YÜKLENİYOR ...

























Ordu
2002 / KASIM

Karadeniz'e yaptığım yolculukların farkına, Samsun'u geçip Ordu sınırına girince varırım hep. Ünye, saklandığı koyda karşıma çıkıverir birden. Sonra, Fatsa'ya doğru uzanan kumsallar, Bolaman-Perşembe arasında dolanmaya başlayan bir kıyıya bırakır yerini. Dağlardan kopup gelen arsız yeşillik, büyük bir özlemle asfaltı atlayıp denizle buluşur burada. Küçücük koylardaki balıkçı köyleri, barınaklar ve orada salınıp duran takalarla şenlenen yol manzaraları içinden geçip giderim. Doğanın bu kıpır kıpır haline, göz alabildiğine uzanan fındık bahçeleri katılır az sonra. Ve Karadeniz'in orta yerinde, genişçe bir koya kurulmuş Ordu'ya geldiğimde, Karadeniz'le ilk kez tanışmış gibi olurum. Eski bir dostun sevecenliğiyle konuklarını selamlayan bu kent, bahçeler içindeki güzelim taş konaklarıyla gülümseyiverir önce. Sonra sahildeki çay bahçeleri, restoranları ve yol boyunca sıralanmış apartmanlarıyla, modern yüzünü gösterir Karadeniz.

Sayfa 1/6



































Ordu
2002 / KASIM

Samsun, Trabzon ve Giresun'la birlikte, bu kıyılara egemen olan Milet kolonisi Sinope (Sinop) tarafından MÖ 7. yüzyılın ortalarında kurulan Ordu, yani (dağ eteği anlamında) Kotyora, öteki Karadeniz kolonileriyle birlikte MÖ 6. yüzyılda Perslerin eline geçer. İranlıların Pontos eyaletini oluşturan bu bölgeye Büyük İskender'in gelişi ise MÖ 334 tarihine rastlar. Ancak, onun ölümünden sonra Anadolu topraklarında karışıklıklar başgösterir. Pontuslular MÖ 3. yüzyılda bağımsızlıklarını ilan ederek, Pontus Devleti'ni kurar ve I. Pharnakes döneminde, MÖ 183'te, Sinop'u ele geçirdikten sonra Kotyora'yı da topraklarına katar. MS 395'te Bizans'ın denetimi altına giren kıyılarda Türklerin adı Danişmend Beyliği ile duyulur ve artık Canik olarak anılmaya başlar. Ordu, 1461'de II. Mehmed tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na katılır.

Sayfa 2/6
































Ordu
2002 / KASIM

J. A. Cramer'e göre, Ordu'nun ilk kurulduğu yer, Perşembe yakınlarındaki Vona Burnu'nun güneydoğusundaki Bozukkale mevkiidir. Ama daha yakın tarihteki yeri olarak, bugün Ordu-Sivas karayolunun üçüncü kilometresinde yer alan, Beylikler döneminden kalma eski bir cami ve hamam kalıntılarının bulunduğu Eskipazar bilinir. Bugünkü Ordu'nun 1780-1790 yıllarında kurulduğundan söz eden Batılı gezgin Beauchamps'a göre 1800'lü yılların ortalarında kent önemli bir gelişme gösterir. Sonraki yılların getirdiği Osmanlı-Rus ve çete savaşları, onların arkasından gelen yoksulluk ve sıtma salgını sonucu kent, Cumhuriyet dönemini yıkık dökük bir halde karşılar. Bugün nüfusu 420 bine ulaşan Ordu, artık fındığa olan bağımlılığını aşarak, gelişimini sürdürme konusunda turizm mi, sanayi mi tartışmasını yaşıyor. Kent merkezinde, belediyenin yakınlarındaki yeşil alanda bulunan bir büst, dikkatli gözlerin dışında pek ilgi çekmez.

Sayfa 3/6
































Ordu
2002 / KASIM

Oysa Süleyman Felek, kurucu belediye başkanı olarak, Ordu için önemli biridir. Kent merkezi ve çarşı, onun oluşturduğu bir kent planı ile bugünkü haline kavuşmuştur çünkü. Kuzeyden esen rüzgâra kendimi bırakıp, Fidangör'den Sıtkı Can Caddesi'ne saparak arka sokaklara doğru yürüyüp gidiyorum. Bahçesindeki manolya ağacının gölgesinde hüzünlenen eski vali konağını, restorasyonla toplantı salonu haline getirilmiş Rum kilisesi ile Sarı Konak adıyla yaşama kavuşturulan Kosti'nin Konağı teselli eder gibi. Karşı sıradaki mavi boyalı papazevlerinin yanından yukarı çıkan merdivenleri buldum mu, artık kentin eski mahalleleri olan Zaferi Milli ve Taşbaşı'nın yolunu tuttum demektir. Bahçeli evlerin arasından, daracık geçit sokaklardan yürüyüp Aziziye Mahallesi'ne geldiğimde zamanın nasıl da hızla akıp geçtiğine inanasım gelmiyor. Çarşıda, bakır işçiliğinin son temsilcilerinden Harut Usta'yı yerinde bulabilecek miyim acaba? Enis Ayar, Vosvos şenliğinin kaçıncısını düzenlemişti bu yıl?

Sayfa 4/6
































Ordu
2002 / KASIM

Ordu turizmine gönül vermiş bu insan, uzaklarda üç parmak gibi yükselen Kurul kayalarından Melet ırmağına doğru inip giden basamaklı tünelin sırrını çözebildi mi? Daha sırada, Muhsin Ertuğrul'un 1964'de kurduğu, şimdi Düz Mahalle'deki eski Rum kilisesinde faaliyet gösteren Ordu Belediye Karadeniz Şehir Tiyatrosu var. Ordu'da konaklamayan ama, yemek molası için de olsa şöyle bir duraklayanlar, çarşı içine doğru yürürlerken, Aziziye Camii'nin farkına mutlaka varırlar. Kentin kuruluş yıllarından kalma (o zamanlar ahşapmış) taihî cami, 1894'de Kadızade Hacı Hasan Efendi tarafından yıktırılarak yeniden inşa edilmiş. Yine buradaki önemli yapılardan biri de 1905'te Hazinedaroğlu Osman Paşa tarafından yaptırılan, taş işçiliğinin ince örneklerinden Osman Paşa Şadırvanı. 1939 Erzincan depreminde hasar gören şadırvanın aslına uygun olarak yeniden yapılması, Ordu Fotoğraf Sanatçıları Derneği'nin çabaları sayesinde mümkün olabilmiş ancak. Akşam olmak üzereyken Boztepe yolu üzerindeki Etnografya Müzesi'ne uğruyorum.

Sayfa 5/6
 































Ordu
2002 / KASIM

Atatürk'ün Ordu'ya gelişinde konakladığı, şimdi müze olan bu konağı 1896'da Paşaoğlu Hüseyin Efendi yaptırmış. Taş işçiliğiyle göz alan konağın taşları Ünye'den, ahşap malzemeleri ise Romanya'dan getirilmiş. Artık, gün batımında Ordu'yu seyretmek için Boztepe'ye çıkabilirim. Bir zamanlar sadece kırık dökük bir kır kahvesinin bulunduğu Boztepe'ye gelenleri şimdi betonarme restoranlar karşılıyor. Haftasonları burayı dolduran Ordulular ise açık alanda piknik yapmayı yeğliyor. Artan yapılaşma nedeniyle Ordu'yu tepeden seyretmenin tadı eskilerde ve o çok bilinen "Boztepe'ye çıkmalı, şu Ordu'ya bakmalı" türküsünde kalmış. Ama yine, gün batıp da akşamın ışıkları yandığında, Karadeniz'in lacivert giysileriyle elini uzattığı yemyeşil bir 'dağ eteği'nin ayaklarının dibinde uzanıp gittiğini görmek insana benzersiz bir yaşama sevinci veriyor.

* Ersin Toker, yazar.

Sayfa 6/6
 


































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı