YÜKLENİYOR ...

























BAKKAL SALİM MUTLU MÜZESİ
2002 / MART

Çanakkale'nin Eceabat ilçesine bağlı Alçıtepe Köyü'nde yaşayan 75 yaşındaki bakkal Salim Mutlu, çocukluğunda Çanakkale Savaşı'ndan geriye kalan materyalleri toplayıp, hurdacıya satarmış; tıpkı diğer çocuklar gibi... Mutlu'nun 'üç-beş kuruş' uğruna Gelibolu Yarımadası'nı 'çapalaması', bir bakkal dükkânı açana dek devam etmiş. Koca tarihin hurda niyetine eriyip gitmesine daha fazla dayanamayan Mutlu, bakkal raflarının bir bölümünü taihîm eserlerin sergilenmesi için ayırmış. Bugün savaş hatıraları bakımından bölgedeki birçok müzeden daha zengin olan 'Bakkal Salim Mutlu Müzesi'nin temeli işte o zamanlar atılmış. Kurşunla delinmiş bir sigara tabakasından, dağılmış bir tespihten geriye kalan birkaç boncuğa varıncaya kadar hiçbir hatıra küçümsenmemiş. Köylüler de tarlalarında bulduklarını Salim Mutlu'ya vererek müzenin oluşumuna katkıda bulunmuş. Tabancalar, tüfekler, şarapnel parçaları, mermiler derken bakkal dar gelmeye başlamış.

Sayfa 1/5


























BAKKAL SALİM MUTLU MÜZESİ
2002 / MART

Önce dükkânın yanındaki kahvehane boşaltılarak tek odalı bir müze haline getirilmiş. Sonra koleksiyonun bir bölümünü Kocatepe Müzesi'ne bağışlamış, Salim Mutlu. Ancak bu da çare olmayınca bir gecede kararını vermiş ve 'bakkal' levhasını indirerek yerine 'müze' tabelasını takmış. İşte Türkiye'nin ilk özel savaş hatıraları müzesi olan 'Bakkal Salim Mutlu Müzesi'nin kısacık öyküsü böyle... 100 metrekareden daha büyük, iki odalı bu müzede neler var neler... Çanakkale'de birbirleriyle savaşan Türk, Fransız, Alman, İngiliz ve Anzak askerlerinin hatıraları yan yana. Onların savaşta kullandığı ateşli silahlar, el bombaları, kılıçlar ve mermiler şimdi raflarda barışı soluyor. Porselen telefon fincanları, hâlâ zarafetini koruyan cam vazo, kola ve içki şişeleri, bardaklar, fotoğraflar, er mektupları, su mataraları, onlarca kilo ağırlığında toplar, hiçbir ayrım yapılmadan saklanıyor. Silah reyonunun hemen yanında derman olmaya fırsat bulamadan sararan sargı bezleri ve hiç açılmamış cam ilaç şişeleri yerini almış.

Sayfa 2/5


























BAKKAL SALİM MUTLU MÜZESİ
2002 / MART

Onların bitişiğinde toprak altından çıkmasına rağmen sırrı bozulmamış İngiliz porseleni büyük su kapları, içki bardakları var. Kime ait olduğu bilinmeyen ve yine kim tarafından da kurşun yağmuruna tutulduğu belli olmayan delik deşik metal yemek tabakları ve bardaklar, İngiliz yapımı yemek kapları, yemek bıçağı, çatal ve kaşıklar... Savaşta belki de hiç yan yana gelmeyen, birbirine 'düşman' subayların rütbeleri ve terfi belgeleri özenle dizilmiş. Nişan ve 'üstün hizmet' madalyaları gibi. Yine tugay ve birliklerde kullanılan zengin bir mühür koleksiyonu dikkat çekiyor. Türk posta mühürleri... Savaşa katılan her milletten çeşit çeşit, renk renk, model model düğmeler. Kimi Londra'da, kimi Yeni Zelanda'da, kimi de İstanbul'da yapılmış. Pek çok insanın hayatı boyunca kullandığı en şık ve en anlamlı aksesuvar olan yüzüklere bile rastlamak mümkün. Ama söz mü, nişan mı, evlilik yüzüğü mü belli değil... Dinlerin işareti olmuş, kötü anlarda güç ve cesaret verdiğine inanılan haç ve hilal şeklinde takılar, kutsallığından olacak müzenin en gösterişli yerinde sergileniyor.

Sayfa 3/5


























BAKKAL SALİM MUTLU MÜZESİ
2002 / MART

Çeşitli ülkelere ait yüzlerce madeni para bir daha kullanılamadı, besbelli... Bölüklerin isimlerinin kazılı olduğu demir levhalar, birbirine bakıyor. Toprak altında bile işlemesi bozulmamış ayakkabı çekecekleri, farklı dillerde yazılı palaska tokaları... Son kez hangi askerin ayakkabısını boyadığı tespit edilemeyen bir kundura cilası. Daha neler neler...Görünüşü mütevazı; ama çevredeki müzelere göre de zengin bir birikimi olan Bakkal Salim Mutlu Müzesi'nin yerli ve yabancı pek çok konuğu oluyor. Daha önce hiçbir yerde görmedikleri savaş hatıraları karşısında duygulanan ziyaretçilerle Salim Mutlu arasında bugüne kadar ilginç diyaloglar da yaşanmış. Müzede yer alan asker künyelerinde dedesinin ismine rastlayan ziyaretçilere, yine sergideki fotoğraftan dedesini tanıyıp ağlayan Anzak kadınına kadar tanık olduğu pek çok olayı naklediyor Salim Mutlu.Karşılaştığı bu manzaralar onu o kadar mutlu etmiş ki, yok olup gitmekte olan tarihi, gelecek nesillere aktarma vazifesini yerine getirmenin gururu içinde "Bu duyguyu tarif edemem" diyor.

Sayfa 4/5


























BAKKAL SALİM MUTLU MÜZESİ
2002 / MART

Tarihin en kanlı savaşlarından biri olmasına rağmen kendi içinde yaşananlardan dolayı kimi tarihçilerin 'Centilmenler Savaşı' olarak da adlandırdığı Çanakkale Savaşı'nı bugüne taşıyan müzede, bu savaşı anlatan farklı dillerde yazılmış kitaplar da bulunuyor. Müzenin namı yurt dışına kadar ulaşmış. Hatta Salim Mutlu çeşitli müzelerle işbirliği içerisinde. Imperial War Museum'dan gönderilen Çanakkale Savaşı'yla ilgili birkaç fotoğraf bunun göstergesi olsa gerek. Müzede sadece savaş sırasında çekilmiş fotoğraflar yok. Hemen girişinde bulunan ve karşı cephelerde savaşan iki askerin 55 yıl sonra İstanbul'da bir toplantıda çektirdikleri fotoğraf kadar, bu fotoğraf altında yazılı olanlar da ilginç: "Savaşın bitiminden 55 yıl sonra bir araya gelen eski muhariplerden Nijeryalı çavuş, savaş sırasında kendisine matarasındaki suyunu veren Esin Teğmen'i tanıyarak ona sarılıp, öptükten sonra teşekkür etti."

* Abdullah Kılıç, gazeteci.

Sayfa 5/5


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı