YÜKLENİYOR ...

























MEMLEKET GİBİ ÇARŞI : KAPALIÇARŞI
2002 / OCAK

Kapalıçarşı'yı, hem İstanbulluların, hem de yerli-yabancı turistlerin gözdesi olan bu şaşırtıcı boyutlardaki mekânı anlatmaya kelimeler yetersiz kalıyor. Üzeri kubbeli binalar ve kiremitle örülü tonozlu caddeler şimdiki bütünlüğüne ancak 250 yılda erişebildi. Öyküsü Fatih Sultan Mehmed'in (1451-1481) Ayasofya'ya gelir sağlaması için kurdurduğu iki taş bedestenle (Cevahir ve Sandal) başlayan Kapalıçarşı, zamanla bu iki taş binanın çevresine sergi ve tezgâhların toplanmasıyla bir ticaret merkezine dönüştü. Bu pazarların üzeri kiremitli tonozlu çatılarla örtülünce şimdiki yollar ve galeriler ortaya çıktı. Bitiminden sonraki üç yüz yılda ise çarşı ve esnafının en büyük kâbusu yangın ve depremler oldu. 1618, 1652, 1660, 1695, 1701, 1750 yangınlarının her birinin ardından onarılan çarşı, 1766'daki depremde büyük hasar gördü. 1791 ve 1826'da çıkan kısmi yangınların ardından bu kez 1894'de meydana gelen depremle yeniden sarsılan Kapalıçarşı 1954'de yine yandı ve ancak beş yılda onarılabildi.

Sayfa 1/5


























MEMLEKET GİBİ ÇARŞI : KAPALIÇARŞI
2002 / OCAK

İçine yeni girenleri yutabilecek, elinde harita olmayanın kaybolabileceği boyutlardaki (30.7 hektar) çarşıda, 61 sokak, on kuyu, dört çeşme, iki cami ve üç bini aşkın dükkân bulunuyor. Kapalıçarşı'da sabit çalışanların sayısı 25 bin. Seyyar olarak çarşı ve çevresinde hediyelik eşya satanların sayısı ise belirsiz. Türkiye'nin altın ve döviz piyasasının kalbinin attığı yer de yine bu memleket gibi çarşı. Yüzyıllar boyunca Kapalıçarşı gelip geçen Avrupalı gezginlerin hayranlığını kazanmış ve 'ticaret yapılmak üzere kurulmuş bir şehir' olarak nitelendirilmiş. İçi binbir çeşit hediyelik ve antikanın yanı sıra altın, gümüş ile mücevherle dolu bu dev çarşı, geceleri kapanıyor ve sabaha kadar özel güvenlik tarafından korunuyor. Çarşının geçmişte yalnızca yüksek pencerelerinden yansıyan doğal ışıkla aydınlatılmasını tarihçiler toplumun manevi dünyasının bir sonucu olarak nitelendiriyor. Çünkü eski İstanbullular erken kalkar, çalışır ve ezan vakti evlerine dönerdi.

Sayfa 2/5


























MEMLEKET GİBİ ÇARŞI : KAPALIÇARŞI
2002 / OCAK

Üç ana bölümü olan Kapalıçarşı'nın ilk yükselen binası İç Bedesten'dir. Eski Bedesten veya Cevahir Bedesteni diye de anılan yapı, çarşının esas çekirdeğini oluşturuyor. Masal dünyası denli gizemli olan bu bölümde eskiliğiyle ışıldayan binlerce şey bulabilirsiniz: Bakırlar, kehribar tespihler, gümüş yüksükler, kakmalı silahlar, mercan ve firuze taşlar, ikonalar, sedefli aynalar, nargileler, bastonlar, küpeler, kolyeler, altın ve gümüş köstekli saatler, şamdanlar, kupalar, semaverler, eski paralar...
Yapılış sırası ile çarşının ikinci çekirdek binası olan Sandal Bedesteni (Yeni Bedesten ve Küçük Bedesten diye de anılır), 20 kubbesiyle Osmanlı çarşıları içinde en fazla kubbesi olan çarşı özelliğini taşıyor. Çarşının iki ana bölümü dışında kalan diğer bölümleri simetrik ve geometrik değil. Geçirilen çeşitli onarımlarla dağınık bir tarza sahip olan bu bölümler plansızlığın romantizmini taşıyor.

Sayfa 3/5


























MEMLEKET GİBİ ÇARŞI : KAPALIÇARŞI
2002 / OCAK

Kapalıçarşı'nın etrafı da her biri ayrı bir dalda hizmet veren hanlarla sarılı. Bunların başlıcaları ise; Astarcı Hanı, Büyük ve Küçük Safran Hanları, Evliya Hanı, Sarraf Hanı, Mercan Ağa Hanı, Zincirli Han, Varakçı Hanı, Rabia Hanı, Kuyumcular Hanı, Yarım Taş Hanı.
1800'lü yılların sonuna kadar Kapalıçarşı'ya giden bir aile, günışığına hiç çıkmaksızın giyinebilir, evinin tüm eksiklerini giderebilir ve hatta baştan ayağa silahlanıp öyle çıkarmış bu zengin çarşıdan. Bugünün Kapalıçarşısı'nın esas faaliyeti ise girer girmez her yere yayıldığı izlenimini bırakan hatıra eşyası ve incik boncuk satan dükkânlarının dışında altın işlenmesi ve ticareti, antika alışverişi, döviz ticareti etrafında yoğunlaşıyor.
Artık mazi olan mesleklerin isimleri ise hâlâ sokaklarda yaşıyor: Miğferciler, fesciler, yağlıkçılar, sahaflar, yorgancılar, hattatlar. Ancak sahaflar Kapalıçarşı'nın Beyazıt Kapısı'nın hemen çıkışında ayrı bir küçük çarşıda hizmet vermeye devam ediyor.

Sayfa 4/5


























MEMLEKET GİBİ ÇARŞI : KAPALIÇARŞI
2002 / OCAK

"Kapalıçarşı kapalı kutu"... Ünlü şair Orhan Veli'nin deyişiyle, ne kadar dolaşırsanız dolaşın, her şeyi görüp kavramak mümkün olmaz... Ama İstanbul'da olup da gitmemek, görmemek hiç olmaz.

*TANSEL TÜZEL

Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı