı kesip flütünü yapmış. Kadın Azmağı'nın denize döküldüğü yerde balıkçı barınağı var. İskeleye yanaşıyoruz. Sedir Adası'na ve körfezdeki sayısız koylara tur düzenleyen gezi tekneleri, av sonrası çilingir sofrası kurulan balıkçı tekneleri, kedileri ve köpekleri, palmiyeleri ve hemen yanıbaşındaki plajıyla Akyaka'nın renkli sükunetinden denize açılan kapıdır burası.

Sayfa 3/6


























Bir tatlı huzur Akyaka
2002 / EYLÜL

Kayaf Ali buranın sakinlerinden bir balıkçı. Bir yandan zamanının çoğunu karısıyla birlikte geçirdiği teknesinin güvertesinde bizimle söyleşiyor, bir yandan da yeni bir sefere hazırlık için ağları ayıklamaya devam ediyor. Onlar gibi balığa çıkan çok çift var Akyaka İskelesi'nde.

İskele gezintimiz, akşam saatlerinde, Birol Reis'in teknesinde bitiyor. Sofra hazır; misafir bol. Gecenin ilerleyen saatlerinde bizi de alıyorlar yanlarına, kararmış sularla yıldızlar arasında ava çıkıyoruz. Dönüşte bizi Akyaka Orman Kampı'ndaki bir koya bırakıyorlar.

Sayfa 4/6


























Bir tatlı huzur Akyaka
2002 / EYLÜL

Akyaka Orman Kampı, Türkiye'deki ilk özel çevre koruma bölgelerinden biri olan Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin hemen girişinde. Soğuk mevsimlerde haftasonu piknikçileri ve yürüyüşçülerin doldurduğu bu alan, yaz aylarında kurulan yüzlerce çadırda kalabalık bir insan topluluğunu ağırlar. Gençlerin yanı sıra ailelerin de çadır kurduğu bu alanda tuvaletler, duş kabinleri, çamaşır ve bulaşık yıkama yerleri mevcut ve her çadırın kullanabilmesi için elektrik bağlantısı var. Kamp alanı içerisinde bulunan, ahşap ve taş malzemeden yapılı yaklaşık bir daire büyüklüğündeki bungalovlarda her mevsim konaklamak mümkün. Karavan park yerlerinin de bulunduğu kamping, kentin harala gürelesinden uzakta ve zamanı umursamadan ruhunuzu ve bedeninizi dinlendirmek için çok uygun bir yer. Özel Çevre Koruma Alanı içindeki sayısız küçük koylardan birinde, kış günü bile denize girenler var.

Sayfa 5/6



























Bir tatlı huzur Akyaka
2002 / EYLÜL

Bunlar Pan'ın dağlardan inip gelen izleyicileri olsa gerek. Yıllar önce Almanya'dan gelip buradan ayrılamayan ve şimdi Akyaka'daki bir çevre derneğinin yöneticiliğini yapan Heike ile Thomas'tan 'ad'sız birçok insana kadar. "Veni, vidi, vici" yerine; "Geldim, gördüm, kaldım" diyenler. Bize de "Mekânınız Gökova olsun" demek düşer.



* Yavuz A. Turnalı, yazar.

Sayfa 6/6
 
































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı