YÜKLENİYOR ...

























Liszt’in izinde Türkiye’nin Macar virtüözleri
2002 / EKİM

Ünlü Macar besteci ve piyanist Franz Liszt, hayal ettiği İstanbul'a geldiğinde, gerek sarayda padişahın huzurunda, gerek Boğaziçi'nde verdiği konserlerle Batı müziğinin ülkemizde filizlenmesini sağladı. 1847'de İstanbul'a gelen Liszt, bu muhteşem kentten hayal ettiğinin çok ötesinde etkilendi. İstanbul'da yalnızca 40 gün kalan Liszt, burada iki önemli konser verdi. Padişahın huzurunda verdiği konserden sonra kendisine iftihar nişanıyla üstü mücevherli bir tabaka ve gümüş bir nargile armağan edilmişti.
Çocuk yaşlarında Liszt'i dinleyerek onun izinden giden ve mesleklerinin doruğuna çıkan iki Macar ustayla, İstanbul'un çekiciliğine dair Liszt'in anılarını duyan bir Macar müzisyen, Türkiye'ye gelerek yerleştiler ve ölümlerine kadar da mesleklerini burada sürdürdüler. Türk müzik kültürüne büyük katkıda bulunarak, ülkemizde Batı müziği alanında sanatkârlar yetiştirdiler.

Sayfa 1/6



































Liszt’in izinde Türkiye’nin Macar virtüözleri
2002 / EKİM

Bunların ilki, Liszt'in öğrencilerinden piyano virtüözü ve bestkâr, Venedikli Alexandro Voltan'dır (1846-1941). Voltan'ın Türk ordusunda mareşalliğe kadar yükselen Macar asıllı Mehmet Ali Paşa'nın yeğeni ve babasının da Türk kökenli olduğu söylenir. Türkiye'ye yerleştikten sonra Tevfik adını alan Voltan, yerleştiği İzmir'de bir gazeteciye hayat öyküsünü şöyle özetlemişti: "...Annem, Kontes Allegri piyanistti. İlk dersimi altı yaşındayken ondan aldım. Beni iyi bir kompozitör olarak yetiştirmeye çalışırdı. Annem büyük bir müzisyen olduğundan, her gece evimize ünlü müzisyenler gelirdi. Liszt, Wagner, Kolbert devamlı gelen üstatlardandı. Küçük yaşta konserler vermeye başladım. Avusturya Deniz Okulu'nda eğitim gördüm. Buradan topçu subayı olarak diploma aldım..."

Sayfa 2/6
































Liszt’in izinde Türkiye’nin Macar virtüözleri
2002 / EKİM

Türkiye'de Macar Tevfik veya Venedikli Tevfik olarak tanınan Voltan'ın, genç yaşta Bükreş'e davet edildiği, Romanya Kraliçesi Maria Elizabeth tarafından sarayda misafir edildiği, iki yıl burada kalıp piyano hocalığı yaptığı, konserler ve operalar yönettiği biliniyor. 1877'de İstanbul'a gelen Voltan daha sonra İzmir'e yerleşerek Müslüman oldu ve tanınmış bir ailenin kızıyla evlendi. Eserleri İtalya, Avusturya, Macaristan ve Fransa'da yayımlandı. Macar Tevfik, İzmir'in musiki hayatını da geliştirdi, renklendirdi. Üstat müzisyenler yetiştirdi. Ünlü bestkâri İsmail Zühtü Bey bunlar arasındadır. Ünlü müzisyen Ahmet Adnan Saygun'un kabiliyetini çocuk yaşta sezen ve ilk eğiten de Macar Tevfik oldu. İleri yaşlarında yoksul düştü, Darülaceze'ye yerleştirildi. 1941 Nisan'ında burada vefat etti. Kimsesizler Mezarlığı'na gömüldü.

Sayfa 3/6
































Liszt’in izinde Türkiye’nin Macar virtüözleri
2002 / EKİM

Liszt'in öğrencilerinden olan M. Gez De Hegyei de (1863-1926), hocasının İstanbul anılarından etkilenerek burayı bir turist gözüyle görmek istedi. Fakat, İstanbul'u öyle beğendi ki yerleşmeye karar verdi. Kendisi Macar kökenli bir Katolikti. Buradaki Katoliklere müzik dersleri vermek suretiyle yaşamını sürdürdü. Bu arada sarayın musiki öğretmeni oldu. En gözde öğrencisi Şehzade Abdülmecid Efendi'ydi. Abdülmecid Efendi, hem yetenekli bir ressam, hem de müzisyendi. De Hegyei, Abdülmecid Efendi ile yakın dostluk kurdu. Hem kendisine, hem eşine, hem de Şadiye Sultan'a müzik dersleri verdi. Mısır Sarayı'na mensup Hıdiv Ailesi'nden Prenses İffet de öğrencisi oldu.

Sayfa 4/6
































Liszt’in izinde Türkiye’nin Macar virtüözleri
2002 / EKİM

De Hegyei, İstanbul'da müzik derslerine başladığı zaman, Rum kökenli bir kız öğrencisi vardı. Ondaki kabiliyeti öylesine sezmişti ki, evlenme çağına gelmesini bekledi. 1906'da onunla evlendi. 1926'da ölen De Hegyei'nin ardından, o zamanki adı Darülelhan olan konservatuvar, bir matem konseri düzenledi. Berlin'deki konservatuvardan birincilikle diploma alan ilk Türk kızı -meşhur ressamımız ve müze kurucumuz olan Osman Hamdi Bey'in torunu- Nimet Vahit Hanım, bülbül sesiyle konseri renklendirdi.
Türkiye'ye yerleşen üçüncü Macar virtüöz Karl Berger'dir (1894-1947). Liszt'i görmemiş, onun ölümünden sonra doğmuş olmakla beraber, bir Liszt hayranı olarak bilinir. Çocuk yaşta müziğe başladığında öğretmenlerinden Liszt'in anılarını dinlemiş, bu anıların etkisiyle hayalinde yaşattığı İstanbul'a kavuşmuştur. Daha beş yaşındayken kemana başlayan Berger, özel kabiliyeti dolayısıyla aldığı bursla Viyana Konservatuvarı'nda okudu ve birincilikle bitirdi. Ünlü orkestralarda keman solistliği yaptı

Sayfa 5/6































Liszt’in izinde Türkiye’nin Macar virtüözleri
2002 / EKİM

Değişik Avrupa ülkelerinde konserler verdi, 1920 yılında İstanbul'a geldi. Son halife Abdülmecid Efendi'ye misafir oldu; ona ve eşi Sabiha Sultan'a müzik dersleri verdi.
Saraydaki müzik öğretmenliği yanında Galatasaray'da Union Française'de verdiği konserlerle müzik meraklılarını büyüledi. Denilebilir ki, bu keman virtüözü, ilk keman mektebinin ve eğitiminin öncüsü oldu. Berger bu arada İran Şahı'nın davetlisi olarak İran'a gitti. Kemanını İranlılara da dinletti.
Karl Berger, memleketimize iki kardeş müzik üstadını hediye etti. Bu kardeşler konservatuvarımızda daha sonra profesör olacak olan Necdet Azak ile Ferhunde Erkin'dir. Berger, dünya çapında yıldız olan Ayla Erduran'ı da yetiştirdi. 1946 yılında ressam Aliye Berger'le evlenen sanatçı, aramızdan ayrılmadan önce manen Müslümanlığa eğilimi olduğundan Ömer Baki adını almıştı. Büyükada'daki Müslüman mezarlığında, Aliye Berger'in babası Şakir Paşa'nın yanına gömüldü.

* Taha Toros, tarihçi.

Sayfa 6/6


































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı