|
Daracık merdivenleri inerken, önümdeki duvarda
sanki yersizlikten kendine ancak yer edinebilmiş
hissi uyandıran bir ikon ve altında yanan mumları
görüyorum. Ayazma suyunun toplandığı havuzun
başındayım şimdi. Suyun üzerine düşen gölgelerde,
tarihin içinden bir görüntü arıyorum. Bulamayıp
çıkıyorum. Ve buraların en renkli mahallesine
giriyorum; Lonca Mahallesi. Çoğunlukla Müslüman
Romanların yerleştiği rengârenk neşeli sokaklarda
yürüyorum. Kapı önlerinde annelerin sohbeti
var. O gün yapılacak olan gelin hamamına çağırıyorlar
beni. Cumbalı evlerin süslediği sokaklarda Osmanlı
geleneklerini sürdürüyorlar. Dantelli elbiseler,
şemsiyeler, tepsi içindeki takunya ve sabunlar.
Davul-zurna eşliğinde sokakları dolaşarak Fatih
Sultan Mehmed'in arabacısının yaptırdığı Arabacılar
Hamamı'nın önüne geliyorum. Onlar içeri giriyor,
ben dışarıda kalıyorum. Belki de insanlar içeride,
yüzyılların gelenekleriyle, renkleriyle, duygularıyla
ve sesleriyle yıkanıyorlar. Arka sokaklara geçiyorum.
Evlerin önüne kurulan tezgâhlarda halılar yıkanıyor.
|