YÜKLENİYOR ...

























Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler
2002 / KASIM

Yavuz Sultan Selim'le birlikte Topkapı Sarayı yeni bir geleneğe tanık olmaya başlamıştı. Sultan'ın Mısır'ı fethi (1517) ve onu takip eden yıllarda her Ramazan ayının on beşinci günü yaklaşırken bütün saray halkında bir telaş, bir koşuşturma, bir harekettir gözlenirdi. O günü herkes merakla bekler; paşalar, vezirler, şeyhülislam, veziriazam gibi devlet ileri gelenlerinin mekânlarında bir hareketlilik olurdu. Hırka-ı Saadet Dairesi'ndeki telaş, koşuşturma ise başka bir âlemdi. Hz. Muhammed'in uzun ve geniş kollu hırkasının içerisinde yer aldığı sanduka, Revan Odası'na nakledilerek dairenin her tarafı süpürülüp silinir, duvarlar gülsuyuyla yıkanır, miskle kokulandırılırdı. Dairenin sütunları cilalanıp, öd ağacı ve buhurlar yakıldıktan sonra içinde Kutsal Emanetleri taşıyan sanduka on beş kadar hane-i hassa ağasının eşliğinde dualar ve salavat-ı şeriflerle tekrar yerine konulurdu. Nihayet Ramazan ayının on beşi gelince bütün devlet erkânı, âlimler, yeniçeri ve sipahi ağaları öğle namazına doğru Topkapı Sarayı'nın Babü's-saade diye anılan Akağalar Kapısı önünde toplanır ve sadrazamın teşrifini beklerdi.

Sayfa 1/6


























Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler
2002 / KASIM

Şeyhülislamın Ayasofya Camii'ne gelmiş olduğu haberi saraya ulaştıktan sonra sadrazam, Babü's-saade'de kendisini bekleyenlerin yanına gelir ve onlarla birlikte Ayasofya Camii'ne giderdi. Padişah ise öğle namazını kendi dairesinde eda ederdi. Namazın kılınmasından sonra padişahla beraber başta şeyhülislam ve sadrazam olmak üzere vezirler, âlimler, İstanbul'da bulunan diğer devlet adamları, sipahi ve yeniçeri ağaları ve diğer erkân sırasıyla, toplu halde Hırka-i Saadet Dairesi'ne girerdi. Her daim padişahın yanında olan altın anahtarla büyük sanduka açılır, yeşil ipek kadifeden sim sırmalı ve ince işlemeli yedi bohçaya sarılı, altından yapılmış bir çekmece böylece açığa çıkarılırdı. Üst tarafında iki kanadı bulunan bu altın çekmece de yine padişah tarafından korunan bir başka altın anahtarla açılır, yedi bohçaya sarılı Hırka-i Saadet meydana çıkartılırdı. Bu sırada Kuran-ı Kerim okutulurdu. Hırkayı önce padişah öper, yüz ve gözlerini hırkaya sürerek Hz. Muhammed'in şefaatini dilerdi. Padişahtan sonra şeyhülislam,

Sayfa 2/6


























Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler
2002 / KASIM

sadrazam ve padişahın işaret ettiği diğer şahıslar da büyük bir edep ve saygıyla huzur-ı hırkaya dahil olur, öpüp iki gözlerine sürerdi. Bu ziyaretler Tanzimat öncesi ve sonrası, hatta Meşrutiyet dönemi dahil olmak üzere yüzyıllarca, her Ramazan gerçekleştiriliyordu. Hırka-i Saadet Dairesi'nde, Hz. Muhammed'in hırkaları hürmetine yüzyıllardır Kur'an-ı Kerim tilavet edildiği biliniyor. Kırkıncısı bizzat Yavuz Sultan Selim olan kırk hafızın 'Hayırların fethi, belaların def'i' için adeta manevi bir nöbet haline getirdikleri bu ulvi gelenek, Ekim 1996'dan itibaren tekrar canlandırıldı. Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethinden sonra Mekke'nin anah-tarları ve 'Emanât- ı Mübareke' Osmanlı Devleti'ne teslim edilmişti. Bu eşyaların bir bölümü o zaman İstanbul'a nakledilmiş, bir bölümü ise Hz. Muhammed'in mezarında bırakılmıştı. Ayrıca, zaman zaman Osmanlı padişahları ve diğer Müslümanlar tarafından buraya pek çok kıymetli eşya hediye edilmişti.

Sayfa 3/6


























Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler
2002 / KASIM

Birinci Dünya Savaşı sırasında Medine'nin boşaltılmasına karar verilince, orada bulunan Kutsal Emanetler'in de Topkapı Sarayı'na götürülmesi uygun görüldü. Kutsal Emanetler sarayda toplanmaya başlanınca ilk önceleri sarayın değişik yerlerinde, Hazine'de, Silahtar Hazinesi'nde, Revan Köşkü'nde, Harem'de ve bilhassa da 'Has Oda' olarak kullanılan dairede korunuyordu. 1808'den sonra Sultan II. Mahmud, Fatih Sultan Mehmed'den beri padişah Has Odası olarak kullanılan odayı tümüyle Kutsal Emanetler'in korunmasına bıraktı. Adı da Hz. Muhammed'in Hırka-i Şerif'ini de içine almasından dolayı 'Hırka-i Saadet Dairesi' veya 'Kutsal Emanetler Dairesi' olarak anılmaya başlandı. Hırka-i Saadet Dairesi, Fatih Sultan Mehmed döneminde (1451 -1481) taht odasını da içeren padişahın özel dairesi olarak inşa edildi. Padişahın taht odası, dairenin en önemli yeriydi. Daha yüksekçe olan kubbesi buranın padişah dairesi olduğunun işaretidir. Odadaki taht, IV. Murad döneminde sarayın kuyumcubaşısı olan Derviş Zilli Mehmed'in eseridir.

Sayfa 4/6


























Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler
2002 / KASIM

Bugün burada Hırka-i Saadet ve sandukası, Sancak-ı Şerif, Hz. Muhammed'in iki kılıcı ve yayı sergileniyor. 1997 yılında restorasyonu tamamlanan Destimal Odası da, padişahların şahsi hizmetini gören ve aynı zamanda üst düzeyde devlet hizmeti için eğitilen içoğlanlarına ayrılmıştı. Destimal Odası'nda Kur'an-ı Kerim'in vahiy kâtipleri tarafından yazılmış ilk örneklerinden olduğu tahmin edilen Hümeze ve Tekasur Sureleri, Hz. Muhammed'in yalancı peygamber Müseylemetül Kezzab'a ve Ahsa Valisi'ne gönderdiği mektuplar, Hz. Osman'ın şehid edildiği sırada okuduğu belirtilen Kur'an-ı Kerim, Hz. Musa'nın asası, Hz. İbrahim'in taş tenceresi, Hz. Davud'un kılıcı, Veysel Karani'nin külahı, yedi adet Sakal-ı Şerif, Peygamber'in ayak izi, Hz. Osman'ın kılıcı, Sancak Kelam-ı Kadim mahfazaları, Mescid-i Aksa'nın ahşap kabartması, zemzem sürahileri, Kâbe örtüsü, Hz. Yusuf'a ait amame, destimal, destimal kalıbı gibi son derece değerli emanetler bulunuyor.

Sayfa 5/6
 


























Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler
2002 / KASIM

Zamanında padişahın Enderun'daki arz ağalarıyla görüştüğü, onların padişaha arzlarını sunduğu yer olan Arzhane'de ise Hacer-ül-Esved'in altın mahfazası, Hz. Muhammed'in Kipt kavmi hükümdarı Mukavkıs'a gönderdiği mektubu, ayak izi, mührü, kabir toprağının ve dişinden toz haline gelmiş bir parçanın içerisinde yer aldığı mahfazaları, Sakal-ı Şerifleri ve içinde korundukları Sakal-ı Şerif mahfazaları sergilenmektedir. Topkapı Sarayı Cumhuriyet'in ilanıyla (1924) müze olarak kullanılmaya başladıktan hemen sonra kutsallıkları nedeniyle bu emanetler ziyarete açılamamıştı. Kutsal Emanetler ilk olarak, 31 Ağustos 1962 tarihinde modern müzecilik anlayışına uygun bir şekilde sergilenmeye başlandı.


* Hilmi Aydın, Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Bölüm Sorumlusu.

Sayfa 6/6
 
































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı