|
Hemen
Kanlıca'ya gider ve neredeyse taihîd eser olan
tekneyi aramaya başlar. Ancak bulamaz. Üç-dört
yıl arar ama nafile! Kime sorsa istediği cevabı
alamaz. Yok, yok, yok! Nihayetinde bir bilene
rastlar. Ancak, aldığı yanıt üzücüdür. Bir önceki
kış mevsiminde kayıkhane yıkılmış, tekne de
kırılıp, yakılmıştır... Elinde fotoğrafla kalakalır
Mehmet Usta. Ama yılmaz. Eski dönemlerde ahşap
tekne yapım merkezi olan Ayvansaray'a yönünü
çevirir. Buranın en meşhur ustalarını arar,
bulur. Alamanası için gereken bilgileri toplar
ve modelini yapar.
1970'li yıllara kadar İstanbullu balıkçıların
kullandığı 13-14 metre uzunluğunda, iki buçuk
metre genişliğindeki alamanalar artık ne yapılıyor,
ne de denizde dolaşıyor. Dizel motorlu sac tekneler
onların yerini almış. Ayvansaraylı kardeşler
Halis ve Hüseyin Turgut ustalardan sonra kimse
alamana yapmamaya başlamış. Tıpkı Mehmet Özkasım'ın
elinde model olarak hayatlarını devam ettiren
mavna, çektirme, taka ve yalı sandallarını kimseciklerin
yapmadığı gibi...
|