YÜKLENİYOR ...

























Bir rüya gezegeni Oyuncak Müzesi
2002 / ŞUBAT

İki kıta üzerinde kurulu güzel İstanbul, Asya ve Avrupa'yı coğrafi olarak birleştirdiği gibi Doğu ve Batı kültürleri arasında da bir köprü kurar. İstanbul aynı zamanda beş yüz yıldır yan yana, ahenk ve huzur içinde kesintisiz hizmet sunan cami, sinagog ve kiliseleriyle de dünyanın tek kenti olma özelliğini koruyor. İnançların buluştuğu bu eşsiz kentin kültür zenginliğine, 25 Kasım 2001'de yeni bir halka daha eklendi: 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi. Müze, Orhan Bey'in 1326'da Bursa'yı fethiyle başlayan ve inanç özgürlüklerini kaybetmektense İspanya'yı terk etmeyi yeğleyen Sefarad Musevileri'nin göçüyle devam eden Osmanlı-Yahudi beraberliğinin 700 yıllık öyküsünü yurtiçinde ve dışında tanıtmayı amaçlayan 500. Yıl Vakfı'nın kalıcı etkinliklerinden biri. Karaköy'de, Perçemli Sokak'ta bulunan ve 500. Yıl Vakfı tarafından restore edilerek müze olarak düzenlenen taihî Zülfaris Sinagogu'nda gezimize başlamadan önce kısa bir saptama yaparak Zülfaris sözcüğünün kökenini açıklayalım.

Sayfa 1/4


























Bir rüya gezegeni Oyuncak Müzesi
2002 / ŞUBAT

Sokağa, haşarılığa alışır korkusu ile evin birkaç odasını oyuncakla doldurdu." Öyle ya, ağzına kadar oyuncakla doldurulmuş bir odaya sahip olmayı hangi çocuk istemez ki? Bebekler, bilyeler, yap-bozlar, topaçlar, dürbünler, ayılar, trenler, otomobiller, kurşun askerler, kuklalar...
Ev içlerinin mahremiyetinden uzaklaşamadığımız dönemlerde, aileden sonra en yakın ilişkileri, hatta gelecekte edineceğimiz rol-modellerini oyuncaklarımızla ve onların aracılığıyla kurar, kurgulardık. Bebeğine ninni söyleyen biz küçük anneler, üç tekerlekli bisikletiyle gelecek olan evin beyini bekler; melamin mutfak takımlarıyla komşu ağırlar; bebek elbiselerini pilli çamaşır makinelerinde yıkardık. Oyuncaklar hem oyalar, hem eğitirdi bizleri. Çocuk psikolojisi ile ilgilenen tüm uzmanlar da oyuncağın eğlendirici ve eğitici bir işlevi olduğunu kabul ediyor. Çocuğun kendine olan güvenini artırdığı gibi fiziksel birçok yetiyle birlikte iletişim kurma, yüksek beyin fonksiyonları ve sosyal yeteneklerini de geliştiriyor oyuncaklar.

Sayfa 2/4


























Bir rüya gezegeni Oyuncak Müzesi
2002 / ŞUBAT

Anaokullarının yaratıcısı olan Friedrich Wilhelm August Froebel (1782-1851) oyuncakların, yaşamın nesnel imgeleri, dünyanın ve yaşamın yasalarının anlatımı olması gerektiğine işaret ederken, bir başka önemli isim Maria Montessori ise çocuklarda ölçü, sayı, büyüklük, küçüklük, renk gibi kavramların gelişmesi için ölçülü kaplar, yap-bozlar, geçmeli oyuncaklar tasarlamış.
Kaynaklara göre, oyuncağın tarihi Mısır'da başlıyor. Örneğin topaç, bilye ve çember MÖ 1400'lerde, tahta at MÖ 5. yüzyılda Mısır'da biliniyormuş. Firavun mezarlarında sıkça bulunan bebekler ise MÖ 2. yüzyılda ortaya çıkmış. Bunun yanı sıra eski Yunan'da, Roma'da ve Çin'de de oyuncak bebek yapılıyormuş. Bu bebekler kilden pişiriliyor, boyanıp giydirildikten sonra hareketli kol ve bacaklar ekleniyormuş. Ortaçağ pazarlarında kilden bebekler satılıyor, 17. yüzyılda Almanya'da tahta bebekler yapılıyor iken bizde oyuncakçılık ilk olarak Osmanlılar döneminde İstanbul'un Eyüp semtinde başlamış.

Sayfa 3/4


























Bir rüya gezegeni Oyuncak Müzesi
2002 / ŞUBAT

Vapur iskelesiyle emniyet amirliği binası arasında kalan ve 'Oyuncakçılar' diye anılan semtte yapılan ve satılan oyuncaklara, bütün Anadolu oyuncaklarının örnekleri gözüyle bakılabilir. Bumbardan yapılan boyalı balonlar, çember, tahta araba, toprak düdükler ve küçük tefler en çok ilgi gören oyuncaklarmış.

Üretim tarzı ve yapımında kullanılan malzemeyle, çağının endüstriyel, toplumsal, sosyo-kültürel ve ekonomik koşullarını yansıtan oyuncağı ilginç kılan bir neden ise sadece endüstri tarihiyle değil, genel olarak toplumsal tarihin bütün alanlarıyla bağlantılı olması. İşte, tam da bu nedenle her ülkede mutlaka bir oyuncak müzesi bulunuyor. Ülkemizde 20 Nisan 1920'de Ankara'da açılan Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi'nin temel işlevi ise müze müdürü Prof. Dr. Bekir Onur'un belirttiği gibi, hızlı toplumsal değişim içinde kaybolmakta olan oyuncakları korumak, oyuncak aracılığıyla sanayi, kültür ve eğitim tarihi konusunda araştırma yapmak.

Sayfa 4/4
































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı