YÜKLENİYOR ...

























İçinde hayat geçen evler
2002 / ARALIK

Hasanpaşa ile Acıbadem'in kesiştiği noktada küçük bir ev. Belki küçük, ama içinde onlarca başka evi barındırıyor. Yemyeşil bahçesine bakan balkonun bulunduğu salonun bir köşesinde, tarihin koynundan çıkagelmiş, ince ince işlenmiş, bütün detaylarına dikkat edilerek yapılmış bir dolu karakteristik Türk evi uyuyor. Tozlanmış cumbalar, artık dökülmeye başlamış panjurlar, balkondan sarkan kilim ve çamaşırlarıyla hepsi asıllarının birer minik kopyası. Gösterişli yalılar da, köşkler de, mütevazı evler de hep emekli memur Günfer Tayşi'nin eseri. Günfer Tayşi bugün aramızda değil. Ne yazık ki geçen Ocak ayında hayata veda etti. Ardında binlerce anı ile elleriyle yaptığı onlarca taihî evin maketini bıraktı. Onun el emeği göz nuru maket evlerine artık eşi Aksel Hanım bakıyor. Salonlarının bir köşesindeki raflarda sergilenen evler Günfer Tayşi'den kalan son örnekler. Eskiden evlerin pek çoğunu sergileyip satar ya da hediye ederlermiş. Ama, artık elde kalanların son durağı burası.

Sayfa 1/6



































İçinde hayat geçen evler
2002 / ARALIK

"Çünkü" diyor Aksel Tayşi, "Eskiden verirdik, nasıl olsa Günfer yepyenilerini yapardı. Artık yeniler yapılmayacak. O yüzden kimseye hediye edemiyorum."

Hikâye, sanatkârın çocukluğunda başlıyor. Yaş o zaman on iki, on üç... O günlerden bugüne çok zaman geçiyor... Elli dokuz yaşındaki vedasını düşününce, yaklaşık kırk yedi yıl. Eşine yaptığı bir evin ardından çalışmalarını daha fazla disipline etmeye karar verir Günfer Tayşi. Derken evin bir odasını kendisine atölye yapar. İlk başlarda yaptığı evleri fazla dışarı çıkarmaz, göstermez. Belli ki utanır. Ancak koleksiyon büyüyüp gelişir ve çevreden ısrarlar gelince de maketler gün ışığına çıkmaya başlar. Bir süre sonra ilk sergisini açar ve yaşamına otuzu aşkın karma ve kişisel sergi ile yüzü aşkın ev sığdırır. İlk sergi Tarihî Türk Evleri Derneği'nin kuruluşunun Alarko Sanat Galerisi'ndeki kutlamasına denk gelir. Yaptığı maketler kırk üç evlik bir mahalle şeklinde sergilenir ve çok beğenilir.

Sayfa 2/6
































İçinde hayat geçen evler
2002 / ARALIK

Evler yapılırken temel alınan kıstas gerçeklik ve samimiyet. Evler bugün ne durumdaysa, aynı şekilde yapılmaya özen gösterilmiş. Gerçeği çarptırmak, üstün göstermek gibi kaygılar güdülmemiş. Evlerin yapımında pek çok farklı kaynak yol gösterici olarak kullanılmış. Kimi zaman bir kartpostal yeterli olurken, kimi zaman altı ayrı kitap Tayşi'nin kılavuzu olmuş. Bazen bir tanıdığın gidip gördüğü bir evden getirdiği fotoğraf kaynak olurken, bazen de kendisi bizzat gidip görüp inceleyebilmiş evleri. Ancak ne olursa olsun birebir kopya yapmamış, kendi yaratıcılığını da katmış. Evin mimari aslına sadık kalınsa da asılmış çamaşırlar ya da kilimler gibi hayali detaylar eklenmiş. Çünkü, onun evleri yaşıyor ve içinde insanları yaşatıyor. Evlerin müze gibi içinde hiç kimseyi barındırmadan durmasına gönlü razı olmuyor. Onun isteği taihîğ evlerin içinde aileleri barındırması.

Bu kadar ince ince düşünülmüş ve işlenmiş evlerin malzemesiyse şaşılacak kadar basit.

Sayfa 3/6
































İçinde hayat geçen evler
2002 / ARALIK

Karton, maket bıçağı, mika, oluklu mukavva, konserve kutusu, sigorta teli gibi her evde bulunan, hatta her an çöpe gitme olasılığı olan malzemeler bunlar. Asıllarının da koyu kahverengi renge sahip olmaları nedeniyle eski Türk evlerinin maketlerinin yapımında ceviz kaplama kullanılmış. Evlerin camları mika veya asetat kâğıdı ile kaplanırken, çatıların hammaddesi oluklu mukavva. Oluklu mukavvayı mumla islendirip kiremit şeklinde gösteren Günfer Tayşi, ceviz kaplamaları da su bazlı boyalarla eskitmeyi başarmış. Tüm bu basit malzemelerin dışında konserve kutusu kapağından panjur ve bahçe kapısı, sarmaşık parçalarından çınar dalları, ispirtolu kalemle desen çizilmiş beyaz kumaştan çamaşır ve kilim, elektrik kablosu izolesinden sokak lambası ve saksı, eskitilmiş telden kapı kolu ve bahçe kapısı tokmağı yapmayı akıl etmiş.

Eski Türk evlerinin maketlerini yapmasının altında yatan nedenlerin başında hayatının bir bölümünü bu tarz evlerde geçirmesinde yatıyor.

Sayfa 4/6
































İçinde hayat geçen evler
2002 / ARALIK

Kendisinin de bir süre yaşamış olduğu taihîğ evlerin yıllar içinde yıkılması, yanması karşısında derin üzüntüler yaşar. "Bunlar da elden giderse, yerine koymak mümkün değil. Benzerini yapmanın da bir anlamı yok" dese de modelleri yapmaktan geri kalmaz. Tek tesellisi Tarihî Türk Evleri Derneği'nin çabaları ve Belediye Yüksek Anıtlar Kurulu'nun koruma yasaları olur. Zaten dernekle ortak birçok çalışmaya ve sergiye imza atar.

Kendi yeteneği ve el becerisiyle geliştirdiği bu el sanatını çevresindeki meraklılara da öğreten Tayşi, Küçükyalı'da bulunan Başbakanlığa bağlı bir kimsesizler okulundan öğrencilere bu konuda ders vermesi istendiğinde hiç tereddüt etmez. Zaten ona göre herkes yeteneğini paylaşmalı, sanatını başkalarına öğretmeli. Maket bıçağının tutuluşundan pencerelerin oyuluşuna kadar her bildiğini gösterir ve karşılığında da büyük bir sürprizle karşılaşır. Çünkü, öğrencilerine yapmaları için örnek olarak götürdüğü evin alt katı beyaz beton tuğla, üst katı ise ceviz kaplamadır

Sayfa 5/6
 































İçinde hayat geçen evler
2002 / ARALIK

Ama, çocukların kendi dünyalarında evin alt katı pembe, üst tarafıysa lacivert oluverir. Bir başkası tamamen değişik renkleri seçerken, diğeri modelin dik duran panjurunu eğik yapar. Neticede otuz çocuktan otuz ayrı ev çıkar. Zaten, o da böyle olmasını ister. Günfer Tayşi'ye göre insanlar içlerinden geçen duyguları kendilerine uygun bir sanatın çerçevesinde özgürce yorumlamalı, duyarlı eserler üretmelidir. Bugün ardında bıraktıkları da hoş bir hatıra olmanın ötesinde insanların sanat anlayışının incelikli bir üretime nasıl dönüşebileceğini ortaya koyuyor.

* Erdem Kabadayı, yazar.

Sayfa 6/6
 


































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı