| Bu
satırlarda kendisinden bahsedeceğim Asude, onlarca
defa Ayvalık'a gitti. Kızdıklarının başında
orman yangınları, yaşlanmaktan korkmak, çarpık
mimari, nükleer santraller ve Pirî Reis gelir.
Onu nereden tanıdığımı sormayın, herkesin bir
Asudesi vardır kendinde saklı, sevimli, biraz
sapkın, takıntılı. Sizinkileri bilmem, her gidişinde
Ayvalık'tan farklı tatlarla döndü benimkisi.
Üstelik her gidişin dönüşüyle değil de hemen
her seferin yeni gidişlere meydan vereceği düşleriyle
döndü kendi kürkçü dükkânına. Kürkçü dükkânına
asla alışmadı ve bir sonraki yaza çoktan angaje,
ispirto kalemiyle küçük Ece Ajandası'na not
düştü: "Ayvalık'a gidilecek. Gelecek yazı
da orada karşıla."
Hayallerinde esas olan semt pazarlarını kaplayan
bakla, radika, börülce, istifro, enginardı elbette,
dahası kıyıdaki kokulu imbat. Bu rüzgâr, Kaz
Dağı'nın -şu Asude'nin İda'sı, Yaşar Kemal'in
de ve bilcümle büyülere inanan herkesin İda'sı-
oradan esen ölgün kuzey esintisi meltemle yer
değiştirse de bazen, esans aynıydı: İyotlu serin
hava.
|