YÜKLENİYOR ...

























Boğazları geçilmez kılan kaleler
2002 / ŞUBAT

Karadeniz'le Akdeniz'i birbirine bağlayan ve eski çağlardan bu yana önemini yitirmeksizin koruyan Çanakkale ve İstanbul Boğazlar'ına, Osmanlılar döneminde güvenliği sağlamak amacıyla dört çift kale yaptırılmıştı. İkisi Avrupa ikisi de Asya yakasında olmak üzere Boğazlar'ın en dar yerlerinde konuşlanan kalelerin yapılış amacı ise savaş amacı taşıyan gemileri karşılıklı top ateşi ile engellemekti.
Gelibolu yarımadasının en güneyinde Seddülbahir, Asya yakasının en güneyinde Truva Ovası'na hâkim bir tepede Kumkale kaleleri yer alırdı. Her iki kale de Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından 1656'da yaptırılmıştı. Sadrazam'ın bu kaleleri yaptırma nedeni ise; Osmanlı Donanması'nın Girit'e yaptığı seferler sırasında bu saldırıyı önlemek için yola çıkan Venediklilerin Çanakkale Boğazı'nı ablukaya alıp, Bozcaada ve Limni'yi ele geçirmesiydi. Sözü geçen iki kalenin yapımının ardından Osmanlı Donanması hem ablukayı kaldırdı hem de iki adayı geri aldı. Ardından da 1645'den beri alınmaya çalışılan Girit Adası 1669'da Osmanlıların oldu.

Sayfa 1/6































Boğazları geçilmez kılan kaleler
2002 / ŞUBAT

Dönemlerinde önemli görevler üstlenen Seddülbahir ile Kumkale'nin görüntülerini ise, şu anda Venedik'de Correr Müzesi'nde yer alan bir Osmanlı çarşı ressamının hazırladığı albümde bulabiliyoruz. Seddülbahir ve Kumkale'nin resmedildiği yapıtta Osmanlı ile Venedik arasındaki savaş da tasvir ediliyor. Çanakkale Boğazı'nın en dar yerinde yer alan diğer iki kale ise Sultan II. Mehmed (Fatih) tarafından yaptırılan Avrupa yakasında Kilitbahir, Asya yakasında ise Kale-i Sultaniye'dir. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman tarafından onarılan kalelerden Kale-i Sultaniye Boğaz Hisarı, Çimenlik Kalesi, Çanakkale Hisarı gibi isimlerle de anılırdı. Kilitbahir'in iç kalesi üç yapraklı yoncaya benzerken, ön yüzü bir ölçüde yonca biçimini hatırlatırdı. Ortadaki ana yapı ise üçgen olmasına karşın yuvarlak görünürdü ve etekleri suya değerdi. Kale-i Sultaniye ise dört köşe bir kaleydi ve çepeçevre su hendekleri ile kuşatılmıştı.

Sayfa 2/6































Boğazları geçilmez kılan kaleler
2002 / ŞUBAT

Bugün de ayakta olan Anadolu ve Rumeli Hisarı ise Boğaziçi'nin en eski iki kalesi. Sultan I. Bayezid, İstanbul henüz alınmadan önce, iki karanın bir diğerine en yakın olduğu yerde yaptırdığı Anadolu Hisarı ile Boğaz'ı denetlemek istiyordu. Fatih Sultan Mehmed 1452'de Rumeli Hisarı'nı yaptırırken Anadolu Hisarı'nı da güçlendirmek amacıyla kalenin biraz ilerisine mazgal delikleri, siperli surlar ve kuleler yaptırmıştı. Burada ayrıca bir cami ve namzgâhm da bulunuyordu. Anadolu Hisarı, 19. yüzyılda eski yapısal özelliklerini giderek yitirdi, deniz dolduruldu ve buraya ahşap yalılar yapıldı.
Yeni Hisar ve Güzel Hisar gibi çeşitli adlarla anılan Rumeli Hisarı'nın yapımına 1452'de başlanılmış ve dört ayda tamamlanmıştı. İstanbul'un alınışından sonraysa yukarı bölümüne daha sonra hapisane olarak kullanılan külâhlı kuleler eklenmişti. Kara Kule olarak ünlenen kalede ise idamların gerçekleştirildiği biliniyor.

Sayfa 3/6

































Boğazları geçilmez kılan kaleler
2002 / ŞUBAT

Bir caminin de yer aldığı kalenin avlusu bir mahalle görünümündeydi; Evliya Çelebi'ye göre kalenin içinde 180 askerevi, 2 mescit ve 2 tahıl ambarı bulunuyordu. Kalenin dışında deniz kıyısında ise 1060 ev, 3 cami, 11 mescid, 7 okul, 1 hamam, 200 dükkân yer alıyordu.
İstanbul Boğazı'nda bulunan hisarların Türkiye'de, biri Topkapı Sarayı Müzesi diğeri de Türk-İslam Eserleri Müzesi'nde olmak üzere 18. yüzyılda yapılmış minyatürleri bulunuyor. Topkapı'daki minyatürde iki hisar da yer alırken Türk-İslam Eserleri Müzesi'ndeki minyatürde yalnızca Rumeli Hisarı görülür. Türkiye dışındaki minyatürlerden biri Londra'da British Library'dedir ve buradaki minyatürde iki hisarın hayalden resmedildiği düşünülebilir. Kaleler İngiliz kalelerini anımsatır ve konumlandırılışları da yanlıştır. İki kalenin de yer aldığı bir diğer minyatür de Amerika'da Baltimore'da Walters Art Gallery'de bulunur.

Sayfa 4/6







 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Geçmişte, Boğaziçi'nin iki yakasında iki kale daha vardı. Bu kaleler Boğaziçi'nin Karadeniz'e açılan ağzında iki yanda, Kavak denilen bölgedeydi. IV. Murad tarafından yaptırılan bu kalelerden bugüne tek bir resim kaldı. Bu resim de diğer kalelerin yer aldığı Venedik Correr Müzesi'ndeki albümde bulunmakta. Evliya Çelebi bugüne tek bir resimle gelebilen iki hisarı şöyle anlatır: "Rumeli Kavağı'ndaki kale dört köşe, sağlam bir kaleydi, askerler için 60 ev, çeşitli boyutlarda 100 top bulunuyordu. İçeriden çapı 300 metreydi. Anadolu Kavağı'ndaki kale de kare biçimindeydi, askerler için 80 ev ve 100 top vardı. Çapı 240 metre, duvarlarının yüksekliği 20 metreydi."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Fransız topçu mühendisi François Baron de Tott 1755'de Türkiye'ye geldiğinde, onun denetiminde hisarlara bazı eklentiler yapılmış, 1770'de geldiğinde ise Çanakkale'deki iki kaleyi de güçlendirmişti.
19. yüzyılda Rumeli Kavağı Kalesi tümüyle yok oldu, Anadolu Kavağı Kalesi ise bir yıkıntıya dönüştü. l

* Metin And, Türkiye Bilimler Akademisi Üyesi.

 
Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı


Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı