YÜKLENİYOR ...

























KUŞLARIN EŞSİZ CENNETİ
2002 / ŞUBAT

Baharın tomurcuklandığı bu günlerde, gündelik hayattan uzaklaşıp her zamankinden farklı birşeyler mi yapmak istiyorsunuz? İşte, size İzmir'e yaklaşık 30 kilometre mesafede, kendine özgü ve son derece nadir ekosistemiyle on binlerce sukuşunu ve bitki türünü barındıran eşsiz bir cennet; İzmir Kuş Cenneti.
İzmir Kuş Cenneti, göçmen ve yerli kuşlar olmak üzere toplam 250 kuş türüne ev sahipliği yapması ve kış aylarında düzenli olarak yaklaşık 90 bin kuş barındırmasıyla Türkiye ve dünya çapında önemli bir yere sahip. Alanda bulunan ziyaretçi merkezine vardığınızda doğa ve kuş gözleminize başlamadan da pek çok yapacak şey bulabilirsiniz: Kafeteryada bir çay molası vermek, broşürlere göz atmak, müzeyi gezmek ve teleskoplarla etrafınızdaki kuşları seyretmek seçenekleriniz arasında.
Eğer uzun trekkingler yapabiliyorsanız, tepeler ve sazlıkların içinden geçen yolu tercih etmeniz doğru olacak. Burada bulunan bir diğer yol da aracınızla kuşları gözlemleme imkânı tanıyor.

Sayfa 1/5


























KUŞLARIN EŞSİZ CENNETİ
2002 / ŞUBAT

Yürüyüşe başlıyoruz. Yönümüz tepeler. Yolun iki tarafında bulunan uçsuz bucaksız tuz tavalarına çıplak gözle baktığımızda, flamingolar dikkatimizi çekiyor. Dürbünlerimizle baktığımızda ise buraların pek çok kuş türüne evsahipliği yaptığını görüyoruz. Ortalarındaki bazı adacıklarda kılıçgaga kolonilerini, nesli dünya çapında tehlike altında olan tepeli pelikanların suyun hemen bir karış üstünde kanat çırparak yuvalarına doğru süzülüşünü izliyoruz. Kuzeybatıda bir tepe yumağı seçiliyor. İlk ulaşacağımız tepe, göğsünü sıkça ve şiddetle esen lodos rüzgârına siper etmesinden dolayı adını Lodos Tepe olarak almış. Onu sırasıyla Orta ve Poyraz Tepe izliyor. Etrafımızda uçuşan karbeyazı vücutları ve siyah başlarıyla yaz göçmeni olan Akdeniz martılarının yüzlercesi yol boyunca bize eşlik ediyor. Küçük sumru ve sumruların bir akrobatı andıran hareketleriyle suya dalışlarını ve balık yakalamaktaki ustalıklarını hayretle izliyoruz.

Sayfa 2/5


























KUŞLARIN EŞSİZ CENNETİ
2002 / ŞUBAT

Lodos Tepe'ye vardığımızda bizi yemyeşil habitatıyla, buram buram kekik kokularıyla antik bir kent olan Leukai karşılıyor. Leukai antik kenti MÖ 352 yılında Pers Amirali Takhos tarafından kurulmuş. Burada yaşamış insanlar da kuşlardan etkilenmiş olsalar gerek ki, kentin simgesi olarak 'kuğu'yu seçmiş. Antik kentin içinden ilerleyip bir bölümü uçurum olan Lodos Tepe'nin zirvesine vardığımızda, güneşin cömertliğini esirgemediği uçsuz bucaksız kumullar ve adacıklarıyla yeşilli mavili Homa ve Kırdeniz Dalyanları önümüze seriliyor.
Lodos Tepe'nin manzarasını uzunca bir süre izledikten sonra diğer bir zirve olan ve özellikle ördek türlerinin yoğun olduğu çok geniş bir sazlığı gören Poyraz Tepe'ye doğru yola çıkıyoruz. Ağaçların arasında ilerlerken çevremizde çiçek açmış dağ laleleri, şebboylar, aşağılarda bataklıkların yüzeyini sarmış papatya kümeleri, tarla kirazkuşları, orman toygarları ve bahar ayını yaşamaya başlamış kelebekler bize rengârenk bir ortam sergiliyor.

Sayfa 3/5


























KUŞLARIN EŞSİZ CENNETİ
2002 / ŞUBAT

Poyraz Tepe'den ufak patikaları izleyerek aşağıya sazlıklar içine iniyoruz. Üzerimizde çığlıklar atarak bir şahkartal dolaşmakta. Aşağıya indiğimizde bir tilkiyle gözgöze geliyoruz. Bizim varlığımızdan rahatsız olmuş olsa gerek ki hızla bulunduğu yerden uzaklaşıyor. Buradaki yoğun ve geniş sazlıklar tilki haricinde birçok memeliye de evsahipliği yapmakta; çakal, yaban domuzu, porsuk, gelincik... Sazların kıyısındaki yoldan ilerlerken etrafımızdaki sığ sularda beslenen çıkrıkçınlar, çamur çullukları, gökte süzülerek uçan bir grup yılan kartalı bize bahar göçünü yoğun şekilde hissettiriyor. Sazları aştığımızda bu sefer bizi uzunbacaklar, mahmuzlu kızkuşları karşılıyor. Bu zarif kuşları seyre dalmadan edemiyoruz. Uzun bir yürüyüşten sonra tekrar başladığımız nokta olan ziyaretçi merkezine varıyoruz.

Sayfa 4/5


























KUŞLARIN EŞSİZ CENNETİ
2002 / ŞUBAT

Araçların yol alabildiği rota Homa Dalyanı'nın kilometrelerce uzanan kumullarından geçiyor. Uçsuz bucaksız sahilde ilerlerken her şeyi unutup denizkabuğu toplamaya dalabilirsiniz. Dalyan içerisinde gelgitlerden dolayı oluşmuş çamur düzlükleri ise kumkuşlarının mekânı. Sayıları binleri bulan gruplar halinde onlarca farklı türden kumkuşu, burada yorulmak bilmeksizin gezinip durur.
Akşamüstü, karabatakların zamanıdır. Güneş bulutları renkten renge boyarken gökyüzünde beliriverirler. Buraya gecelemek için gelen yüzlerce karabatak, Kuş Cenneti'nin gezginlerine de artık eve, şehre dönme zamanının geldiğini hatırlatır. l


*Ortaç Onmuş ve Soner Bekir, Ege Kuş Gözlem Topluluğu üyeleri.

Sayfa 5/5
 
































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı