YÜKLENİYOR ...

























Ata yadigârı Keçe
2002 / KASIM

Şanlıurfalı keçe ustalarının dilinde bir öykü dolaşır... Keçenin mucidi Ebu Said Libabid'dir. Libabid, keçe imal ederken uzun süre teptiği keçeyi açar ve yünlerin bir türlü kaynaşmadığını görür. "Az teptim herhalde" der ve işleme devam eder. Kırk gün sürer uğraşısı, yine de başaramaz. Başlar ağlamaya... Hem ağlar, hem teper keçeyi. Sonunda keçeyi açar; gözyaşları işe yaramış, yünler kaynaşmıştır. 'Kidhiz, kidiz, kiz, kiiz, kiyiz' şeklinde adlandırılan keçenin tarihi elbette bu kadar yeni değil; dokumacılıktan da eski. Tepme keçeciliğin ilk örneklerinin görülmesi ise Uygur dönemine denk düşüyor. Boğazköy ve Yazılıkaya kabartmalarına göre, Hititlerin giydiği keçe başlık ve elbiseler, Orta Asya'daki arkeolojik kazılarda ele geçen ve Pazırık'ta bulunan keçe parçaları, keçenin çok eski çağlardan beri Türkler tarafından kullanıldığını gösteriyor. Arkeologlar çeşitli kurganlardan çıkan buluntular ışığında; İskitler, Sarmatlar ve Karaçay Malkarlılarının yaşamlarında keçenin önemli bir yere sahip olduğunu söylüyor. Türkmenler de ak ve kara keçeden yapılan, zenginlik ve fakirlik simgesi ‘ak ve kara çadırlarda’ oturuyordu.

Sayfa 1/6


























Ata yadigârı Keçe
2002 / KASIM

Kazakların kültürel mirasının paha biçilmez örneklerinden biri de 'kiyiz üy'dü; yani keçeli ev, çadır. Selçuklularda da keçecilik çok gelişmiş bir sanattı. Keçeciler Osmanlı döneminde, ahi örgütünde önemli bir yere sahipti. Ata yâdigarı keçecilik günümüzde bir sanayi kolu olarak gelişse de, ülkemizde hâlâ geleneksel el sanatları arasında varlığını koruyor. Yoğun emek gerektirmesi, az gelir getirmesi, eskiye nazaran kullanım alanının iyice daralması, yeni ustaların yetişememesi gibi nedenlerle sayıları az olan keçeci atölyeleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Buna rağmen Afyon, Şanlıurfa, Konya, Balıkesir, İzmir, Kars ve Erzurum gibi illerimizde, geleneksel yöntemlerle çalışan birkaç atölyeye rastlamak mümkün. Bu atölyelerden çıkan keçeler de eskiyi yaşatır gibi... Yaylada, otlakta hayvan güden çobanlara bir bakın! Giydikleri kepenek yaz güneşinde serinlik, kış ayazında sıcaklık sağlar onlara. Kışın bir köy evine konuk olursanız, beyaz yünden yapılmış, düz ve nakışsız 'kış keçeleri' serilen minderlerde soluklanırsınız. Sedirler ve yataklar da keçe yaygılarla zenginleşir.

Sayfa 2/6


























Ata yadigârı Keçe
2002 / KASIM

Kırsal kesimde, atın terini alsın diye eğerlerin altına serilir rengârenk nakışlı keçeler. Ağrı'da 'kullık' denilen, kuzu yününden yapılmış, kahverengi ya da beyaz renkli keçe külâh giyen erkekler çıkar karşınıza. Erzurum'un köylerinde kırmızı renkli, Kırklareli'nde bordo keçe fes giyen erkeklerle karşılaşırsınız... Hakkârililerin ayaklarını, keçe ve yünü üst üste koyup diktikleri reşikler (harik ya da herik) ısıtır. Trabzon'un köylerinde bordo renkli keçeden yapılmış fes giyen nineler çıkar yolunuza. Keçecilik sanatının binbir zorlukla yaşatıldığı Konya'da, Mevlevi külah ustası Mehmet Girgiç, semazenlerin başlarına giydikleri sikkeleri (keçe külah) dünyaya tanıtır; 'dünyaya külah giydiren' adamdır o. Ahilerin ahisi 'Keçeci Baba' ise Tokat'ın Erbaa ilçesi, Keçeci Köyü'nde yaşamıştır. Rivayet odur ki; 13. yüzyılda yaşayan, Hacı Bektaş Veli'nin amcası, Selçuklu döneminin son 'Ahi Babası' Keçeci Baba zamanın önemli sanatlarından biri olan keçeciliğin de son ustasıdır. Günlük yaşamda heybe, çarık, yaygı, halı, kilim, fes, minder, seccade gibi farklı türde ve renkte kullanılan keçenin öyküsü, yünün kırkılmasıyla başlar.

Sayfa 3/6


























Ata yadigârı Keçe
2002 / KASIM

Sulak yerlerde büyüyen kuzuların yünleri makbul değildir; kurak yerde beslenen kuzular tercih edilir. Keçe ustaları, özellikle Harran Ovası'nda büyüyen 3-4 aylık kuzulardan kırkılan yünlerin peşine düşer. En iyi keçe de güzün kırkılan yünlerden yapılır. Bunun dışında tavşan, devetüyü, tiftik ve keçi kılları da kullanılır. Yünler kırkıldıktan sonra hallaç tarafından kabartılır. Yere serilen Amerikan bezi üzerine ham keçeden kesilmiş nakışlar ve filtreler dizilir. Boşluklara, kimi yörelerde 'boya' denilen kabartılmış renkli yünler serilir. Keçenin üst yüzeyini oluşturan kabartılmış yün, eşit kalınlıkta serilerek el ile sulanır. Keçenin bir kenarına, 3-4 santimetre çapında kücü ağacı yerleştirilir. Keçe yerde, bez ile birlikte ağaç direğe rulo yapılmak suretiyle sarılır. Rulonun iki ucu kendirle bağlanır. Güçlü kuvvetli keçeci ustaları, şarkı ve türküler eşliğinde ayakla keçeyi tepmeye başlar. Keçenin ezilmek suretiyle dağılan kenarları düzeltilir ve üzerine tekrar su serpilir.

Sayfa 4/6


























Ata yadigârı Keçe
2002 / KASIM

Ağaç direğe rulo yapılarak yaklaşık bir ile üç saat kadar daha tepilir. Bu ikinci tepme işleminden sonra yünler iyice sıkışmış,ancak tam olarak birbirlerine kaynaşmamıştır. Bu haldeki keçe 'ham keçe'dir. Sıra keçecilik sanatının en zor aşamasına, keçenin pişirilmesine gelir. Keçe hamamın 'ılıklık' denilen yerinde, bir insanın kucaklayıp göğüsle dövebileceği şekilde katlanır. Keçeyi göğüsleyen ustalar, hamam sekisi üzerinde çevirmek suretiyle keçeyi göğüs kuvvetiyle iyice döver. Ter, su, buhar ve basıncın etkisiyle yünler birbirine iyice kenetlenir. Akla durgunluk veren bu işlem, yaklaşık beş saat sürer. Keçenin kenarları düzeltilir ve tekrar direğe rulo şeklinde sarılır. 'Direk başı tepilme' denen ve 15-20 dakika süren son tepme işlemine geçilir. Keçe hazırdır, açılarak gölge ya da güneşli bir yerde kurumaya bırakılır. Günümüzde keçenin göğüsle dövülme işlemi de makineler tarafından yapılıyor. Ancak, keçecilik sanatının can çekişerek de olsa sürdüğü, Şanlıurfa'da 'Keçeci Pazarı' denilen yerde geleneksel keçe yapımına halen rastlanıyor.

Sayfa 5/6


























Ata yadigârı Keçe
2002 / KASIM

Ve keçe kimi kez türkülere, kimi kez çocuk oyunlarına, bazen de düğün alaylarına yarenlik ediyor: 'Eyvana serdim keçe / Neçe bir ömrüm geçe / Acep o günler olur mu? / Yarim elime geçe'; 'O yanı keçe / Bu yanı keçe / Kız anasının / Emeği heçe...'

* Renan Yıldırım, gazeteci.

Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı