YÜKLENİYOR ...

























ŞAİRLER, ERENLER DİYARI : PASİNLER
2002 / OCAK

Erzurum denince karakış gelir insanın aklına, her tarafın beyaza kestiği an, başka bir hayat başlar Pasinler Ovası'nda... Bu erenler memleketinde, Şair Nef'î diyarında. Yüzyıllardır Doğu'nun en stratejik noktasını oluşturan Hasankalesi'nde... Her sokağında tarihten izler taşıyan doğunun bu şirin diyarında taş yapılar, suyuna giderseniz konuşur sizinle. Vardığımda göz gözü görmüyordu. Sis, bir hayalet gibi çökmüştü Pasinler'in üzerine, her şey durgun, hareketsiz. Dışarıda kimseler görünmüyor. Sıcaklık -23 derece. Yalnızca, dar bir sokakta yürüyen iki kişinin konuşmaları duyuluyor. Beyaz kar örtüsünü sarıya boyayan sokak lambasının altında gerçeküstü görüntüler oluşturuyor bu iki kişi. Kış uzun sürüyor burada, ama derler ya her mevsimin ayrı güzelliği var diye, karakış da ayrı bir güzel burada. Resmi yazılarda Pasinler dense de ilçenin girişindeki tabelanın dışında hiçbir yerde bu isim kullanılmıyor. Tarihî gar binasında hâlâ Hasankale yazıyor.

Sayfa 1/5


























ŞAİRLER, ERENLER DİYARI : PASİNLER
2002 / OCAK

İlçenin eski ismine adını veren Hasankale'ye varmakiçin, yamaca doğru yükselen taş evlerin arasından sabırlı bir yürüyüş yapmak gerekiyor. Bu evler yörenin karasal iklimine göre tasarlanmış yapılar. Kışın sıcak, yazın serin oluyorlar. Ayrıca evlerin dayanıklılığını artırmak için taşlar arasına ahşap payandalar yerleştirilmiş. Aynı yapı tekniğine kale duvarlarında da rastlamak mümkün. Bu tarz, aynı zamanda yapıları depreme karşı da koruyor. İlçeye hâkim kale surlarında gezerken ister istemez geçmişe dönüyoruz bir süre. Urartular, Medler, Kimmerler, kuzeyden gelen İskitler yaşamış bu verimli topraklarda. 4. yüzyılda Sasani egemenliğine girmiş, daha sonraları Ermeniler, Vanad denilen Bulgarlar bile faydalanmış buralardan; öyle ki Pasinler'in kuzeyi bir süre Vanad yurdu olarak anılmış. Osmanlı egemenliği yöreye uzun yıllar bir düzen getirse de imparatorluğun sonlarına doğru Pasinler Ovası'nın adı acı ve gözyaşı ile birlikte anılır olmuş. Şimdi her yerde geçmişin izlerini bulmak mümkün. Osmanlı-Rus savaşları hep bir şeyler götürmüş Pasinler'den.

Sayfa 2/5


























ŞAİRLER, ERENLER DİYARI : PASİNLER
2002 / OCAK

Değişmeyen ise verimli bir ova ve vatansever bir halk. Rastladığımız insanlar ısrarla Hacı Rüştü Kahvesi'nin adını veriyor... Tarihî Hacı Rüştü Kahvesi'ne düşüyor yolumuz. Anlatılan kadar var, dışarının soğuğunda herkesin hasbıhal ettiği bir yer bu taihîğ mekân. Yakın tarihle ilgili olayları anlatıyor kahveyi işleten Lütfü Amca. Ocağa yakın bir yerde bir nevi müze oluşturulmuş: İsmet İnönü'den Adnan Menderes'e, Süleyman Demirel'e birçok ünlünün uğradığı kahvenin medar-ı iftiharı bu köşe.
Ünlü Divan Şairi Nef'î Hasankaleli. Zaten bu topraklar şairler, erenler diyarı, her köyde bir türbe, her sokakta taihî bir camiye rastlamak mümkün. Halk arasında hâlâ saygınlığını koruyan İbrahim Hakkı Efendi de (1703-1780) Hasankale'de yaşamış. Tasavvuf, anatomi ve gökbilimleriyle uğraşan İbrahim Hakkı, özellikle anatomi ile insan karakteri arasında bağ kurmuş, ünü bütün Osmanlı topraklarına yayılmış.
"Dadaş çayı kıtlama içer, delikanlı" diyor yanımdaki. Dadaş, yiğit, delikanlı, mert anlamına geliyor.

Sayfa 3/5


























ŞAİRLER, ERENLER DİYARI : PASİNLER
2002 / OCAK

Israrlara kulak verip kıtlama çay içmeye karar veriyorum, ama ne kadar denediysem olmuyor. Kahvenin sıcak atmosferinden zor ayrılıp Bulkasım ve Taşağıl köylerine doğru yola çıkıyoruz. Sis hâlâ devam ediyor. "Şubat 15'e kadar buradan sis kalkmaz" diyor şoförümüz. Öğle yemeği için fırından lavaş ve çeçil peyniri tedarik ediyoruz. Siyah arabamız, beyaz bir çölün içinde ilerliyor. Her yer birbirinin aynı. Sonsuz kardan bir ova... Yol kenarındaki kavak ağaçları bir ressamın tuvalinden çıkmış gibi. Biraz ilerdeki tepeliğe çıkınca manzara bir kat daha güzelleşiyor. Şoför Seyfi Ağabey beni yanına çağırıyor. "İzlere baksana, kurt izleri" diyor. İzler taze. "Nasıl yani?" diyecek oluyorum, tedbir olarak arabanın yanında kalmaya karar veriyorum. Bu daha mantıklı. Taşağıl'da hava sıcak, yüksekte olmanın tadını çıkarıyor köylüler. Güneş tepemizde, beyaz örtü pırıl pırıl parlıyor, mavi gökyüzü bütün bulutlarını Pasinler'e ödünç vermiş gibi. Mevsim kış. Doğu'da olunca bu, havanın çok erken kararması demek oluyor.

Sayfa 4/5


























ŞAİRLER, ERENLER DİYARI : PASİNLER
2002 / OCAK

Gündüz üçten sonra alacakaranlık başlıyor. Akşamın tatlı yorgunluğunu tren çığlıkları bozuyor, bu ses sabah istasyona gitmem için çağrı oluyor. Garda Kars'a gidecek sadece altı yolcu var. Renkli vagonlar göründüğünde heyecanımı yenemiyorum. İçimde başka diyarlara gitmenin sevinci kendimi trende buluyorum. Doğu Anadolu'nun karakışıyla, bakir doğasıyla birlikte olmak kesinlikle huzur verici. Issız, uçsuz bucaksız arazi, karla kaplı dağ dorukları, taihî yapılar yeniden gelmem için davetiye veriyor bana. Her köyün, her tepenin, her evin ayrı bir hikâyesi var ve en önemlisi bu hikâyeleri size seve seve anlatacak misafirperver bir Anadolu halkı.

* İbrahim Yoğurtçu, fotoğrafçı.


Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı