YÜKLENİYOR ...

























RÜYA GİBİ BİR SÜS : NAHIL
2002 / OCAK

Bugünden bakıldığında daha çok bir Noel ağacını anımsatan ve inanılmaz incelikteki detaylarıyla insanı düşler âlemine götüren bir süs nahıl. Osmanlı eğlencelerinin, sünnet ve düğün alaylarının ayrılmaz bir parçası... Nahıl, Arapça bir sözcük ve hurma ağacı anlamını taşıyor. Taşıdığı bir diğer anlam ise balmumundan yapılmış ağaç, yapraklı dal ve çeşitli malzemelerin kullanılmasıyla oluşturulmuş süs ögesi. Nahılbent denilen esnaf tarafından yapılan bu süs ağacının Osmanlı sosyal ve kültür yaşamında kullanıldığı alan şenlikler, düğünler ve alaylar olur, bu nedenle bir çeşit 'düğün mumu' niteliği kazanırdı. Nahıl, Rönesans İtalyası ve Anadolu kaynaklı Dionysos şenliklerine kadar pek çok etkinliğin neşesiydi. Arapça kökenli 'Nah' sözcüğü Orta Asya'da altın işlemeli bir kumaş çeşidini tanımlarken, meyvesi ve çiçeği bol olan verimli ağaç anlamıyla da döl bereketine işaret eder ve bu da Dionysos için yapılan adak törenleriyle ilişkilidir.

Sayfa 1/5


























RÜYA GİBİ BİR SÜS : NAHIL
2002 / OCAK

Mitolojide, şarap ve eğlence tanrısı olan Dionysos adına düzenlenen bayram ve adak törenlerinde, alayların önünde Dionysos'un simgesi olan iki kulplu şarap testisi ve üzüm kütüğünün yanında, özellikle Frigya bölgesinde nahıla benzer bir süslemenin taşındığı bilinir. Osmanlı şenliklerinde ilk kez 15. yüzyılda kullanıldığı sanılan nahıl, Sultan II. Mehmed'in düğününde de baş köşededir. Geleneğe göre düğünlerde damat tarafından yaptırılır, gelin giderken alayın önünde yer alır ve gelin odasına yerleştirilir, sünnet düğünlerinde ise sünnet çocuğu için oluşturulan alayın önünde götürülür ve sünnet yatağının yanına yerleştirilirdi. Eğer düğün alayı bir sadrazam veya bir vezire aitse, öndeki büyük bir nahılın ardından sırasıyla şekerleme ve tatlı sinileri, şeker bohçaları, şerbet sürahileri, para keseleri, mücevher kutuları, kurbanlık koyunlar ile katırlara yüklenen diğer hediyeler taşınırdı. Sur-ı hümayunda nahılları idare eden bir nahıl ağası bulunur ve gidişatı bu kişi yönetirdi. Nahılın demirden hazırlanmış ana iskeletinin her yanına

Sayfa 2/5


























RÜYA GİBİ BİR SÜS : NAHIL
2002 / OCAK

yerleştirilen çengellere çiçekler, ağaç dallarının, yemişlerin ve meyvelerin asılları ya da balmumundan yapılmış şekilleri asılır, araları sırma gibi parlak tellerle süslenirdi. Bu süsler arasına balmumundan yapılma hayvancıklar da konulurdu. Nahılların boyutları yer aldıkları alayın önemine göre değişmekteydi. Sayıca çok olması ve şatafatlı görünümü düğün sahibinin de sosyal ve ekonomik statüsünün bir göstergesiydi aynı zamanda. Üç boy olarak yapılan nahılların büyük boyutlu olanları sultan düğünlerinde ve şehzade sünnetlerinde kullanılmaktaydı. Bu tip törenlerde birkaç adet büyük nahılın yanında 20-30 adet kadar orta boy ve çok sayıda küçük boyutluları da yapılırdı. Her kat ayrı bir birim gibi düşünülür, ancak bir bütün olarak görünürdü. Sünnet alayları içinde en dikkat çekeni Sultan III. Murad'ın oğlu Şehzade III. Mehmed'in 1582 yılında yapılan düğünüdür. Renkli balmumundan beş adet büyük boy, 360 kadar da orta ve küçük boy nahıl yapılıp bir hafta boyunca şehirde dolaştırılmıştı. Tarihçi Hammer, Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı İbrahim Paşa'nın düğününde yaptırılmış olan büyük iki

Sayfa 3/5


























RÜYA GİBİ BİR SÜS : NAHIL
2002 / OCAK

nahıldan birinde 60 bin, diğerinde 46 bin parça mum, mulaj ve plakanın kullanıldığından bahseder. Ayrıca, insan kudretine de işaret ederek nahılların büyüklükleri ile ağırlıklarına dikkat çeker. Büyük boyutlu nahıllar 10 ila 22 metre yüksekliğinde olur ve çoğunlukla tersanedeki işçiler veya yeniçerilerden oluşan 200-300 kişi tarafından ince halat ve tellerle bağlanarak taşınırdı. Törenlerde geçtikleri yerlerde taşımaya engel olacak cumba veya şahnişin gibi çıkıntılar ya da duvarlar yıkılabiliyordu. Bu nedenle, alayda marangozlar nahıl taşıyanlarla birlikte yürür ve yıkım işini gerçekleştirir, düğün bitiminde ise yıkılan bölümler tamir ettirilirdi. Nahıllarda yer alan tasvir ve bahçeler rengârenk boyanmış balmumundan yapılır, şekerden yapılma figürler şenlik sonunda yenmesi için halka dağıtılır, diğerleri ise boya malzemesinin zehirli olmasından dolayı dağıtılmazdı. 'Sükker nakkaşı' olarak da bilinen şekerci ustalarının arasında, İspanya'dan Osmanlı topraklarına gelmiş Musevilerin torunları da bulunurdu. Buradan hareketle, şekerci ustalarının Rönesans'a özgü

Sayfa 4/5


























RÜYA GİBİ BİR SÜS : NAHIL
2002 / OCAK

bazı süsleme motiflerini ve tekniğini bilmeleri olağandı. Sükker nakkaşları bayramlarda da çocuklar için şeker yapar, bunlar Alçı Balcı esnafı tarafından satılırdı. Bir nahılda bulunan farklı şekillerin ne olduğunu anlamak için, 16. yüzyılda yapılmış olan bir nahılın üstünde yer alan süslemelere bakmak ilginç olacaktır; küreler, toplar etrafında çimenler içinde havuzlar, havuz kenarında servi ağaçları ve tavus kuşları, lale ve gül bahçeleri, çiğdem, menekşe, lale, karanfil, sümbül, nergis, şakayık çiçekleri ile turunçlar, fıstık, elma, armut, ayva ağaçları, at, deve, aslan, fil gibi hayvanlar ile anka kuşu gibi hayali hayvanlar.18. yüzyıldan itibaren ise, çok sanatlı nahılların yerine sırmalar, gümüş teller ve ipek püsküllerden oluşturulmuş daha sade, daha basit nahıllar yapılmaya başlanır. Günümüzde farklı şekillerde de olsa nahılın Anadolu'nun iç kesimlerinde gelenek olarak halen sürdüğü biliniyor.

* Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay, sanat tarihçisi.

Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı