| 1356
metrelik galeriye sahip ve Türkiye'nin üçüncü
büyüklükteki sarkıt, dikit, traverten havuzlarının
İncesu'yuna. Ardından Aşarini Mağarası'na daldı
gitti... 750 metre uzunlukta, astım ve bronşit
hastalıklarına iyi gelen o mağaraya. Derin derin
nefes aldı, ama yarasaların kol gezdiği o karanlık
diyardan da korktu hani.
Sonra ışığa çıktı tekrar. Işıkla birlikte varlığı
yokluğuna karıştı iyice. Aldırmadı, yeraltından
fışkıran soğuk suların oluşturduğu küçük şelalelerle
çevrili Güllük pınarına aktı. Güller, ağaçlar,
yeşil mi yeşil bir diyar... Hatta oradaki alabalık
çiftliğine bile uğradı. Büyük kentlere gitmeyi
düşleyen yöre halkına "Gitmeyin, burası çok
güzel yahu" der gibi bir hali vardı. Belki bu
yüzden yörenin en büyük geçim kaynaklarından
biri olan halıların üzerine kondu, en geleneksel
motifleri taşıyan bıçakucu, amber, akıtma, zavrak,
ayna, lale, çevrim ve nicesi üzerinde gezindi
durdu. 'Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu'
sözünü halıların üzerindeki yünlü masallardan
biri olarak hatırladı
|