YÜKLENİYOR ...

























Çini sobalar
2002 / ARALIK

İstanbul veya İzmir'de taihîd özellikleri ile korunmuş saray, köşk ya da büyük konaklardan herhangi birine girildiğinde, pek çok değerli eşyanın yanında, bir çini soba karşılar sizi. Rengi genellikle yeşildir; bazen mavi, bazen de beyaz. Bulunduğu yeri ısıtma işlevinden çok daha fazlasını taşıdığını ima eder gibidir. Sadece kış aylarında gürüldeyip, yaz aylarında yan gelip yatsa da, bütün eşyaların efendisidir o sanki. Sedef kakmalı dolaplar ve sehpalar, büyük Çin vazoları, göz alıcı seramik yemek takımları, şıkır şıkır kristal avizeler, mumları yanmaya hazır gümüş şamdanlar ve yerlere serilmiş güzelim Hereke halılarının yanında insanın içini en çok onlar ısıtır.

Kaloriferin yaygınlaşmasıyla giderek bir süs eşyası haline dönüşen bu sobaların yerine ocak ve mangallar kullanılırdı Türkiye'de daha önceleri. Tabii o zamanlar esas amaç, mekânı değil insanı ısıtmaktı.

Sayfa 1/5


























Çini sobalar
2002 / ARALIK

Geniş ailelerin yaşadığı büyük evlerde, ocaklarda közlenen ateşler bakır ya da pirinç mangallara alınıp odalara konulur, ev halkı da onun etrafına toplanıp ısınırdı. Bu aynı zamanda toplu yaşamayı, birlikte yemek yiyip, sohbet etmeyi de beraberinde getiriyordu.
Osmanlı'nın son dönemlerinde giderek artan Batılılaşma hareketleri sırasında pek çok şeyle birlikte Batı'dan örnek alınan soba da, Avrupa görmüş devlet adamları ve aydınlar aracılığıyla getirilerek mangalın yerine evlerin baş köşesine kuruldu. Böylece ısınma alanı biraz daha genişletilmiş olsa da, ateşin çekiciliği bu kez sobayla birlikte önemini sürdürdü. Genellikle sac ve dökümden yapılmış, içi ateş tuğlasıyla örülmüş, maden kömürü yakılan sobalar, saray, köşk ve büyük konaklardaki yerini alırken ateş, toprak ve suyun en görkemli birlikteliğinden doğan rengârenk çinilerle giydirildi. İlk kez Doğu ülkelerinde kullanılan ve Anadolu Türk mimarlığında duvar süsleme sanatının en belirgin ögesi olan çini, özellikle 16. yüzyıl İznik çini sanatıyla altın çağını yaşamıştı

Sayfa 2/5


























Çini sobalar
2002 / ARALIK

Çininin Batı'nın ürettiği sobalara giydirilmiş bu yeni hali, Osmanlı konaklarında hiç de yadırganmadı doğrusu.

O zamanlar Avrupası'nın en önemli çekim merkezi sayılan Fransa'yı işaret eden 'Porcelaine de Paris' damgası taşıyan çini sobalar çoğunluktaydı. Ama, içlerinde Hollanda, Avusturya, İtalya, Polonya ve hatta Amerika ile Rusya yapımı olanlar da vardı. Yaşlıların hemen her kış gelişinde yâd ettikleri eski yılların çok soğuk kışları artık yok. Ama, ev ahalisinin çevresinde toplanıp ısınmaya çalıştığı içi tuğlalı ya da kovalı döküm sobalar, yaygınlaşan kalorifere rağmen hâlâ kullanılıyor. Tanzimat Dönemi'nde Avrupa'dan ülkemize getirilen ve Osmanlı yapımı döküm sobalara karşın el üstünde tutulan çini sobaların önemli bir bölümü ise, aristokrat bir edayla kuruldukları köşelerini terk etmediler, hiçbir zaman.

Sayfa 3/5


























Çini sobalar
2002 / ARALIK

İşlevlerini yitirseler de değerli bir anı olarak yerlerini koruyorlar. Günümüzde geçmişi çağrıştıran dekorlarıyla sayıları giderek artan keyifli mekânlar da çini sobalarla insanın içini ısıtıyor. Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Şale Köşkü ve diğerlerindekiler de öyle. Bunlar göze görünenler. Bir de kenarda köşede, koleksiyoncuların portföyünde yer alanlar var. Çetin Yılmaz, sahip olduğu iki yüz altmış çini sobalık koleksiyonu ile belki de dünyada tek isim. Çocukluk anılarını süsleyen bembeyaz bir çini sobanın peşine düşünce, bir süre sonra koleksiyoner olup çıkmış. Ancak o bunu uzun yıllar saklamış, fiyatların birden yükselmesini önlemek amacıyla. Sobalarını Kadıköy, Hasanpaşa'daki mağazasına sergileme amacıyla koyunca, bir bakıma 'çini soba müzesi' yaratmış sanki; beyazı, yeşili ve mavisiyle...

Lâl renkli olanı ise Edip Cansever'in dizelerinde yerini almış, çini sobaların. Selim İleri'nin eski İstanbul'u anlatan satırlarına yaslanmış ahşap konaklarda da onlar var.

Sayfa 4/5


























Çini sobalar
2002 / ARALIK

İster, bir internet sayfasında karşılaşabileceğiniz "Çok temiz, çok bakımlı çini soba: 4 bin dolar" ilanı karşısında şaşırın; ister Marina Tsvetaeva'nın dizelerindekini düşleyin. Bundan sonrası size kalmış: "Bir odanın ortasında, büyük bir çini soba / ve her çinide bir resim; / bir kalp, bir kayık, bir gül / ve tek pencereden göz görebildiğince / kar, kar, kar..."


* Ersin Toker, yazar.

Sayfa 5/5
































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı