YÜKLENİYOR ...

























Gümüşlük, bir hayal
2002 / EKİM

Gümüşlük bir hayal. Ayaklarımda sabolarım, dizlerime bile ulaşmayan bir denizde yürüyorum. Karşımda küçük bir ada, erken yirmili yaşlarımdan birinde olmalıyım. Gümüşlük bir hayal.
Gittim mi Gümüşlük'e ben? Taşların üzerinde, suların içinde yürüdüğümü hatırlıyorum. Hatta şöyle bir fotoğrafı da: Başımda Bodrum'dan alınmış bir boyacı şapkası, üzerimde kırmızı bir etek, eteği baldırlarıma kadar çekmişim; oysa, su sadece ayak bileklerimde; zamansız çevikliğime, nedensiz kaygılarıma gülüyorum. Peki ya eteğin üzerinde ne var, bakın işte onu hatırlayamıyorum. Böyle bir fotoğrafın tanıklığı olduğu müddetçe Gümüşlük hayali bir gerçek ya da buna gebe. Yola çıktığım yerlerden çok, varacağım yerlerin heyecanına kapılmışlığıma bakılırsa, şu karşı ada ve onun silueti mesela, bu hakikaten benim.

Sayfa 1/6


























Gümüşlük, bir hayal
2002 / EKİM

Yıllar sonra o halde üstüne üstüne yürüdüğüm adanın Tavşan Adası olduğunu öğreniyorum, rengârenk bir turizm broşüründen. Geride kalmış ilk gençliğim gibi o da uzak ve yabancı geliyor bana. Oysa o gün Tavşan Adası'na doğru yapılan yürüyüşte gençliğim ve diğer hayallerle birlikte, gençlik masallarını da sürüklemiştim peşim sıra. Öyle ki Gümüşlük macerası adaya doğru yapılan yürüyüşün adresi olup çıkıvermişti bir anda.
O günkü sıcaklık ve arkadaşlar şimdi neredeler? Peki, ya o yerden arşa kadar yükselen buharla birlikte yaşanılan keyif? Ne zaman gittim Gümüşlük'e ben? Genç, çok genç. Hiçbir nasihati tutmayacak kadar sağlam, nasihat verme budalalığına düşmeyecek kadar zinde bir yaşta.

Sayfa 2/6


























Gümüşlük, bir hayal
2002 / EKİM

Şimdiyse, bakın şöyle: Gümüşlük'e gidersen Tavşan Adası'na uğramadan gelme. Zira Gümüşlük, nadir değerler ve nefis coğrafya parçalarının tümünde olduğu gibi, içerden dışarıya değil de dışardan içeriye doğru bakıldığında anlam bulacak diyarlardan biridir şu yeryüzünde. Tavşan Adası size bu bakışı, böyle bir açıyı armağan edecektir. Gümüşlük'ü adabıyla açık denizden koruyan bir adadır burası. 'Tavşan Ada adabı' hiç de yanlış bir tanımlama değildir burada; çünkü bu ada, ada olarak ya da bir engel biçiminde hissettirmez varlığını; onun hissettirdiği, kendinden sonraki ufuktur, sonsuzluktur o kadar... Gümüşlük'e mağrur bir selam çakarken sanki şöyle der üzerinde gezinip duranlara: "Ey fani! Bana uğramadan sakın ha açılma!"

Sayfa 3/6


























Gümüşlük, bir hayal
2002 / EKİM

Sahi ya, gittim mi ben hiç Gümüşlük'e? Dizboyu suda yürüyerek varacaksın Tavşan Adası'na. Dönüp baktığında önce uzak geçmişi göreceksin. Günümüzdeki haliyle bir SİT alanı haline gelmiş bu diyarda orijinal bir Karia şehri olan Mindos'un ev dumanlarını seçeceksin Gümüşlük'ün semalarına karışan. MÖ 4. yüzyıldaki Kral Mausolos biraz asabi gelebilir o dumanlar içersinde, ama bugün gördüğün sular altında ruhları saklayan Gümüşlük onun eseridir, bilesin; onun inadı ve hayalgücünün yaratıcılığı bu tarihte gizlidir ve yazar Latife Tekin ile birkaçı dışında, bugüne kadar onun kadar cesur pek kimse çıkmamıştır bu topraklarda bir şeyler yapmak adına, bu topraklar için! Tavşan Adası ve geçmişte gezinirken ve hazır sırası gelmişken Gümüşlük Akademisi'ne de buradan selam edelim! Tabii ufuklara da...

Sayfa 4/6


























Gümüşlük, bir hayal
2002 / EKİM

Gerçekten, gittim mi ben hiç Gümüşlük'ün oralara? Ne diyorduk, dizboyu su... Dizboyu suda yürüyorsunuz. Ardınızda Gümüşlük, 20 dakika uzakta bıraktığınız Bodrum. Bodrum'dan geliş yolunda, tam Gümüşlük'e gelmişken ve daha sahile inmemişken, hani Peksimet Boğazı'nı hemen geçtiğiniz bir yer vardı ya, geçmişte bir zaman, orayı geçer geçmez yeldeğirmenlerinin olduğu tepeyi aştığınızda, hani o manzara vardı ya, geçmiş ama hangi geçmiş, hani dünya bir maviydi, bir yeşil, bir beyazdı ya, hani mavi, beyaz ve yeşil birbirinin içine girmiş coşmuştu ya şu bizim kavanoz dipli dünya, işte orada narenciye bahçeleri vardı, vardı ya... Renkler gibi kokular da birbirine karışmıştı o zaman, ardınızda, ardınızda bıraktığınız anılarınızda, Bodrum-Gümüşlük yolunda...
Sonra Gümüşlük'e geldiniz. Su o kadar berraktı ki, altındaki tarih dizlerinizin önüne serilmiş bekliyordu sizi. Çok gençtiniz. Lacivert sabolarınızı çıkartmaya yeltenmediniz.

Sayfa 5/6


























Gümüşlük, bir hayal
2002 / EKİM

Eteğinizi sıyırdınız da sıyırdınız, sonra suyun içine doğru yürümeye başladınız. "Şu adaya yürüyeceğim," dediniz. "Gümüşlük'e bir de karşıdan bakacağım." Baktınız değil mi? Gördüğünüz şimdiye bakan bir geçmişti. Dizboyu suda yürürken, Tavşan Adası'na doğru, birçok duvar ve antik dalgakıranı saklayan bu sularda ufka doğru, yaz rüzgârının geldiği kuzeybatıya doğru çevirin yüzünüzü. Gözlerinizi yumun şimdi. O kırmızı etekli halinizle, terütaze, taş sektirmece oyunu oynar gibi ortasından dalıp geçtiğiniz Gümüşlük, işte orada...

* Müge İplikçi, öykü yazarı.

Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı