YÜKLENİYOR ...

























ZAMANI DURDURAN SAATLER
2002 / ŞUBAT

"Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulâsa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen, yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder (benzer), onun gibi düşünmeye ve yaşamaya alışır." Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ölümsüz eseri 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün baş kahramanı Hayri İrdal, romanda böyle anlatır saatleri... Bugün zamanı kolunda taşıyan insan, geçmişte bugünün çok ötesine geçen ince bir zevk ve ihtişamı yükledi saatlere de... Yapım tarihleri 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına dek gelen 376 nadide saat halen Topkapı Sarayı'nda sergileniyor. Yüzyıllar boyunca sarayın hazinesinde muhafaza edilen, harem ve köşklerde kullanılan saatlerin çoğu diplomatik bir armağan olarak gelmiş. Bu benzersiz eserler Osmanlı Sarayı'na Batı'dan gelirken, ilk kez Fatih Sultan Mehmed'in 1477'de Venedik Dükü'nden mekanik ve saat ustaları istediği biliniyor.

Sayfa 1/6


























ZAMANI DURDURAN SAATLER
2002 / ŞUBAT

Osmanlıların ilk mekanik saat yapımcısı ise aynı zamanda İstanbul Rasathanesi'nin de kurucusu ve Sultan III. Murad'ın müneccimbaşısı Astronom Takiyüddin idi. Doğu'da saat üzerine ilk kitabı yazan Takiyüddin, namaz vakitlerini bildiren bir de saat yapmıştı. Ancak, 16. yüzyıla ait tek bir saat dahi günümüze ulaşamadı. 17. yüzyılda kendilerine yeni pazar arayan Avrupalı saatçiler İstanbul-Galata'da atölyeler oluşturdu. Atölyelerde yerli ve yabancı ustalar birlikte çalışıyordu. Enderunlu saatçiler de Saray'da üretim yapıyordu. En erken Türk saatleri 17. yüzyıla tarihlendirilir ve bu saatler yüzyılın en güzel el sanatı örneklerini sergiler. Belgelerde adı geçen Türk ustaların eserlerinin pek azı günümüze ulaşabildiği için 17. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına dek üretilip de günümüze gelebilen saatlerin sayısı elliyi geçmiyor. Saray koleksiyonunda yer alan dönemin benzersiz örnekleri, Bulugat ve Şahin adlı ustalar tarafından yapılan, 'Akrep Saat' olarak bilinen asma tabak biçimi iki duvar saatidir.

Sayfa 2/6


























ZAMANI DURDURAN SAATLER
2002 / ŞUBAT

Formları nedeniyle 'Kalkan Duvar Saatleri' olarak adlandırılan saatler, 1650 yılına tarihleniyor. 17. yüzyılın en önemli eserleri ise Abdurrahman imzalı ağırlıkla çalışan duvar fener saati ile Amel-i Mustafa Aksarayî imzalı, 1687 tarihli gümüş masa saati. 1702 tarihli Şeyh Dede yapımı pirinç kuşak (koyun) saati ise takvimli olmasıyla dikkat çekiyor. 18. yüzyıldan bugüne kalan Türk saatleri ise İngiliz etkisinin izlerini taşır. Özellikle raf üzerinde ağırlıkla işleyen duvar ve masa saatlerinden oluşan bu türün en güzel örneklerini Enderunlu Zihni, Edirneli İbrahim, Osman, Vidinli Mustafa ve Zemberekçioğlu gerçekleştirmişlerdir. Türk saatçiliğinin en verimli dönemi 19. yüzyıldır ve en önemli grubu İskelet Saatleri oluşturur. 18. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan bu tür zarfsızdır. Çarklar, tomurcuklar, eşapman, zemberek, sarkaç ve balans cam bir fanusla korunur. Mevlevi ustalar tarafından yapılan Türk iskelet saatlerinin en önemli özelliği destarlı Mevlevi sikkesi biçimleridir. 19. yüzyıl Mevlevi saatçilerinden Ahmed Gülşeni ül Mevlevi, Sultan II. Mahmud'un

Sayfa 3/6


























ZAMANI DURDURAN SAATLER
2002 / ŞUBAT

muvakkiti Ahmet Eflaki Dede ve öğrencisi Mehmed Şükrü ile Hüseyin Hakî'ye ait eserlerin yanı sıra Sultan Abdülaziz'in saatçisi Süleyman Leziz'e ait eserler günümüze dek ulaşmıştır.Saray'ın Avrupa saatlerinin en erken örnekleri ise 16. ve 17. yüzyıllara aittir. Ancak, koleksiyonda yer alan örneklerin çoğu 18 ve 19. yüzyıllarda yapılmıştır. 16. yüzyıldan günümüze ulaşan Alman Rönesans saati Saray'ın en eski oturtma saatidir ve ev saatlerinin de en eski örneğidir. Özel deri kutusunda saklanan kolye saatinin yapım tarihi 1580, yapım yeri ise Nurnberg'dir. 19. yüzyıla ait Alman saatleri arasında en gösterişli olanı ise Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından Sultan II. Abdülhamid'e hediye edilen bir cep saatidir. En erken tarihli Fransız saati De Baufre, Paris imzalı bir kolye 1675 yapımıdır. Saray Koleksiyonu'nda yer alan Avusturya saatleri içinde en değerlisi 1720'lerde yapılan altın zarflı ve değerli taşlarla süslü olan masa saatidir. Saray'daki saatlerin büyük bir bölümü İngiltere'den gelmiştir.

Sayfa 4/6


























ZAMANI DURDURAN SAATLER
2002 / ŞUBAT

1583'de Kraliçe I. Elizabeth tarafından yollanan 500 pound değerindeki saat, armağan olarak gelen İngiliz saatlerinin ilkidir.17. yüzyıldan en erken tarihli örnek lale biçiminde bir kolye saattir ve 1654'e tarihlenir. Saray koleksiyonunun büyük bir grubunu oturtma saatleri oluşturur. Ve en önemlileri İngiliz kökenli olanlardır. Müzikçalar tertibatlı olan bu tip saatlerin markası 18. yüzyılda Türkiye'ye en çok saat yollayan Markwick-Markham'dır. 18. yüzyılda Jullian Le Roy'un yolladığı cep ve kuşak saatleri mineli ve mücevherle bezelidir. Saray koleksiyonundaki XVI. Louis dönemine ait iskelet masa saati, lir saat, neogotik zarflı masa saati 18. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenir.Yüzyıl sonunda ünlü Fransız saatçisi Breguet, Saray için saatler yapar. Breguet'nin yalnızca yedi adet ürettiği 'Pandule Sympatique' adlı saatlerden biri Napolyon'un II. Mahmud'a hediyesidir, bu masa saatinin en önemli özelliği bir cep saatiyle senkronize çalışmasıdır.Osmanlı pazarında 19. yüzyılda İngiliz saatlerinin yerini İsviçre saatleri alır.

Sayfa 5/6


























ZAMANI DURDURAN SAATLER
2002 / ŞUBAT

Chaux de Fonds'da Courvoisier Freres, Courvoisier et Cie, Saray için cep saatleri üretmiştir. Kapağında Abdülaziz ve Abdülmecid portreleri olan saatler dönemin modasını yansıtır. Yıldız Sarayı'ndan gelen eserlerden İzmir Belediyesi'nce Sultan II. Abdülhamid'e armağan olarak 1319'da yaptırılan İzmir Saat Kulesi maketindeki cep saatleri İsviçre yapımıdır. Koleksiyonun önemli saatlerinden biri de Rus saati olarak bilinen kuyumcu Faberge imzalı grifon masa saatidir. Makinesi İsviçre yapımıdır ve Rus Çarı II. Nikolai tarafından II. Abdülhamid'e saltanatının 25. yıldönümü armağanı olarak gönderilmiştir.

* Feza Çakmut, müze araştırmacısı.


Sayfa 6/6
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı