YÜKLENİYOR ...

























Burun farkıyla İstanbul
2002 / EKİM

İstanbul'da keşfedilmeyi bekleyen hâlâ o kadar çok güzellik var ki, her geçen gün şaşkınlığımız artıyor. Bir şehir turunda fark ettik ki, İstanbul burunlarıyla da apayrı, farklı bir dünya. Kimi kendi sessizliğine gömül-müş uzaklarda, sadece bir deniz fenerine evsahipliği yapıyor. Kimi kalabalık, neşeli ve popüler... Turumuza Avrupa yakasından başlıyoruz, ilk durağımız Saraybur-nu. Haliç ile Marmara Denizi arasında yer alan burna, MÖ 7. yüzyılda ilk olarak Megaralılar yerleşmiş ve kente Byzantion adı verilmiş. Akropolis ve etrafında çeşitli pagan mabetleri inşa edilmiş, Bizans döneminde Man-gana Sarayı, çeşitli kiliseler ve Ayasofya buradaki yerini almış. Topkapı Sarayı ise Osmanlı döneminde yapılmış. Adını buradaki saraylardan alan burun, günümüzde Gülhane Parkı, Sultanahmet Camii, geniş yürüyüş alan-ları, restoran ve çay bahçeleri ile de büyük ilgi görüyor. Deniz akıntılarının ve çalkantılarının en güçlü olduğu Sarayburnu, Cumhuriyet tarihimizde de ilginç olaylara tanıklık etmiş. Samsun'a gitmek üzere Sarayburnu Rıhtımı'ndan hareket eden Atatürk'ün anısına yapılan heykel, yeşillikler arasından Boğaz'ı kucaklıyor.

Sayfa 1/6































Burun farkıyla İstanbul
2002 / EKİM

1924 Ağustos'unda Mustafa Kemal, Sarayburnu'nda ilk kez şapka giymiş, 1928 Ağustosu'nda ise burada Türk Alfabesi ile ilgili konuşma yapmış. Ortaköy'ün kuzey sınırında yer alan Defterdar Burnu ise buradaki Defterdar Paşa Camii'nden almış adını. Şimdi, Ortaköy Camii olarak bilinen ve 1853-1855 yıllarında Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılan Büyük Mecidiye Camii, Ortaköy'ün sembollerinden biri. Ortaköy ve Defterdar Burnu'nda bulunan ve 17. ve 18. yüzyıllarda inşa edilmiş onlarca yalı, 1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan yeni Çırağan Sarayı'na yer açmak için yıktırılmış. Günümüze ulaşmayı başarabilmiş Esma Sultan ve Naime Sultan yalıları geçmiş günlerin görkemini anlatıyor. Boğaziçi Köprüsü'nün en güzel seyredildiği bu burunda yer alan cıvıltılı kahveler, restoranlar, barlar ve sokak aralarına kurulan hediyelik eşya standları özellikle hafta sonları gençlerin uğrak yeri oluyor. 16. yüzyılda muhteşem bağları, 19. yüzyılda ise çilek bahçeleri ile ün salan Arnavutköy'deki Akıntıburnu, İstanbul'un renkli köşelerinden biri.

Sayfa 2/6































Burun farkıyla İstanbul
2002 / EKİM

18. ve 19. yüzyılda yalı ve köşkler ile kaplı olan semt, büyük yangınlar sonucu bu muhteşem yapılarını kaybetmeye başlamış. Akıntıburnu'nda yer alan Hasan Halife Bahçesi, Sadrazam İzzet Paşa Yalısı, Mektupçu İbrahim Efendi Yalısı 1797 yılında çıkan bir yangında yok olmuş. Yine de Akıntıburnu mevkiinde bugün yaşamlarını sürdürmeye çalışan yalılar, geçmişin haşmetini günümüze taşımayı başarıyor. Olta balıkçılığının en yaygın olduğu noktalardan biri yine Akıntıburnu. Tarihî iskelesi ve feneriyle şirin bir Boğaz noktası olan burun ve Arnavutköy, lüks balık restoranları, barları ve modern kahveleri ile renkli bir yaşam sunuyor. Boğaziçi'nin bir başka keyifli semti de Kireçburnu. Adını Osmanlı döneminde tam karşı yakada bulunan kireç ocaklarından ya da buradaki kireç iskelesinden aldığı düşünülüyor. Yemyeşil doğası, temiz havası ile Osmanlı döneminin en önemli sayfiye yerlerinden olan bölge, bugün de bu özelliklerini korumayı başarmış. Ağaçlarla kaplı yamacı, sahildeki geniş ve uzun yürüyüş yolu, sahil lokantaları, Boğaz'a açılmayı bekleyen gezinti tekneleri ile Kireçburnu,

Sayfa 3/6

































Burun farkıyla İstanbul
2002 / EKİM

özellikle hafta sonu gezintilerini sevenlerin uğrak yeri. Bir de İstanbul Boğazı'nda el değmemiş, sadece deniz fenerlerine evsahipliği yapan burunlar var. Bunlardan biri olan Çalı Burnu'na gitmek için, Rumeli Kavağı'nı geçtikten sonra, yaklaşık yirmi kilometre ileride Garipçe köyüne ulaşmanız gerekiyor. Özellikle doğa sporlarını sevenlerin ilgisini çekecek keyifli bir tırmanıştan sonra varılan Çalı Burnu'nun tepesinde yer alan küçük bir deniz feneri Boğaz'a Karadeniz'den giriş yapan gemilere yol gösteriyor. Çalı Burnu'nun hemen karşı yakasında Filburnu ve daha sonra da Kavakburnu yer alıyor. Anadolu Kavağı'ndan Beykoz'a doğru ilerlerken karşımıza çıkan Selviburnu da sessiz sedasız yaşamına devam ediyor. İstanbul'un en eski yerleşimlerinden biri olan Kanlıca'nın da aynı adı taşıyan bir burnu var. Geçmişte yalıları, musiki âlemleri ve tabii ki hâlâ ününü koruyan yoğurdu ile tanınan semt, bugün sahildeki restoran ve kahveleri ile canlılığını koruyor. Burunda yer alan taihîa yalılar geçmişe tanıklık etmeye devam ediyor.

Sayfa 4/6

































Burun farkıyla İstanbul
2002 / EKİM

Kandilli Akıntı Burnu olarak da bilinen Kandilli Burnu, etrafını çevreleyen yemyeşil koruları ve ağaçlıkları ile görülmeye değer. İskelesinde yer alan balık lokantaları ve kahveleri keyifli bir gün geçirmek için ideal.
Boğaz'dan ayrılıp Marmara Denizi'ne doğru ilerlediğimizde Moda Burnu karşılıyor bizleri. 19. ve 20. yüzyılda İngiliz, Fransız, İtalyan aileleri ve onların yaptırdıkları muhteşem villaları ile tanınan Moda, plajı, iskelesi ve Deniz Kulübü ile dillere destan bir yaşamın sürdürüldüğü semtlerden biriydi. Şimdi çay bahçeleri, iskelesi etrafındaki şık restoranları ile özellikle hafta sonları çok popüler.Adını 1562 yılında inşa edilen fenerden alan Fenerbahçe, hâlâ burun kısmında bu taihîn fenere evsahipliği yapıyor. Bizans döneminde yazlık sarayların, Osmanlı döneminde padişah bahçelerinin bulunduğu Fenerbahçe Burnu, bugün yine o günleri aratmayacak güzellikte bir parkı ve şık kahveleri barındırıyor. 20. yüzyılın başında plajıyla da ünlü olan Fenerbahçe Burnu'nda bugün İstanbul Yelken Kulübü, Fenerbahçe Spor Kulübü ve Galatasaray Spor Kulübü'nün deniz sporları tesisleri sıralanıyor.

Sayfa 5/6

































Burun farkıyla İstanbul
2002 / EKİM

Hafta sonu turları, akşam yemekleri, doğa gezintilerine olanak tanıyan burunlar, bizlere İstanbul içinde bir başka İstanbul sunuyor.

* Ümmühan Kazanç, yazar.

Sayfa 6/6




























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı