| Karadeniz'e yaptığım yolculukların farkına, Samsun'u geçip Ordu sınırına girince varırım hep. Ünye, saklandığı koyda karşıma çıkıverir birden. Sonra, Fatsa'ya doğru uzanan kumsallar, Bolaman-Perşembe arasında dolanmaya başlayan bir kıyıya bırakır yerini. Dağlardan kopup gelen arsız yeşillik, büyük bir özlemle asfaltı atlayıp denizle buluşur burada. Küçücük koylardaki balıkçı köyleri, barınaklar ve orada salınıp duran takalarla şenlenen yol manzaraları içinden geçip giderim. Doğanın bu kıpır kıpır haline, göz alabildiğine uzanan fındık bahçeleri katılır az sonra. Ve Karadeniz'in orta yerinde, genişçe bir koya kurulmuş Ordu'ya geldiğimde, Karadeniz'le ilk kez tanışmış gibi olurum. Eski bir dostun sevecenliğiyle konuklarını selamlayan bu kent, bahçeler içindeki güzelim taş konaklarıyla gülümseyiverir önce. Sonra sahildeki çay bahçeleri, restoranları ve yol boyunca sıralanmış apartmanlarıyla, modern yüzünü gösterir Karadeniz.
|