YÜKLENİYOR ...

























Güzel Atlar Ülkesi' nde Karlı Kir Gün
2002 / ŞUBAT

Beyaz ve suskun karlar altındaki Kapadokya, Anadolu'nun kışı taçlandıran bir armağanı. Karlarla kaplı Güvercinlik Vadisi'nde dolaşır, peribacaları arasında yürür veya Uçhisar Kalesi'nin buz tutmuş basamaklarına tırmanırken her adımda doğanın beyaz elleriyle size dokunduğunu hissedip, kar tanelerinin sesini duyarsınız. Dudaklarınızın arasından çıkan buğu gökyüzünün kocaman soluğuna karışır. Kapadokya'nın beyaza bürünmüş güzelliğinde, bildiklerinizden farklı, fantastik bir öykünün düşsel mekânındasınızdır.
Kapadokya'da hem yerkürenin, hem de renkli kültürlerin gizemli serüvenine tanık olursunuz. Kar, beyaz örtüsüyle gereksiz ayrıntıları silerek, serüveni daha yalın ve görülebilir bir biçime dönüştürür.

Sayfa 1/6


























Güzel Atlar Ülkesi' nde Karlı Kir Gün
2002 / ŞUBAT

Perslerin deyişiyle 'Katpatukya-Güzel Atlar Ülkesi', Küçük Asya'nın yüreğinde Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeninde küçük, ama tarihi ve coğrafyasıyla olabildiğince zengin bir bölge. Kapadokya'nın öyküsü çok uzak zamanlara dayanıyor. Hikâye, jeolojik devirlerde aktif birer volkan olan ve bugün de başlarından kar şapkaları eksik olmayan Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ'ın lavlarıyla başlamış. Platoda oluşan tüf tabakası ve üst bazalt katmanın, başta Kızılırmak olmak üzere akarsular ve yağışlarla aşındırılmasıyla bu fantastik coğrafya oluşmuş. Yaklaşık sekiz milyon yıl süren bu bölümden sonra, kendilerine yurt arayan yorgun göçebe kavimler prehistorik dönemde serüvene katılmış. Ve ilk mağara yerleşimleri başlamış. Olasılıkla da karlı bir kış günü.

Sayfa 2/6


























Güzel Atlar Ülkesi' nde Karlı Kir Gün
2002 / ŞUBAT

Yeraltı şehirlerinin oluşması ise MÖ 7. ve 8. yüzyıllara uzanıyor. Yeraltı şehirlerini dolaşırken, dışarıdaki soğuğa karşın içerdeki ılık hava insanı şaşırtıyor. "Kapadokya karlı ve soğuk bir kış günü yurt seçilmiş olmalı" diye düşünüyorsunuz.
Zorlu doğa koşulları ve bitmeyen düşmanlıklar güvenlik gereksinimini hep ön plana çıkarmış. İnsanlar kendilerini hep tehlikede hissetmiş. Ürkek kaçışlardan yorulanlar aradıkları güveni ve üretkenliği bu topraklarda bulmuş. Hititler, Frigler, Perslerle sürüp giden serüvene Hıristiyanlığın zorlu ilk dönemi de katılmış. Bu ilginç şekiller ve semboller ülkesi 18. yüzyıldan itibaren bölgeye gelen ilk Avrupalı gezginleri de çok şaşırtmış.

Sayfa 3/6


























Güzel Atlar Ülkesi' nde Karlı Kir Gün
2002 / ŞUBAT

Paul Lucas, C. Texier, Ainsworth seyir defterlerinde, bu düşsel mekânı anlatmada kelimelerin yetersizliğinden yakınmışlar. Peri bacalarını kukuletalı rahiplere, kucağında Hz. İsa'yla Meryem'e, aslana, kuşa benzetmişler. Siz de bu oyuna katılıp bilincinizde düşsel bir geziye çıkabilirsiniz. Ama bembeyaz karların romantizmine kapılıp eski aşkların yitik siluetlerini aramayın, yüreğinizi su, toprak ve insanın serüvenine açın. Dışarıda lapa lapa kar yağarken, Asurlu bir tüccarla Hititli iş ortağının birlikte çanak çömlek yaptığını, Avanoslu ustaların döner çarkların başında Kızılırmak'ın bereketli toprağına yeniden can verdiğini, beyaz vadideki güvercinliklerde üşüyüp birbirlerine sokulan güvercinlerin baharı söyleştiğini,

Sayfa 4/6


























Güzel Atlar Ülkesi' nde Karlı Kir Gün
2002 / ŞUBAT

Yolu zincirinin son halkasındaki yorgun kervanın dingin adımlarını, ilk Hıristiyanların zorlu günlerinde kiliselerini ve manastırlarını ikonalarla bezerken duydukları heyecanı, Moğol akınlarından yorgun düşen Selçukluların yeni güvenlik önlemleri arayışlarını, yeraltı şehrinin dar koridorlarından sıkılan çocukların dışarıda kartopu oynamak için büyüklerine yakarışlarını ve sonra kandil yağı kokan isli koridorlardan kara ve günışığına koşuşturmalarını düşleyebilirsiniz.
Kapadokya'da geçireceğiniz karlı kış günlerinin ardından, toprak o bildiğiniz toprak, su o bildiğiniz su olmayacak.

Sayfa 5/6


























GÜZEL ATLAR ÜLKESİNDE KARLI BİR GÜN
2002 / ŞUBAT

Yaşamın kar beyazı tadını ve doğanın coşkusunu içinizde duyacaksınız. İnsanlığın uzun ve zorlu öyküsünde çok küçük, ama değerli ve vazgeçilmez bir parça olduğunuzu fark edeceksiniz.

* Faruk Üründül, fotoğrafçı


Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı