YÜKLENİYOR ...

























Şelaleyle birlikte akmak
2002 / AĞUSTOS

Yöreye bu kaçıncı gidişim bilmiyorum, bildiğim, her gidişimde farklı bir yüzünü keşfetmem, farklı bir heyecan duymam. Artvin'le adeta özdeşleşen Çoruh Nehri, rafting ve kano sporu için dünyanın en uygun nehirlerinden biri. 1993 yılında dünya rafting şampiyonasının burada yapılması özellikle yurtdışında Çoruh Nehri'ne olan ilgiyi artırdı. Son yıllarda Artvin'in Yusufeli ilçesinde, Barhal Çayı'nda ve nehrin diğer kollarında kano yapanlara sıklıkla rastlamak mümkün. Türkiye'de pek rağbet görmeyen kanonun en büyük tutkunları yabancılar. David on yılı aşkın bir süredir her yaz Yusufeli'ne geliyor. "Artık bizden biri" diyor yöre insanı, her yaz onun gelişini heyecanla bekliyorlar. Uzun süredir profesyonel olarak kano yapan David'in uluslararası yarışmalarda dereceleri bulunuyor. Ayrıca, yaz boyunca Avrupa'dan getirdiği turistlerle ilçe ekonomisine de katkıda bulunuyor. Çoruh Nehri, azgın nehir kanoculuğu için çok uygun. Kano, aynı zamanda durgun göllerde de yapılabiliyor.

Sayfa 1/5



































Şelaleyle birlikte akmak
2002 / AĞUSTOS

376 kilometre uzunluğundaki Çoruh Nehri'nin 354 kilometresinin Türkiye topraklarından geçmesi, su sporları için bölgenin taşıdığı önemi gözler önüne seriyor. Kaynağını Mescit Dağları'ndan alan nehir, Barhal Çayı, Oltu Deresi ve Artvin civarında Berta Deresi'ni de içine alarak, geçit vermez azgın bir nehir haline geliyor. Özellikle bahar aylarında karların erimeye başlamasıyla iyice coşan nehir, kano yapanların heyecanını daha da artırıyor. Günümüzde olimpiyat oyunlarında çeşitli kategorilerde yer alan kanoyu ilk geliştiren kişi ise İskoçyalı John Mac Gregor. 1924 yılında kurulan Uluslararası Kano Sporu Temsilciliği, 1936 yılında Uluslararası Kano Federasyonu'na dönüştü (ICF). Dışardan bakılınca kolay gözükse de, iyi bir kano sporcusu olabilmek için birkaç yıl gerekiyor. Azgın sularla mücadele ne kadar heyecan verici olsa da iyi bir eğitim almadan bu işi yapmak imkânsız. Tadını bir kez alanlar içinse vazgeçilmez bir spor kano. Biz de bir an önce Çoruh'a ulaşıp, nehrin çağıldayan sularında heyecanlı saatler geçirmek için hazırlıklara başlıyoruz.

Sayfa 2/5
































Şelaleyle birlikte akmak
2002 / AĞUSTOS

Önce, kanolar minibüse özenle yerleştiriliyor, yılların tecrübesiyle her şey yerli yerinde... Bu arada alışveriş işi de bana kalıyor, seve seve markete koşuyorum. On kişilik bir grubuz, Barhal'ı takip ederek yukarılara tırmanmaya başlıyoruz. Altıparmak Dağları uzaktan gözüküyor, hâlâ Karadeniz'de olduğumuzun farkına varıyorum. Oysa, iklim ve bitki örtüsü çok farklı. Sahil şeridindeki yeşil bitki örtüsünden eser yok. Burada hâkim renk sarı ve tonları. Doğu Karadeniz Dağları'nı aşamayan nemli iklim buraya sokulamıyor. Kara iklimi hüküm sürüyor. Nehirle yol birbirinden hemen hemen hiç ayrılmıyor. Yüzyıllık dostlukları hâlâ devam ediyor. İki saate yakın yolculuktan sonra start yerine varıyoruz. Nehrin bu kesimi aşağıya göre daha dar, dolayısıyla akım hızı daha fazla. Bu da daha fazla heyecan demek. Rapid denilen çağlayanların çokluğu ekibi daha işin başında heyecanlandırıyor. Büyük bir şelaleye yaklaşılınca ekibin en tecrübelisi David, önden gidip akıntının durumuna bakıyor, hangi taraftan gidilmesi gerektiğini, özellikle tecrübesiz olanlara defalarca anlatıyor. İlk önce David'i görüyorum..

Sayfa 3/5
































Şelaleyle birlikte akmak
2002 / AĞUSTOS

Şelaleyle birlikte göle düşüyor, bir an sadece küreklerini görüyorum havada. David'in ardından diğerleri teker teker aşağıya akıyor. Nehirle birlikte akmaya başlayan kanolar renkli görüntüler oluşturuyor. David, sonunda şelalenin oluşturduğu gölde ekibi tamamlıyor. Daha tecrübesiz olanlardan birinin bir süre suyun üzerine çıkmaması hepimizi heyecanlandırıyor. Hemen olay yerine hareketleniyor David, kurtarma ipini hazırlıyor, ama tam nefesler tutulmuşken derin bir "Oh!" çekiliyor, arkadaşımız görünüyor. Çoruh'un iki yakasını birleştiren taihîş asma köprüler, ahşap, sac damlı geleneksel Artvin evleri, parkur boyunca bize eşlik ediyor. Rotamızın bir noktasında konuklarımız bile oluyor: Hevek Yaylası'na giden minibüs yanımızda duruyor, Barhal Çayı'nın kenarı birkaç dakikalığına meraklı bakışlara tanıklık ediyor.

Sayfa 4/5
































Şelaleyle birlikte akmak
2002 / AĞUSTOS

Bana gelince kano eğitimi almadım. Ama, çocukluğumdan kalma bir başka yeteneğe sahibim çok şükür, o da şambrel kullanmadaki ustalığım... Sonunda ustalığımı arkadaşlarıma kanıtlama fırsatı buluyorum; şambrelin üzerine genişçe bir tahta yerleştirerek elde ettiğim ilkel bir salı Yusufeli'ne yakın, nehrin sığ ve durgun akan bir yerinde suya bırakıyorum. Üzerine kurulup keyifle süzülüyorum. David beni işaret ederek dakikalarca gülüyor.


* İbrahim Yoğurtçu, fotoğrafçı.

Sayfa 5/5


































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı