YÜKLENİYOR ...

























Yüzyıllar boyunca Avrupa’da Türk modası
2002 / EYLÜL

15. yüzyıldan başlayarak Avrupa'da Türk müziğine, tekstiline, halılarına, yaşam tarzına gösterilen ilgi giderek büyümüştür. O yüzyılların en önemli medyası sahnelenen opera, tiyatro ve bale eserleriydi. Türkler üzerine yaratılan eserler sayesinde her gece tiyatroları dolduran seyirciler, sahnede Türk giyim-kuşamını, Türklerin davranışlarını, yaşayışını, saray yaşamını, entrikalarını canlı bir biçimde görebiliyordu. Mozart'ın ünlü 'Saraydan Kız Kaçırma' ve Topkapı Sarayı'nda geçen 'Zaide' operaları; yine Mozart'ın Topkapı Sara-yı'nda geçen ve kahramanı Kanuni Sultan Süleyman olan 'Saray Kıskançlıkları' adlı balesi; Rossini'nin dört operası önemli örneklerdir. Avrupa başkentlerinde halkın Türk giyim-kuşamını ve müziğini tanıması için en güzel fırsatlardan biri de yeni atanan Türk elçisinin görkemli bir alayla mehter müziği eşliğinde kente girişi ya da kralın sarayına kabulüydü. Bu görkemli alay, halkın üzerinde kolay kolay silinmeyen izler bırakıyordu. Sultan III. Ahmed, Fransa'ya elçi olarak Yirmisekiz Mehmet Çelebi'yi göndermişti.

Sayfa 1/5


























Yüzyıllar boyunca Avrupa’da Türk modası
2002 / EYLÜL

Oğlu Said de daha sonra Paris'e elçi olarak atanan Mehmed Çelebi'nin alayı pek çok ressamın tablosuna konu olmuştu. Mehmed Çelebi'yi huzuruna kabul ettiğinde on yaşında olan Kral XV. Louis, elçi için bir madalyon hazırlatmıştı. Yirmi yıl sonra Said Efendi'yi de karşılayan kral ona da bir madalyon hediye etti. Her iki madalyon da Topkapı Sarayı'nda sergilenmektedir. Bu arada ressam Jacques-Andre Aved, bugün Versailles Sarayı'nda sergilenen, Said Efendi'nin bir portresini yapmıştır. Osmanlı elçileri, Avrupa'da sadece Osmanlı giyim-kuşamını ve mehter müziğini değil, Osmanlı kültürünün başka yönlerini de tanıtıyordu. 1664'te Viyana'ya elçi atanan Kara Mehmed Paşa'nın sekreteri ünlü Evliya Çelebi, Seyyahatnamesi'nin yedinci cildinde Viyana halkı için konserler verildiğini, yüzlerce kişiden oluşan elçilik heyetinde oyuncular, çeşitli hüner sahipleri ve pehlivanlar bulunduğunu, bunlarla da gösteriler düzenlendiğini ayrıntılı olarak yazmaktadır.

Sayfa 2/5


























Yüzyıllar boyunca Avrupa’da Türk modası
2002 / EYLÜL

1699'da imzalanan Karlofça Antlaşması'ndan sonra ilişkilerin yeniden kurulması için Viyana'ya gönderilen İbrahim Paşa, Viyana halkına konserler ve çeşitli gösteriler düzenlemişti. O dönemde yapılan bir gravür, Türk elçiliğinin bulunduğu, Viyana'nın doğusundaki Leopoldstdat banliyösünde halka sunulan Türk etkinliklerini göstermektedir. Karşılıklı kurulan iki çadırın birinde Elçi İbrahim Paşa ve yanındakiler, diğerinde ise mehter takımı bulunuyordu. Meydanın orta yerine eğlence parklarında görülen tahterevalli, salıncak, atlıkarınca kurulmuştu. Ayrıca dansçılar, matrak oynayanlar, güreşçiler, çift kılıçla eskrim yapanlar da vardı. Türk elçilerinin Avrupa başkentlerine gelmesi bazı sahne eserlerine de konu oluyordu. Said Efendi Paris'e elçi olarak geldiğinde ünlü komedi yazarı Saint-Fox, Les Veuves Turques (Türk Dulları) adında danslı, şarkılı bir komedya yazdı. Bir başka örnekse büyük Fransız oyun yazarı Molière'indir. 1669'da Paris'e elçi olarak gelen Süleyman Ağa, Fransız Dışişleri Bakanı'nı ve Kral XIV. Louis'yi küçük düşüren davranışlarda bulunmuş,

Sayfa 3/5


























Yüzyıllar boyunca Avrupa’da Türk modası
2002 / EYLÜL

Molière de ünlü komedyası Le Bourgeois Gentilhomme'undaki (Kibarlık Budalası) danslı, müzikli Türk töreni sahnesini Süleyman Ağa'nın davranışlarından esinlenerek yazmıştır. 1758 yılında III. Mustafa'nın tahta çıktığını bildirmek için Viyana'ya giden Türk Elçisi Ahmed Resmi Efendi için, o sırada Viyana'da bulunan ünlü koreograf Franz Hilverding, Le Turc Généreux (Gönlü Yüce Türk) adında bir Türk balesi hazırlar. B. Bellotto adındaki ressam, 20 Nisan gecesi oynanan balenin en önemli sahnesini, sahneye yakın locaları ve orkestra çukurunu gösteren bir gravür yapmıştır. Osmanlı tekstilleri, özellikle ipekliler yalnız birer sanat eseri olarak değil, aynı zamanda disiplinli bir teknolojinin ürünü olarak da Avrupa'nın ilgisini çekiyordu. Nitekim Kraliçe I. Elizabeth döneminde (16. yüzyıl sonları) Türkiye ile İngiltere arasında diplomatik ilişkilerin başlamasıyla Türkiye'ye tekstil casusları gönderildiği bilinmektedir. Bu casuslara neleri araştırmaları, hangi örnekleri getirmeleri gerektiği yazılı olarak verilmişti. 1582 tarihli bu belgeler yayımlanmıştır.

Sayfa 4/5


























Yüzyıllar boyunca Avrupa’da Türk modası
2002 / EYLÜL

İngilizler daha çok Türk tekstilinde kullanılan boyaları merak ediyor ve bu konuyla ilgili örneklerin getirilmesini istiyordu. Belgelerden birinde mavi rengin elde edilmesinde kullanılan ağaçların yaprak, tohum ve kabukları ile toprak, maden ve kemiklerden oluşan örnekler istenmektedir. Daha uzunca bir belgede ise Türk yünlülerinin çok yumuşak ve dayanıklı olduğu, kolay boyanma özellikleri, güveye karşı dayanıklıkları ve zamanla daha az yıprandıkları dile getirilmektedir. Tekstil gibi Türk halıları da Avrupa'da moda olmuştu. Kiliselerde, saraylarda, konaklarda Türk halılarının kullanımı çok yaygındı. Özellikle Hollandalı ve İtalyan ressamlar daha çok kiliselerde yer alan bu halıları tablolarında göstermişlerdir. O zamanki halı tasarımları günümüze pek kalmadığı için sanat tarihçileri, bu tablolardaki ayrıntıları inceleyerek eski Türk halıları üzerine bilgi sahibi olmaktadır.


* Prof. Dr. Metin And, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi.

Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı