| "Rumeli
Hisarı'na oturmuşum / Oturmuş da bir türkü tutturmuşum..."
Şair Orhan Veli "tarifsiz kederler içinde" yazdığı
'İstanbul Türküsü' adlı şiirinde, hayatının
bir dönemini, hatta kim bilir, belki de tamamını
kaplayan derin yalnızlığı anlatıyor. Orta yeri
sinema olan bir şehirde, ondan başka herkesin,
konuşacak, dertleşecek bir dostu, koluna girip
mahzunluğunu unutturacak bir sevdalısı vardır
sanki... O ise, hepsinden daha yalnız bir adam
olarak, Rumelihisarı'nın yükseklerinde bir yerde,
mezarlıkların arasında, martılarla sohbet etmekte,
içini onlara dökmektedir... Gelgelelim Rumelihisarı,
hüzün-den başka şeyleri de davet eder çoğu zaman.
Sözgelişi, ilkgençliklerini 1980'li yıllarda
yaşamış tüm bir kuşak için burası yalnızlığın
değil tam aksi, özgür keşiflerin ve derin dostlukların
mekânıydı. İlkbaharda Hisar'ın ba-demleriyle
taze meyvelerinin, hele kirazıyla vişnesinin
tadına doyum olmazdı. Bu semtle epey haşır neşir
olan Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde "diyar-ı
Acem"de bu kirazlara "gülnar-ı Rum" dendiğini
ve "iki adet kirazın bir dövme riyal ağırlığında"
geldiğini anlatır. Bizim güneşli ilkbahar sabahlarındaki
küçük keşif gezilerimiz
|