|
iBir ara, Şemsi Tebrîzi Türbesi'nin karşısındaki
parkın banklarından birine oturup dinlenirken,
yanıma ilişiveren Konyalı bir dost, önce Şems'den
söz ediyor biraz; İran'dan gelip akıl dolu düşünceleri
ve delidolu tavırlarıyla Mevlânâ'yı etkileyen
onu vaaz ve fetvalardan çok aşka ve coşkuya
çeken, ama daha sonra bu durumdan hoşlanmayanlarca
Mevlânâ'ya duyurmadan gizlice öldürülüveren
Tebrizli Şems'den. Sonra da "Gezip gördükçe
gözün, gönlün doymuşa benzer, şimdi de karnını
doyuralım" deyip, Konya'nın meşhur etli
ekmeğinden ısmarlamak üzere bir lokantaya davet
ediveriyor, öylesine kendiliğinden.
Kentin son hayali ise Konyalı dostun sesinden
dinlediğim, Ceyhun Atuf Kansu'nun dizeleriyle
canlanıyor, hoşgörüyü ve sonsuzluğu çağıran:
"Konya'yı anlat bana ey dost, Konya'yı
söyle bana! /
Sultan dinlencesi ağaç balkonlardan /
Nice gözler çıkıp baktı sonsuz ovaya,/
Bir yeşil ikindi gemisiydi Konya, /
Gidip gelen, yaşamalarla ölmeler arasında."
*
Ersin Toker, yazar.
|