|
suyun İstanbul'a dolan nüfusa yetmemeye başladığı,
suyun sadece saraya ve çevresine verilebildiği
biliniyor. Halk ise açık ve kapalı sarnıçlarda
biriken su ile ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırmış.
Fetih sonrası tümüyle yenilenen ve geliştirilen
su yollarının güzergâhını ve dağılımını bugün
bize İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi
ile Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan Üsküdar,
Süleymaniye ve Beylik su yolları haritaları
gösteriyor. Haritalarda yer alan detaylı kent
çizimlerinde, İstanbul'a su veren kaynaklar,
su bentleri ve kemerleri, su terazileri, sokak
çeşmeleri, sosyal ve dini yapılar dışında su
bağlantısı yapılmış, ayrıcalıklı kişilere ait
evler de görülüyor. Bu bağlantının sadece sultanın
yazılı fermanıyla yapılması, bu ayrıcalığın
derecesini ve kişilerin önemini gösteriyor.
Antikçağlarda suyun çeşme ve oluklardan taş
çörtenler aracılığıyla durmaksızın akıtıldığı
biliniyor. Ancak suyun zor elde edilebilir ve
tükenebilir bir kaynak olması, bu değerin idareli
kullanılmasını ve su akımını ihtiyaca göre kontrollü
kullanmayı zorunlu kılmış. İşte, musluklar da
bu ihtiyaca cevap veriyor.
|