YÜKLENİYOR ...

























TÜM YOLLARIN KİLİT NOKTASINDA AFYON KARAHİSAR
2002 / ŞUBAT

Pek çok uygarlığa yurt olan Afyonkarahisar (Afyon), öylesine büyülü bir noktada kurulu ki, Türkiye'nin neresine gitmek isterseniz isteyin buradan geçmek zorundasınız. Kara, hava ve demiryollarının birleştiği yörede ilk yerleşim tarihi MÖ 3000 yılına kadar dayanıyor. Hititleri, Frigleri, Helenleri, Romalı ve Bizanslıları misafir eden ve 1200 yıldan beri de Türklerin yurdu olan Afyon'da size öncelikle müzeyi görmenizi, sonra da çarşıyı gezmenizi tavsiye edebilirim. Müze'deki Hitit, Frig, Roma ve Bizans eserlerinin eşi ve benzeri bir başka yerde yok. Afyon'dan gelip geçen uygarlıklar hakkında geniş bilgi sunan müzeden çıkıp şimdiki zamana geri dönüyorum. Afyon sokakları her köşede farklı bir sürpriz sunuyor; Bir ara sokakta dükkânların önüne rengârenk, saf yünden yapılma kepenekler yığılmış. Çobanları soğuktan koruyan, kimi zaman yatakları ya da yemek yerken altlarına serdikleri döşekleri olan kepeneklerin nasıl yapıldığını öğrenmek isterseniz, selam vererek bir dükkândan içeri girmeniz yeterli.

Sayfa 1/5


























TÜM YOLLARIN KİLİT NOKTASINDA AFYON KARAHİSAR
2002 / ŞUBAT
Rengârenk boyalı evlerin kapı ve pencere detayları şaşırtıyor. Programımda, öğleden sonra sarp kayalar üstünde yükselen Afyon Kalesi'ne çıkmak var. Kaleden manzara müthiş. Afyon manzarasının ayrılmaz bir parçası olan kale, eski bir yanardağın ağzında kurulu. Hitit Kralı II Murşil'in Arzava seferinde kullandığı kalenin surlarında, günümüze kadar ulaşan Hitit izlerini görebilirsiniz.
Kaleden sonra yolum çarşıya varıyor. Burada hemen hemen iki dükkândan biri ya sucuk satıyor ya da kaymaklı lokum ve şekerleme yapıyor. Afyon kaymağını duymayan yoktur. "Özelliği nereden geliyor?" diye sorduğumda manda sütünden yapıldığı yanıtını alıyorum. Çarşıda son dönem Osmanlı eserlerinden olan bedestenin yanında, Selçuklulardan günümüze kalma Ulu Camii ve Gedik Ahmet Paşa'nın yaptırdığı yivli minaresiyle dikkat çeken İmaret Camii de görülmeye değer. Türk mimarisini yansıtan Kalealtı ise geçmişten gelen özelliklerini hiç yitirmemiş.
Sayfa 2/5


























TÜM YOLLARIN KİLİT NOKTASINDA AFYON KARAHİSAR
2002 / ŞUBAT

Afyon Kurtuluş Savaşı'nda kilit bir rol üstlenmiş ve ulaşım yollarının toplandığı bir kavşak olduğu için önemi bir kat daha artmıştı. Atatürk de 26 Ağustos 1922 günü, Afyon'a hâkim bir tepe olan Kocatepe'den Büyük Taarruz'u başlatmış ve ilk evrelerini buradan izlemişti. İkinci günün ilk durağı Kocatepe... Burası, Atatürk düşünceli bir şekilde yürürken fotoğrafının çekildiği yer ve tam o noktada bu sefer aynı şekilde duran Atatürk'ün heykeli var, geride de siperler...
Akşam olunca otelime geri dönüp kendimi, termal suların ısıttığı Türk hamamına atıyorum. Afyon'a neden termal kent dendiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Kaplıcalar volkanik geçmişinin bir hediyesi olsa gerek. Ertesi günkü durağım, İhsaniye. Gözlerime inanamıyorum... Burada ünlü peribacaları var ve ben Kapadokya'da değilim. Romalıların baskısından kaçmak isteyen ilk Hıristiyanlar, aynı Kapadokya'da olduğu gibi gerek güvenli oluşu, gerekse volkanik kayaların kolay işlenmesi nedeniyle bu bölgeyi de yurt edinmiş. İhsaniye'deki kayamezarları ve Ayazini Kilisesi de mutlak görülmeli

Sayfa 3/5





























TÜM YOLLARIN KİLİT NOKTASINDA AFYON KARAHİSAR
2002 / ŞUBAT

Ertesi gün Frig Vadisi diye de bilinen Göynüş Vadisi'ne gidiyorum. MÖ 1200 yıllarından itibaren Anadolu'da yayılmaya başlayan Frigler, başkent olarak Gordiyon'u seçip Afyon, Kütahya, Eskişehir arasında bulunan dağlık ve ormanlık bölgede hüküm sürmüş. Göynüş Vadisi'nde sizi bekleyen şey, kayamezarları ve açıkhava tapınakları. Girişi, büyük kapı aslanları tarafından korunan kaya mezarlarının bulunduğu Yılanlı Kaya'nın biraz ilerisindeki Mal Kaya ise bir açıkhava tapınağı. Vadinin iki yanında yükselen kaya duvarları buraya mistik bir hava veriyor. Mal Kaya'nın toprak üstündeki iki metrelik kısmı, alçak kabartma taş işçiliği ile bir bina alınlığı gibi işlenmiş. Toprak altında kalan kısmın ise beş metre olduğu biliniyor. Friglerin inançları uğruna yaptıkları açıkhava tapınağı zamana meydan okurcasına sapasağlam.
Afyon gezimin son durağı Eber Gölü'ydü. Çay ve Bolvadin ilçelerinin sınırları olan Eber Gölü, Akarçay ve Sultandağları'ndan gelen kaynak suları ile besleniyor. Göle yaklaşırken ilk göze çarpan kamışlar ve bunları toplayan köylüler oluyor.

Sayfa 4/5









































TÜM YOLLARIN KİLİT NOKTASINDA AFYON KARAHİSAR
2002 / ŞUBAT

Bir masaldan fırlamış gibi duran balıkçı barınaklarının çatısını kamışlar örtüyor. Göl kıyısında yaşayan insanlar geçimini yine gölden sağlıyor. Sallarla toplanan kamışlar yakındaki bir kâğıt fabrikasına satılıyor.
Eber Gölü'yle ilgili en şaşırtıcı şey ise gölün ortasındaki 'kopak' denilen yüzer adalar. Bir adanın yüzüyor olması işin aslını öğrenince hiç de tuhaf değil. Kopaklar uzun sürede birikmiş kamış köklerinden oluşuyor. O kadar sık ve kalın ki, üzerinde rahatça dolaşıyorsunuz. Avcılar salları ile avladıkları balıkları bu yüzer adaların üzerinde yaktıkları ateşlerde pişirip yiyor. Fakat, ben bütün ısrarlara rağmen balık yemek için yakınlardaki bir balık lokantasını tercih ediyorum...
Ulaşım yollarının geçtiği bir kavşak konumunda olduğundan nasıl olsa yolunuz bir gün Afyon'a düşecek. Yalnızca geçmeyip bir süre kalırsanız, tüm bu anlattığım güzellikler sizleri bekliyor olacak...

* M. Hakan Bingöl, fotoğrafçı.

Sayfa 5/5
 





























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı