YÜKLENİYOR ...

























KOCADAĞ' IN ETEKLERİNDE
2002 / MART

İzmit'in kuzeyinden Karadeniz'e doğru, doğaya ait düşleri içinde saklayan koca bir dağ uzanır. Bu düşler bulutlara kafa tutan dorukları, derin sularından ürktüğümüz vadileri ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla, taihî bir yolun ardındaki Kocadağ'da gerçekleşir. Çam ve meşe ormanlarını aralayarak ilerleyen ve unutulmaya yüz tutmuş eski Üsküdar-İzmit karayolundan ulaşılan Kocadağ'ın eteklerinde, keşfedilmeyi bekleyen birçok gizli bahçe bulunuyor. Asya'dan Avrupa'ya mal götüren kervanların ya da ünlü kumandanların hükmettiği büyük orduların Marmara Bölgesi'ni geçerken kullandığı bu yol, Ömerli Barajı'nın yanından ve Gebze'nin Molla Fenari köyü üzerinden İzmit'e ulaşıyor. Ormanın yeşil derinliklerinin arasında, adeta yılan gibi kıvrılarak ilerleyen bu taihîl yola, dört mevsim farklı tonlarda gölgesi düşen Kocadağ, Sevindikli beldesinden Ağva'ya kadar uzanıyor. Eteklerinde, geçmişi yüzlerce yıl öncesine dayanan yerleşimlerin bulunduğu Kocadağ'da, Ağva üzerinden Karadeniz'e dökülen Göksun Deresi'nin kaynakları da yer alıyor.

Sayfa 1/5


























KOCADAĞ' IN ETEKLERİNDE
2002 / MART

ADağın eteklerinde, doğal ve taihîl zenginlikleriyle, görülmesi gereken yerlerin başında Kutluca köyü geliyor. Bu şirin köyde Roma, Ceneviz ve Bizans döneminden kalma eserler var. Köyün hemen girişindeki tarlalardan İmparator Antonious'un tahta çıkışını anlatan kitabeler ve çeşitli heykeller çıkarılmış. Bu eserleri İzmit Müzesi'nde görmek mümkün. Tarlaların yanındaki ağaçlık alanda ve bugünkü mezarlıkta tümülüsler de görülebilir. Eski köy evleri ve peynir üretilen kaşarhanenin yanında, Kutluca'da görülmesi gereken en önemli taihîl kalıntı ise Cenevizlilere ait olduğu söylenen taş köprü. Köprünün altından akan Kocadere, yaz-kış yeşil şimşir ağaçlarıyla örtülü bir vadinin içerisine doğru ilerliyor. Kocadağ'dan doğan tüm suların toplanmasıyla daha da coşan bu dere, Ağva'ya kadar uzanıyor. Kenarında doğa yürüyüşleri için bakir parkurlar da saklayan dere, içerisindeki balıklarla tam bir akvaryum görünümünde. Vadideki şimşir ağaçlarının köylüler için ayrı bir önemi var. Tahtasının çok sağlam olduğu bilinen şimşir ağaçları, bu yörede tahta kaşık yapımında kullanılıyor.

Sayfa 2/5


























KOCADAĞ' IN ETEKLERİNDE
2002 / MART

sKutluca'dan ayrılıp Kocadağ'ın eteklerine doğru ilerlemeye evam ederseniz, bir yörük köyü olan Bıçakçılar'a, oradan da Çalköy'e ulaşırsınız. Bu köylerin ardında Kocadağ'ın iri cüsseli, geçit vermeyen sık ormanları yer alıyor. Çalköy'ün yukarısındaki ormanlar arasında, Dümbüldek şifalı suyunun yeryüzüne çıktığı kaynak bulunuyor. Mide rahatsızlığı olanların çok rağbet ettiği bu kaynağın yakınlarında yemek yiyebileceğiniz bir de tesis mevcut. Dağın bu kısmında iri cüsseli kayın, kestane ve ıhlamur ağaçlarından oluşmuş ormanlar ve zorlu cangıl parkurları yer alıyor. Ormanda yürürken sizleri bekleyen en önemli sürpriz, bu dağda yaşayan karacalar. Yöredeki çobanlar; "Karacalar insana sevdalıdır, karşılaştığınızda güzel gözleriyle sizi uzun uzun seyrederler. Biz onları bu yüzden vurmayız" diyor. Hâlâ insan ayağının basmadığı yerleri bulunan Kocadağ ve ormanlarında ayrıca domuz, çakal, tavşan ve ayı gibi yaban hayvanları da yaşıyor.
Ağva'ya doğru ilerleyip Kocadağ'dan doğan suları takip ettiğinizde, derelerin birbirleriyle buluştuğu kavşak noktalarına gelirsiniz.

Sayfa 3/5


























KOCADAĞ' IN ETEKLERİNDE
2002 / MART

Geçtikleri yerleri doğaya ait pastel renklerle boyayan bu derelerin kucaklaşma anını izleyebileceğiniz en güzel noktalar Dikenli ve Tepemanayır köyleri arasında bulunuyor. Birleştikçe daha da büyüyen dereler, geçtikleri yerdeki mermer blokları ve tepeleri bir heykeltıraş ustalığıyla oyup derin suları kucaklayan vadiler oluşturmuş. Bu vadinin kenarındaki antik patikaları adımlamaya başladığınızda, şimşir ve meşe ağaçları arasından Hacılar köyüne ulaşıyorsunuz. Odun kömürü ve köy yumurtası satın alabileceğiniz bu köyün hemen altında Kemikli Mağara ve Sarpdere Şelaleleri bulunuyor. İçerisinde ilginç görünümlü sarkıt ve dikitlerin bulunduğu bu mağaradan bir de küçük dere geçiyor. Köylüler dışında çok az kişi tarafından bilinen Kemikli Mağara, bu sporla ilgilenenleri tatmin edecek kadar zorlu ve bakir. Hemen altında Sarpdere ve bu derenin kayalardan dökülürken oluşturduğu şelaleler bulunuyor.

Sayfa 4/5


























KOCADAĞ' IN ETEKLERİNDE
2002 / MART

Bu yöredeki, görülmesi gereken gizli bahçelerin başında gelen Sarpdere ve şelaleleri, birer fotoğraf karesi gibi uzun süre gözbebeklerinizden silinmeyecek güzellikler sunuyor. Vadileriyle, ormanlarıyla, şelaleleri ve gizli bahçeleriyle Kocadağ, doğaya ait koca bir düş... Bahar mevsiminin çıktığı uzun yolculuktan dönmek üzere olduğu şu günlerde, hovarda bir yaban arısının peşine takılıp Kocadağ'ın eteklerine gitmek, bu düşü yaşamak için iyi bir fırsat olabilir....

* Emrah Özkök, fotoğrafçı.

Sayfa 5/5


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı