| Kırsal
kesimde, atın terini alsın diye eğerlerin altına
serilir rengârenk nakışlı keçeler. Ağrı'da 'kullık'
denilen, kuzu yününden yapılmış, kahverengi
ya da beyaz renkli keçe külâh giyen erkekler
çıkar karşınıza. Erzurum'un köylerinde kırmızı
renkli, Kırklareli'nde bordo keçe fes giyen
erkeklerle karşılaşırsınız... Hakkârililerin
ayaklarını, keçe ve yünü üst üste koyup diktikleri
reşikler (harik ya da herik) ısıtır. Trabzon'un
köylerinde bordo renkli keçeden yapılmış fes
giyen nineler çıkar yolunuza. Keçecilik sanatının
binbir zorlukla yaşatıldığı Konya'da, Mevlevi
külah ustası Mehmet Girgiç, semazenlerin başlarına
giydikleri sikkeleri (keçe külah) dünyaya tanıtır;
'dünyaya külah giydiren' adamdır o. Ahilerin
ahisi 'Keçeci Baba' ise Tokat'ın Erbaa ilçesi,
Keçeci Köyü'nde yaşamıştır. Rivayet odur ki;
13. yüzyılda yaşayan, Hacı Bektaş Veli'nin amcası,
Selçuklu döneminin son 'Ahi Babası' Keçeci Baba
zamanın önemli sanatlarından biri olan keçeciliğin
de son ustasıdır. Günlük yaşamda heybe, çarık,
yaygı, halı, kilim, fes, minder, seccade gibi
farklı türde ve renkte kullanılan keçenin öyküsü,
yünün kırkılmasıyla başlar. |