YÜKLENİYOR ...

























Çok sesli bir cümbüş; ROTTERDAM
2002 / ŞUBAT

Italo Calvino'nun 'Görünmez Kentler' adlı kitabında Marco Polo, Kubilay Han'ın huzurunda gezip tozduğu kentleri anlatır. Bu anlatımlarda, ünlü seyyahın gözlemleri ile kafasında ürettiği fanteziler iç içe geçer, gerçek hayatlara ve mekânlara dair izlenimler düşsel katkılarla zenginleşir. Gündelik yaşam pratikleri anonim arzulara, görüntüler seslere, sesler kokulara karışır... Böylelikle Polo'nun anlattığı hikâyeler, o 'görünmez' kentlerle ilgili berrak imgeler oluşturmak bir yana, onları daha da gizemli kılar. Sonuçta, seyyahın bütün bu hikâyeleri tek bir kentten esinlendiği, bunların hepsinin o kenti tamamlayan imgeler olduğu ortaya çıkar.
Portekiz'in Porto kentiyle birlikte Avrupa'nın 2001'deki Kültürel Başkenti ilan edilen Rotterdam, tıpkı Calvino'nun gizemli kenti gibi, geçen yıl boyunca tam anlamıyla çoğul bir kentlilik deneyimi yaşamış, müzikten sinemaya, tiyatrodan dansa, sokak performanslarından sergilere kadar kentsel yaşamın akla gelebilecek tüm öğelerini tek bir kentte buluşturmuştur.

Sayfa 1/5































Çok sesli bir cümbüş; ROTTERDAM
2002 / ŞUBAT

Yılın on iki ayına yayılan sayısız etkinlik içinde, Calvino'nun yukarıda sözü geçen kitabından yola çıkarak hazırlanmış bir gösteri de vardı. Akrobasi, dans, müzik, hatta gölge oyunu gibi pek çok sanatsal disiplini aynı potada eriten 'City' adlı bu dev gösteri başta olmak üzere, çok renkli bir etkinlikler zincirine sahne olan Rotterdam, 2001 yılı boyunca deyim yerindeyse 'binbir kent masalları'nı hayata geçirmişti. Disiplinlerarası buluşmalardan edebiyata, çocuklar için hazırlanan programlardan eğitime, fotoğraftan yeni medyalara, su sporlarından sokak gösterilerine, azınlık faaliyetlerinden bilimsel konferanslara kadar etkinliğin bini bir paraydı 2001'de. Ama elbette yelpazenin en geniş kısmını, kitlesel şenlik niteliğindeki müzik/dans ağırlıklı etkinlikler oluşturuyordu.
Gerek tarihsel serüveni, gerekse sosyal ve kentsel yapısı göz önüne alınırsa, doğrusu böylesine çok sesli bir cümbüş için Rotterdam kadar uygun bir sahne az bulunurdu.

Sayfa 2/5






























Çok sesli bir cümbüş; ROTTERDAM
2002 / ŞUBAT

Etnik ve kültürel renkliliği bu denli öne çıkan (sözgelimi, Hollanda'daki en kalabalık Türk nüfusunun burada barındığını hatırlatalım), dolayısıyla o tartışmalı 'Avrupa kimliği'ni en geniş anlamda kaderine işlemiş olan bir başka kent bulmak zor çünkü. Bu yüzden, 2001'de Avrupa'nın gözlerinin buraya çevrilmesine neden olan bu 'kültürel havai fişek', gerçekte 'başkent' olmadığı normal zamanlarda da çok farklı değil. Kültür, Rotterdam'a kentsel rengini veren kalıcı bir gen.
Her şeyden önce Avrupa'nın okyanus ötesiyle bağlantısını kuran en önemli liman burası. Hem kapladığı alan, hem de yıllık sevkiyat bakımından Rotterdam dünyanın en büyük limanı. Amerika'da yeni bir gelecek arayan Avrupalıların kıtayı terk ettikleri son nokta burasıydı. O zamanlar Holland-Amerika Lijn adlı denizyolu şirketinin gemilerine doluşup yeni kıtaya doğru yelken açanlar aradıklarını buldular mı bilinmez, ama söz konusu şirketin Rotterdam'daki genel merkezi şu anda New York adıyla ünlü bir otel olarak çalışıyor. Şirket tabelası da o günlerin hatırası olarak yerli yerinde duruyor.

Sayfa 3/5































Çok sesli bir cümbüş; ROTTERDAM
2002 / ŞUBAT

Avrupa'da yer alıyor olmak, Rotterdam'ın talihinde de talihsizliğinde de belirleyici bir olgu. Ekonomik gelişmişliğin nimetlerinden olduğu kadar, yıkımlardan da payını almış, İkinci Dünya Savaşı'nı en trajik biçimde atlatmış kentlerden biri. 14 Mayıs 1940 tarihinde kent merkezini yerle bir eden ve yaklaşık bin kişinin ölümüne yol açan bombardıman sonrasında, haritadan silinme noktasına gelmiş. Ardından hızlı bir atılım ve sıfırdan başlayan yeni bir kentleşme serüveniyle tarihinde yeni bir sayfa açılmış Rotterdam'ın. Tüm yeniliklere açık bir mimari anlayışla kent tepeden tırnağa yeniden biçimlenmiş. Böylece, modern mimarinin Avrupa'daki uygulama alanlarından biri haline gelmiş.
Belki de bu yüzden, Rotterdam'da insan kendini devasa bir film setindeymiş gibi hissediyor. Kent merkezinde insanı karşılayan ilk görüntülerden (birer robotu andıran aydınlatma spotları ve alanı boydan boya kaplayan çelik platformuyla daha dün kurulmuş bir set havası veren Schouwburg Meydanı, örneğin) başlayarak şehri tanıdıkça bu duygu daha da yerleşiyor.

Sayfa 4/5



































Çok sesli bir cümbüş; ROTTERDAM
2002 / ŞUBAT

'Kurgu kent' izleniminin bir kaynağı mimari doku ise, bir diğeri büyük ihtimalle Rotterdam'ın gerçek bir 'sinema kenti' olması. Her yıl ocak ayı sonlarında gerçekleşen ve Avrupa'nın en önemli sinema etkinlikleri arasında yer alan Uluslararası Film Festivali de bunun bir göstergesi. Mimarlık öğrencilerinin uğrak yerlerinden biri olan kentte, Piet Bloom'un tasarladığı kübik evlerden 1996'da tamamlanan Erasmus Köprüsü'ne kadar her adım başı gözalıcı bir yapıyla karşılaşmak işten değil. Erasmus'un adı geçmişken, kentin en önemli üniversitesine adını veren bu hümanist düşünürün de -hemşeri olduğunu belirtmeye gerek yok- geçen yıl 'Erasmus 2001' başlığı altında ayrı bir etkinlik demetine konu olduğunu belirtelim.
Bu yıl şubat başında gösterişli bir Kraliyet Düğünü'yle daha da renklenen, Amsterdam'a trenle sadece 30 dakika mesafedeki bu kente yolunu düşürmek için bir değil, bin bir neden bulunabilir... Calvino'nun Marco Polo'su buraya uğrasaydı, Kubilay Han'a anlatacak ne çok şeyi olurdu kim bilir!
* Necati Sönmez, yazar.

Sayfa 5/5
 




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı