YÜKLENİYOR ...

























Kemer'in derinliklerindeki savaş gemisi
2002 / ŞUBAT

1995 baharı... Kemer açıklarında avlanan balıkçıların ağları bir cisme takılıyor ve balıkçılar ağların çıkarılması için balıkadamlardan yardım istiyor. Hikâyemiz böyle başlıyor... Ağları kurtarmak için dalan balıkadamları sualtında büyük bir sürpriz bekliyor: Karşılarına 30 metre derinlikte kumların üzerinde yatan cephane dolu bir savaş gemisi çıkıyor.
Doğrusu, gemiye yaptığım ilk dalışta ben de çok heyecanlanmış, müthiş bir merak ve araştırma güdüsü içimi kemirmeye başlamıştı. Neydi bu geminin hikâyesi? Bulduğumuz en önemli ipucu, geminin ismiydi: Paris II... İsmi, yükü ve üzerindeki silahlardan bir Fransız savaş gemisi olduğu anlaşılıyordu. İki dünya savaşından birinde batmış olmalıydı.
Gemi hakkında merak ettiğim konuları internet aracılığıyla, kütüphanelerden ve aklıma gelen her türlü kaynaktan araştırmaya başladım. Ama, yazılı hiçbir doküman yoktu. Yavaş yavaş umutsuzluğu kapılıyordum ki, Dr. Burhanettin Onat'ın anılarından derlenen 'Bir Zamanlar Antalya' adlı kitabı buldum.

Sayfa 1/5


























Kemer'in derinliklerindeki savaş gemisi
2002 / ŞUBAT
Kitabı okurken, Paris II gemisine daldığım o ilk günkü heyecanı yaşadım:
"Antalya'nın nüfusu her gün biraz daha eksiliyordu. O menhus I. Dünya Savaşı da en acı darbeyi ona vurmuştu. Şehir ve kasabalarda kahve, çay bir tarafa şeker, gazyağı, sabun bulmak imkânsız hale geldi. Bunlar yetmiyormuş gibi düşman donanması da Fethiye'den Kaladran'a kadar bütün Antalya sahillerini abluka altına almıştı. İki kruvazör durmadan sahilleri tarıyor ve rastladığı en ufak tekneyi bile zaptedip, içinde bulduğu yiyecekleri aldıktan sonra kayığı batırıyordu."
Antalya'ya 18 mil uzaklıktaki Kemer Kalınburun (Ağva Burnu) civarında Antalya'nın en güzel tabii limanları ve plajlarından biri bulunuyor. Kitaptan Antalya'yı abluka altına alan Paris II ve Alexandrea adlı iki kruvazörün bu limanı pek sevdiğini öğreniyorum. O günlerde yöre halkı için en umut verici olay, İngiliz işgalinde bulunan Meis Adası yakınında bir uçak gemisi ile iki kruvazörü, komutasındaki topçu bataryası ile batırarak büyük bir başarı sağlayan Mustafa Ertuğrul Bey'in Kemer'e
Sayfa 2/5


























Kemer'in derinliklerindeki savaş gemisi
2002 / ŞUBAT

gelmesi oluyor.
O günleri Dr. Onat şöyle aktarıyor: "Kaş'a kadar giden ve uçak gemisi ile iki destroyerin hakkından gelen Ertuğrul, bu sefer bataryasını yine o kimsenin geçilmez sandığı patikalardan aşırarak 13 Aralık 1917'de Ağva Burnu üstündeki bir yere yerleşti. Çok geçmeden iki kruvazör de sökün etti. İşte bu anda Ertuğrul'un bataryası birdenbire gürledi ve gemiyi batırdı."
Gemiden kurtulmaya çalışanlar arasında Fransız şair Pierre Loti'nin yeğeninin de olduğunu öğreniyoruz. Bundan sonrasını Pierre Loti'nin bir Fransız gazetesine yazdığı makalesinde yer alan yeğeninin ifadesinden öğreniyoruz: "Ağva Limanı'nın önüne geldik. Elimizdeki mükemmel haritalara göre oralara top getirmenin imkânsızlığını bildiğimiz için böyle bir baskına uğrayacağımızı aklımızın kenarından bile geçirmiyorduk. Birden geminin üstünde şimşekler çaktı ve müthiş bir gürültü ile denize üç mermi düştü. Fakat bu esnada gemimiz de sarsıldı. Dördüncü mermi lumbozların birinden girerek makine dairesine

Sayfa 3/5





























Kemer'in derinliklerindeki savaş gemisi
2002 / ŞUBAT

isabet etmiş ve oradakileri paramparça etmişti.
Batarya çok iyi kamufle edilmişti, yağdırdığımız mermilerin hiçbir tesiri olmuyordu. Mesafe çok yakın ve Türkler çok iyi nişancı oldukları için gemimiz az zamanda delik deşik oldu. Kurtuluş ümidi kalmamıştı. Onun için gemiyi terk etme emrini verdik. Denizde çok yorulmuş olduğumuz için kaderimize boyun eğip sahile çıkmaktan başka yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Sahile 40-50 metre kala siperlerden insanların fırladıklarını ve bir kısmının denize atlayarak bize doğru geldiklerini gördük. Denizde bir boğuşma mı olacaktı? Buna mecalimiz yoktu. Fakat korkumuz uzun sürmedi. Denizden bize gelenler ve sahilde bekleşenler bizi şefkatle kucaklayıp dışarıya çıkardılar. Hepimiz kumların üzerine serilmiştik. Önce yaralılarımızı ayırdılar. Türk erleri kaputlarının eteğinde, kendileri için hazırladıkları harp paketlerini sökerek yaralarımızı sardılar... Türk erlerinden biri gömleğinden koparıp ayırdığı bir parça ile benim yaramı sardı. Yalnız ben değil, bu ulvi manzarayı gören

Sayfa 4/5









































Kemer'in derinliklerindeki savaş gemisi
2002 / ŞUBAT

bütün Fransızlar gözyaşlarını tutamadılar. Bize su getirdiler, yiyeceklerinden verdiler. Çay gibi haşlanmış, güzel kokulu fakat şeker yerine kuru üzümle tatlandırılmış sıcak bir şey ikram ettiler."
Pierre Loti ise yazısının sonunda, "Muharebeden sonra batarya Antalya'ya geldi. Şenlikler yapıldı, nişanlar, hediyeler dağıtıldı. Fakat şunu ilave etmek isterim ki, bu şenliklere esirler de dahildi." diyor. Yaptığımız dalışlarda geminin güvertesindeki hasarlardan, topçu ateşiyle batırıldığını anlamıştık. Okuduğum kitapta ise aradığımdan fazlasını bulmuştum. Ama, bu kez de cevaplanması gereken yeni yeni sorular geliyordu aklıma; Antalya'yı kasıp kavuran ikinci kruvazör Alexandrea nasıl batırılmıştı ve şu anda nerede bulunuyordu?

* Levent Konuk, fotoğrafçı ve yazar.

Sayfa 5/5
 





























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı