YÜKLENİYOR ...

























İnaltı Mağarası
2002 / KASIM

Batı Karadeniz yerüstü güzelliklerinin yanı sıra, yeraltı güzellikleriyle de doğa tutkunlarını kendine çekmeye devam ediyor. Tipik Karadeniz bitki örtüsünün yeşiline boğulmuşken, yeri göğü kaplayan bu mümbit bitki topluluğunun altında başka güzelliklerin olduğunun farkına varmak pek de kolay değil. On binlerce yılın sabrıyla oluşan mağaralar, çarpıcı güzellikleriyle doğanın insanoğluna bir armağanı aslında... Usta bir ressamın, yaratıcı bir heykeltıraşın elinden çıkma birer sanat eseri... Sinop'un Ayancık ilçesindeki İnaltı Mağarası deniz seviyesinden 1070 metre yükseklikte. Mağaranın uzunluğu ise 2200 metreyi buluyor, ama şimdilik sadece ilk 400 metresi ziyarete açık. Bu kadarcık alan bile mağaranın ne kadar güzel olduğunu anlamaya yetiyor. İlerleyen metrelerde karstik göllerin olduğundan bahsediyor mağarabilimciler. Mağaranın girişindeki ferahlatan genişlik, birkaç yüz metre ilerleyince azalıyor ve bir metrenin altına düşüyor. Tavan yüksekliği ise çoğunlukla değişiklik göstermekle birlikte hiçbir yerde geçişi engelleyecek derecede alçalmıyor.

Sayfa 1/5































İnaltı Mağarası
2002 / KASIM

İlk 400 metreden sonra mağara sağa ve sola sapmalar yaparak ilerliyor. Mağaraya girdikten sonraki ilk izlenimi kelimelere dökmek güç. Öncelikle, aniden başımızı döndüren o büyüleyici etkiden kurtulmak gerekiyor. İçeriye adım atar atmaz, adeta bir katedrale girmiş gibi hissediyorsunuz. Loş ışıkların aydınlattığı, dünyanın en iyi taş ustalarının yıllarca uğraşıp, taş duvarlarına rüyalarını nakış nakış işledikleri bir mabet... Duvarlardaki oluşumlar o kadar ilginç ki, her gören farklı bir anlam yükleyip, farklı bir nesneye benzetebiliyor. İçlere doğru ilerlemeye başlayınca, duvarlardaki kireçtaşlarının oluşturduğu şekiller daha da soyut bir hal alıyor. O anki ruh durumunuza göre bazen vahşi bir hayvana, bazen meyveli bir ağaca dönüşüyor. Yandan gelen ışık, detayları bütün çıplaklığıyla ortaya çıkartıyor. Yüksek tavan alçalmaya, duvarlar birbirine yaklaşmaya başlıyor, mesafe sonlara doğru iki kişinin yan yana geçemeyeceği kadar daralıyor. Ziyarete açık kısmın sonuna doğru tavanlardan sular damlamaya, zemin ıslanmaya başlıyor. Bu, mağaranın derinliklerindeki akarsu ve göllerin habercisi.

Sayfa 2/5






























İnaltı Mağarası
2002 / KASIM

Mağaranın ulaşılabilir metrelerinin sonundan dönüp de geriye bakınca, doğanın binlerce yılda yarattığı güzelliğin tadına varıyorsunuz. İlk metrelerdeki kuru hava nemlenmeye başlasa bile, mağaranın içindeki hava akımı sayesinde nefes almakta hiçbir zorluk çekilmiyor. Mağaralar genellikle kireçtaşının bol olduğu arazilerde, asitli suların oluşturduğu çatlak ve oyukların zamanla büyümesi ve birbiriyle birleşmesi sonucunda ortaya çıkar. Yeraltı suları da bazı mağaraların içlerinde göller ve şelaleler oluşturabilir. Sinop ve çevresinin arazi yapısını inceleyen jeologların çalışmaları sonucu bölgenin arazi yapısının orta-kalın tabaka halinde kireçtaşından oluştuğu ortaya çıkarılmış. Bu durum, yörede başka mağaraların da bulunabileceğini akla getiriyor. Mağarabilimcilere göre mağaraların bir kısmı enine, bir kısmı da dikine oluşur. İnaltı Mağarası enine oluşmuş bir mağara biçimi ve kireçtaşları içindeki kırık ve çatlak fay sistemine bağlı olarak gelişmiş. Mağaranın bugünkü haline iki aşamada geldiği zannediliyor.

Sayfa 3/5































İnaltı Mağarası
2002 / KASIM

Birinci aşamada yüzeyden sızan sular, toprak altındaki karbondioksidi bünyelerine katarak asidik bir karakter kazanır. Böylece kireçtaşlarını daha fazla çözerek, kırıkları genişletir ve bir yeraltı su kanalı oluşmasını sağlar. İkinci aşamada ise, bölgesel yükselmeye bağlı olarak mağara gelişimini sağlayan su akımı azalır ve mağaranın gelişimi durur. Bu dönemde, başlangıçta daha yukarı düdenlerde bağlantılı olduğu sanılan bu yeraltı su kanalı, suların muhtemelen bir başka güzrgâhe tercih etmeleri sonucunda kurur. Bu aşamayı takiben yer yer sarkıt, dikit ve travertenler oluşmaya başlar. İnaltı Mağarası, Sinop İl Özel İdaresi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin birlikte çalışması sonucu birkaç aydır turizme açılmış bulunuyor. İnaltı köyüne, Ayancık-Boyabat yolunun 17. kilometresindeki sapaktan varılabiliyor. Köyden yapılacak 10-15 dakikalık bir yürüyüşten sonra da mağaraya ulaşılıyor. Mağaraya giden yol, proje çerçevesinde genişletilmiş. Merdivenler ise doğal taş malzemeyle kaplı.

Sayfa 4/5



































İnaltı Mağarası
2002 / KASIM

Işıklandırma projesi de üniversitenin raporları doğrultusunda mağaranın doğal yapısını bozmayacak şekilde yapılmış. Yeraltı cennetinden yerüstüne çıkınca da mağaranın detayları uzun zaman belleğinizden silinmiyor. Mağaradan çıkıp sık ormanlara doğru bakınca bu soyut şekilleri nasıl dillendirebileceğinizi düşünüyorsunuz. Görüntüleri sözcüklere döküp anlatmakta zorlanıyor insan. Yol arkadaşım benden hızlı davranıyor: "Büyüleyici ve bazen korkutucu" diyor. Mağarayı tek başına dolaşamayacağından bahsediyor. Benim kafamda ise mağara görüntüleriyle, arşa doğru yükselen çam ormanlarının yeşili birbirine karışıyor.

* İbrahim Yoğurtçu, fotoğrafçı ve yazar.

Sayfa 5/5




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı