YÜKLENİYOR ...

























Doğu’nun meraka değer köşesi İzmir
2002 / EYLÜL

"Doğu'nun bu meraka değer köşesi..." 1835-1839 yılları arasında Türkiye'de genç bir askeri danışman olarak bulunan, keskin gözlemlerini ülkesine düzenli yolladığı mektuplarda dile getiren ünlü Alman Feldmareşal Helmuth von Moltke, İzmir'e yaptığı bir seyahati bu sözlerle anlatmaya başlar. Doğu'nun bu meraka değer köşesini görmek için büyük bir arzu duyduğu anlaşılmaktadır. Zira, İstanbul rıhtımında İzmir vapurunu görür görmez ani bir kararla vapura atlar. Gemiden 4 Ağustos 1836 tarihinde yazdığı mektubunda İzmir'i anlatmaya şöyle devam eder: "...Sabahleyin erkenden, etrafı yüksek sıradağ gruplarıyla çevrili geniş İzmir Körfezi'ne girdik... Dağlar tamamiyle çıplak, güneşten kavrulmuş, fakat şekilleri son derece güzel. Eteklerinde deniz boyunca bağları, zeytinlikleri, dut ağaçları ve koyu renkli servilerle, işlenmiş topraklardan yeşil bir şerit uzanıyor. Köyler ve evler taştan, düz damlı olarak yapılmış. Körfezin sonunda, arkasındaki dağa amfi şeklinde tırmanan İzmir şehri görülüyor.

Sayfa 1/6



































Doğu’nun meraka değer köşesi İzmir
2002 / EYLÜL

En altta, deniz kenarında, gemilerin arkasında, önce büyük bir kışla (Sarı Kışla), bir top bataryası, çok kubbeli bir kervansaray, birçok cami ve solda taş binalarıyla Frenk şehri var. İkinci tabakada asıl Türk şehri bulunuyor. Eğer bir avuç dolusu küçücük kırmızı damlı ev, birkaç cami ve çeşme gökten düşse, yapı planı bu şehirdekinden daha karmakarışık olmazdı. İnsan bu ev yığınları arasında sokaklar ve patikaların bulunabildiğine şaşıyor. Bütün bunların hepsinin üzerinde eski hisar ya da İzmir Kalesi yükseliyor". İzmir'in Doğu Akdeniz'de yıldızının parlamasının 16. yüzyıl ortalarında ipekli ticaretinde önemli bir liman haline gelmesiyle başladığı söylenebilir. Bu süreç içinde şehir, levantenlerle birlikte birçok Müslüman ve gayrımüslim etnik grubu barındıran kozmopolit, egzotik ve canlı bir liman kenti havasına bürünür. Bir yüzyıl sonra İzmir, Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli limanları arasındaki yerini almıştır artık. 1621'den itibaren Fransa, Venedik, Britanya ve Hollanda konsolosları şehirde ikamet etmeye başlar.

Sayfa 2/6
































Doğu’nun meraka değer köşesi İzmir
2002 / EYLÜL

İzmir'in gerek yerel bir bakışla Osmanlı dünyası içinde, gerekse Batılı bakışıyla Levant diyarlarında önemli bir ticaret ve kentsel merkez olarak dikkat çekmesi şüphesiz bu dönemle başlayan bir sürecin ürünüdür. İzmir, 18 ülkenin temsilcisinin bulunduğu, hem Osmanlı'nın geniş coğrafyası, hem Akdeniz dünyası içinde önemli bir liman kenti olur. Kentsel yapı ve mimari miras söz konusu olduğunda, günümüz İzmir'i ile bütünleşmiş ve İzmir'in kimlik ögelerini oluşturan pek çok kentsel, kültürel ve mimari özelliğin çoğunlukla 19. yüzyıldan bugüne uzanan süreçte oluşmuş bir birikimin sonucu olduğu söylenebilir. Osmanlı'nın bu en uzun sürmüş yüzyılında, hatırı sayılır bir Avrupalı ve gayrımüslim nüfusu barındıran İzmir'in kentsel mekânında ikili yapılar ortaya çıkmaya başlar. İzmir, artık Avrupalı seyyahların egzotik Doğulu liman kenti olmaktan çıkmakta ve gerek ekonomik, toplumsal ve kültürel yaşamı, gerekse fiziksel mekânıyla adeta bir ticaret kolonisi görünümüne bürünmektedir.

Sayfa 3/6
































Doğu’nun meraka değer köşesi İzmir
2002 / EYLÜL

Bu gelişme şüphesiz İzmir'e birçok yönden daha uygar bir kent yaşamının da olanaklarını sunar. Tanzimat ve artan dış ticaret, İzmir'i, liman, finans kurumları, mağaza ve ofisler gibi yeni kurum ve hizmetlerle tanıştırır. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ilk demiryolları olan İzmir-Aydın ve İzmir-Kasaba hattının 1866'da açılmasıyla tarihî Basmane Garı inşa edilir. Böylece İzmir, İstanbul'dan önce demiryolu ile tanışmış olur. Yine, ticaret ve burjuvazinin gelişimi, İzmir'e su ve gaz şebekesi ile 1864'de ilk sokak aydınlatmasını, 1868'de ilk belediye teşkilatını getirir. 1868-1872 arasında bugünkü Kordon ve devamındaki rıhtımın inşaası, şehrin gelişen ticaretine katkısının yanı sıra İzmir'e, atlı tramvay gibi yeni bir kentsel ulaşım teknolojisi ama daha da önemlisi, Türkiye'de başka bir eşi daha olmayan fizyolojik özelliklerinden biri olarak Kordon'u ve bununla ilintili uygar ve zarif bir yaşam biçimini armağan eder.

Sayfa 4/6
































Doğu’nun meraka değer köşesi İzmir
2002 / EYLÜL

Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında İzmir, kişi başına 1.65 liralık gelirle İstanbul'dan sonra en zengin ikinci, buna karşılık kişi başına kamu harcamalarında 0.58 lira ile yedinci kenti gözükmektedir. Cumhuriyet'e miras kalan İzmir, büyük bir yangınla harap olmuş ve ticareti gerilemiş bir şehirdir. 1923'de Türk ve Rum nüfus arasındaki 'mübadele' ve takiben Levanten nüfustaki azalma İzmir'in kozmopolit nüfus kompozisyonunda ani ve kökten bir değişiklik yaratır. Cumhuriyet'in ilk yılları İzmir'in yeniden toparlanma dönemidir. Yangın alanları için 1924'de bir plan hazırlatılır. Ardından bu alanlarda yeni bir inşaat faaliyeti başlar ve İzmir, fuar alanıyla birlikte bugün kent merkezinde bazıları hâlâ görülebilen Milli Mimari üslupta nitelikli bir yapı koleksiyonuna sahip olur. İzmir için Le Corbusier de 1948'de ne ciddi bir yaratıcılık kaygısı ne de zekâ parıltısı taşıyan uygulanmamış birkaç eskiz öneri geliştirir.

Sayfa 5/6































Doğu’nun meraka değer köşesi İzmir
2002 / EYLÜL

Cumhuriyet'in sonraki yıllarında da İzmir, zamanın ve paranın getirdiği tüm bozulmalara karşın, tarihsel kültürel birikimi ve yaşama sanatına nispeten daha yakın duruşunun da etkisiyle, kent merkezinde tasarım kaygısı ve yaşama sevinci taşıyan bir kentsel çevre oluşturabilmeyi başarır. Ama, 20. yüzyıl sonunda İzmir, ticaret, kültür, turizm ve endüstriyel alanlardaki büyük kazançlarına rağmen, son derece değerli ve özgün mimari mirasından, incelmiş bir kent kültürü ve doğasından, nihayet varlığına büyük değer katan Kadifekale, Buca, Bornova, Karşıyaka gibi sayfiyeleri ve fizyolojik özelliklerinden de fedakârlıkta bulunmak zorunda kalır.


* M. Rıfat Akbulut, Mimar Sinan Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim görevlisi.

Sayfa 6/6
 


































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı