YÜKLENİYOR ...

























Batan geminin malları
2002 / ŞUBAT

Yıllar yılı engin denizlerde boy göstermiş, yorgun bedenleri denizin, fırtınanın, güneşin yıpratıcılığına karşı koyamamış, artık aramızda olmayan gemilerin pırıl pırıl parçalarından oluşan deniz antikaları, geçmişin sıcaklığını günümüze taşıyor. Deniz antikalarının ana kaynağı kuşkusuz gemiler. Miyadını doldurup emekli olan geminin dümeni, bakır veya pirinç fenerleri, pusula konsolu, kampanası, seyir jurnallari, haritaları gibi birçok parça, deniz antikası olarak kabul görüyor. Yangın, kaza ya da arıza gibi sorunlarla erken emekli olan genç gemilerin de parçaları birer deniz antikası. Bir malzemenin deniz antikası sayılmasının ilk koşulu orijinal olması. Zira antikaların vidasından ağaç kısmına kadar olan bütün bölümlerine sonraki yıllarda süsleme amaçlı eklemeler yapılabiliyor. Bir deniz antikasının taihîk değer taşımasının yanı sıra geçmişte kullanılmış olması da önemli. Hatta üzerinde kullanıldığı dönem oluşan çizik, kırık ya da bir bozukluk onu daha özel kılıyor. Parçanın az sayıda üretilmiş olması da değerini artıran, antika olarak değerlendirilmesini sağlayan unsurlardan.

Sayfa 1/5


























Batan geminin malları
2002 / ŞUBAT

Gemide yirmi fener ve bir düdük varsa, sökümden sonra daha değerli sayılan düdük oluyor. Antikanın üzerinde kim tarafından, hangi yıl ve nerede üretildiğini yazan plakası da bulunmalı. Aynı zamanda gemiye göre değerlendirmeler de yapılıyor elbet. En değerli parçalar sitimli yani buharlı gemilerden çıkartılanlar. Son yirmi yıl içerisinde yapılan gemilerde plastik ve alüminyum parçalar kullanılıyor. Bu yüzden büyük ihtimalle onların ilerideki yıllarda antika olma şansı yok. Deniz antikaları çok çeşitli. İlla ki yüzemeyecek hale gelen bir geminin parçası olacak diye bir kural yok. Gemi, gemici ve denizle ilgili olsun, antika kriterlerine uysun yeterli. Bu bir gemi parçası olabildiği gibi bir denizcinin yaptığı yelkenli maketi bile olabilir. Kaptanın kol düğmeleri, geminin kahvaltı takımı, turistik gemi seferlerinin afişleri, dalgıç başlıkları da koşullara uygunsa deniz antikası olarak değerlendiriliyor. Antikalar polisaj yöntemiyle temizleniyor. Üzerine kararmaması için vernik atılıyor ve kuru bir bezle günlük bakımı yapılıyor. Ev içerisinde kullanım amaçlı değerlendirmek için de küçük rötuşlar yapılabilir.

Sayfa 2/5


























Batan geminin malları
2002 / ŞUBAT

Mesela fenerin içine küçük bir duy koyup kullanmak mümkün. Restoranlarda, otel girişlerinde, ofislerde bu şekilde dekorasyon amaçlı kullanılan fenerler var. Aslına sadık kalındıktan sonra bu yanlış bir şey değil. Zira dekoratif açıdan klasik antikanın dışında çok daha renkli ve ilginç görüntüler oluşturuyor. İngiltere, Hollanda, Belçika, İspanya ve İtalya'da deniz antikacılığı çok yaygın. Türkiye'de deniz antikacılığının başlangıç tarihi 1980'lerin başı olarak görülüyor. Türkiye'de deniz antikalarının bakımını yapan, temizleyen ve onaran sadece iki atölye var. Bugün değeri bin dolarla ifade edilen gemi fenerleri, geçmişte kilosu birkaç kuruşa bakır elde etmek için hurdacılara satılıyordu. Oysa ki Türkiye, Osmanlı'dan bu yana dünyanın en büyük Şehir Hatları İşletmesi'ne sahip. Kırk sene kadar öncesinde bu gözle bakılsa, Türkiye çok daha büyük bir deniz antikası koleksiyonuna sahip olabilecekti. Birçok taihîi gemi ve malzeme hurdaya gitmiş vaziyette. Mesela Atatürk'ün Ertuğrul yatının motoru bir asfalt makinesine takılmış.

Sayfa 3/5


























Batan geminin malları
2002 / ŞUBAT

Ancak Kalender, Ülef, Burgaz gibi vapurlar; Hüseyin Haki, Şemsi Paşa, Orhan Erdener, Hürriyet gibi sitimli araba vapurları antika olarak değerlendirilebilmiş. Yurtdışından özellikle de İngiltere'den ülkemize antika almaya gelenler bile bulunuyor. Antikacılar parçalara Aliağa'da gemi sökümü yapılması sayesinde ulaşabiliyor. Gerçi artık sitimli gemi kalmadı, ama her sökümü izleme ve bir parçayı atılmaktan kurtarma olasılığı hâlâ var. Paramparça olan bir malzeme bile tamir edilip orijinal haline getirildikten sonra tekrar hayata kazandırılabiliyor. Bazı parçalara ise tesadüfen ulaşılıyor. Örneğin, İngiltere'de üretilen dalgıç başlıkları bir dönem Osmanlı Devleti tarafından ithal edilmiş ancak eskiyince atılmış. Kimi zamanlarda ise Denizcilik Bankası'nın depolarında bulunan hurdaların ihaleyle satışı antikacılara koleksiyon edinme fırsatı veriyor. Bunun dışında değiş tokuşlar ve müzayedeler de antika edinilebilecek faaliyetler. Deniz antikaları genellikle kişilere ait koleksiyonlarda bulunuyor.

Sayfa 4/5


























Batan geminin malları
2002 / ŞUBAT
Karaköy'deki Türkiye Deniz İşletmeleri Müzesi, Deniz Müzesi ve Rahmi Koç Endüstri Müzesi ise kamuya açık olarak antikaların sergilendiği yerler. Aslında Türkiye'de ciddi sayıda antika var. Ancak bunları satış yoluyla edinmek pek kolay değil. Bunun da sebebi deniz antikacılarının ellerindekileri kolay kolay çıkartmamaları. Ciddi bir ekonomik krize giren antikacı, sadece birkaç parçayı satarak koleksiyonunu bozmamaya çalışıyor. Hatta aynı parçanın fazla olanlarını bile ellerinde tutup, değiş tokuş malzemesi olarak kullanıyorlar. Deniz antikası edinmek isteyenlerin en çok dikkat etmesi gereken husus replikalar, yani sahteler. Özellikle Uzakdoğu ülkeleri bu konuda sabıkalı. O kadar ciddi bir çalışma içerisindeler ki, yaptıklarını gerçeklerinden pahalıya satabiliyorlar. Yine de antikadan anlayanlar eksiklikleri görebiliyor. Örnek vermek gerekirse gerçek bir sekstantın içinde tarih ve mühür barındıran kartı bulunur. Taklitlerde bu yok. Dikkatli bakmak yeterli.

* Erdem Kabadayı, yazar.
Sayfa 5/5


























Bir önceki konu başlığı