|
gemiye beyaz yelken çekilecekti. Theseus, Girit
Kralı'nın kızının yardımıyla azgın yaratığı
öldürüp, her yıl kurban isteyen Minos geleneğine
son vermişti ancak, dönüşte beyaz yelkeni çekmeyi
unutmuştu. Bunu gören baba Aegeus, kendini denize
atmış, Ege Denizi de, bundan böyle onun adıyla,
Aigaios Pontos olarak anılmaya başlanmıştı.
Ege söylencesi öylesine güçlüydü ki, denizden
karanın içlerine, Çandarlı ve Manisa arasındaki
Yunt Dağı'nın yamaçlarına kurulu bir kente kadar
ulaşmıştı. Onun adı da Aigai idi, yani keçiler
halkı. Köseler Köyü'nün yakınında, Nemrudkalesi
olarak bilinen bu Aiol yerleşimi, aynı zamanda
antik Yunan'ın Anadolu'daki en eski kentlerinden
biriydi. Bugün menengeç ve meşe ağaçlarının
altında, yıkık bir kent gibi görünse de, ayaktaki
kalıntıları halen etkileyicidir Aigai'nin.Çünkü
bu izler kentin bir zamanlar ne denli ihtişamlı
olduğunu ve aynı zamanda da tarihinin çok gerilere
dayandığını söyler. Çok iyi korunmuş, ince işçilik
sergileyen yüksek duvarları eşi bulunmaz bir
malzemedir.Ve Aigai, bu özelliğiyle, günümüze
kalan en önemli antik kentlerinden biri olarak
öne çıkar.
|